Kadın gazetecilerin medyada var olma mücadelesi

Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ) Kurucu Direktörü Kiran Nazish

Derya Ülkar – Türkiye’de gazetecilik yapmak günden güne zorlaşırken kadın gazeteciler, eşitsizliğin en yaygın olduğu sektörlerden biri olan medyada var olma mücadelesi veriyor. Geçtiğimiz yıl Uluslararası Gazeteciler Merkezi (International Center for Journalists – ICFJ) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından yapılan ankete katılan 1210 kadın gazeteci ve medya çalışanının yüzde 73’ü, çevrimiçi şiddet, taciz, tehdit ve saldırıya maruz kaldıklarını söylüyor.
Dünya genelinde cinsiyet eşitsizliği, sözlü taciz ve mobbing kadın gazetecilerin en sık yaşadığı sorunlar arasında yer alırken Türkiye’de kadın gazeteci olmanın sıkıntılarını sektörde çalışan kadınlardan dinledik. Sektör çalışanlarına Türkiye’de kadın gazeteci olmanın zorluklarını sorduğumuzda aynı noktada birleşiyorlar: “Bu sektörde kadın çalışan olarak kendini kanıtlamak zorundasın.”

Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ) Kurucu Direktörü Kiran Nazish

Kadın gazetecilere yönelik dünya çapında bir destek örgütü olan Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ) Kurucu Direktörü Kiran Nazish, Türkiye’de bu yıl 52 kadın gazetecinin tehdit ve şiddete maruz kaldığına işaret ediyor. Aynı zamanda Orta Doğu, Güney Asya ve Meksika’yı da içine alan çok geniş bir coğrafyada savaş muhabiri olarak çalışan Nazish, konuya ilişkin şu açıklamada bulunuyor:
“CFWIJ olarak Türkiye’de kadın gazetecilere yönelik tehdit ve şiddet vakalarını uzun süredir takip ediyoruz. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de toplamda 59 vaka kaydettik. Bugün baktığımızda hâlâ 7 kadın gazeteci cezaevinde. Türkiye, İran’dan sonra en çok kadın gazeteciyi hapseden ikinci ülke konumunda. 2020’de, 12 kadın gazeteci alanda haber takibi yaparken polis tarafından fiziksel şiddete maruz kaldı. 2021’e geldiğimizde, yılın ilk iki ayında 52 kadın gazeteci tehdide ve şiddete maruz kaldı. Bu rakam, 2020 boyunca kaydettiğimiz vaka sayısından daha fazla. Özellikle pandemiden sonra cezaevlerindeki kötü koşullar nedeniyle de çok endişeliyiz. Medyadaki zor hikâyeleri haber yapmak için alanda olan bu kadınlardan da çok ilham alıyorum. Karşılaştıkları tüm bu zorluklara rağmen kamu görevlileri olduklarını ve halkı bilgilendirme görevlerini unutmuyorlar. Bu Kadınlar Günü’nde, Türkiye’de her kesimden yüzlerce kadın muhabirin karşılaştıkları zorluklara rağmen kamuoyuna haber vermeye çalıştığını hatırlamak çok önemli.”
Serbest gazeteci olarak çalışan Esra Açıkgöz, Türkiye’de basın çalışanlarının yoğunluklu olarak kadınlardan oluşsa da yöneticileri açısından erkek egemen bir yapıya sahip olduğuna işaret ederek şunları söylüyor:
“Böyle bir sektörde kadın olmak, kendinizi kanıtlamak, ‘ciddiye’ alınmanızı sağlamak için daha fazla efor ve zaman harcamanız gerektiği anlamına geliyor. Mesela, sınırda mülteci sorununu takip etmek isteseniz de, sadece kadın olduğunuz için sıcak haber yerine otellerde yapılan toplantılara gönderilebiliyorsunuz. Tabii erkek yöneticilerin, haberlerin ele alınışından sunuşuna kadar birçok aşamadaki eril zihniyetleriyle mücadele etmek de ayrı bir zorluk. Bazen bir derdi anlatmak niyetiyle yaptığınız haber, seksist bir görsel ya da başlıkla yayınlanabiliyor. Öyle ki, kadın cinayeti, cinsel taciz ve tecavüz haberleri bile gereksiz detaylandırmalar, cinsiyetçi sunuşlarla tekrar kadını mağdur edebiliyor.”
“Cinsiyet eşitsizliğinin yaygın olduğu sektörlerden biri midir?” sorusunu Açıkgöz şöyle yanıtlıyor:
“Maalesef öyle. Hiçbir gazetede kadın genel yayın yönetmeni olmaması bir yana, haber müdürlüğü, bölüm şefliği gibi mevkilerde bile kadın sayısı çok çok az. Şimdiye kadar çalıştığım iki köklü gazeteyi de düşününce, ikisinde de haber işleyişiyle ilgili alanlardaki toplam kadın yönetici sayısının üçü bulmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Cinsiyet, maaş farklılıklarında bile önemli bir etken.”
Açıkgöz, çevrimiçi şiddet tehlikesinin de arttığına dikkat çekerek, “Özellikle evlere kapandığımız şu aylarda iyice arttı. Üstelik kişiler anonim de olabildiği için dozajı da çok yoğun yaşanabiliyor. Kadın cinayetlerine yönelik cezalarda bile takım elbise giyildiği için ‘iyi hal’ indirimi yapılırken, katillerin sırtları sıvazlanırken bu sorunları çözmemiz mümkün değil” uyarısında bulunuyor.

Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunu Gökçe Uygun

“Kadın gazeteciler yönetim kadrolarına giremiyor”
Gökçe Uygun, 2002’den bu yana basın sektöründe emek veren gazetecilerden. Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunu olan Uygun, Ocak 2010’dan beri Gazete Kadıköy’de muhabirlik yapıyor. Uygun’a, “Sektörde karşılaştığı zorlukları” sorduğumuzda medyanın da Türkiye’de herhangi bir meslekte kadın olmanın zorluklarından azade olmadığının altını çiziyor. Kadınların basında da var olma mücadelesi verdiğini söyleyen Uygun, “Kadın olduğunuz için bazı haberleri (siyaset, futbol gibi) layıkıyla yapamayacağınız farz ediliyor. Ayrıca haber kaynaklarının örtülü ve açık tacizlerine maruz kalıyorsunuz. Keza çoğunluğu erkek olan yöneticiler tarafından yapılan mobbing de cabası” diyor.
Medyanın cinsiyet eşitsizliğinin en yaygın olduğu sektörlerden biri olduğu konusuna ilişkin Uygun’un değerlendirmesi şöyle:
“Cinsiyet eşitsizliği var elbette. Cumhuriyet Gazetesi’nde çalıştığım yıllarda, gece editörlüğünde görev almak istediğimde -örtülü bir şekilde- kadın olduğum için pek uygun bulunmamıştı bu talebim. Sahaya çıktığım zamanlarda da, bilhassa erkek kameramanların fiziki engellemelerine maruz kalıyordum. Öte yandan kadın gazeteciler, yönetim kadrolarına da giremiyor. Son 10 yıldır şanslıyım zira kadın meslektaşlarımın yoğun olduğu bir çalışma ortamım var. Gazete Kadıköy’ün büyük çoğunluğu kadın çalışanlar tarafından hazırlanıyor.”
Çevrimiçi şiddet ve taciz olaylarının pandemi döneminde arttığını söylediğimizde ise Uygun, cinsiyetçi tepkiler aldığını şu sözlerle dile getiriyor:
“Hem gerçek hayatta hem sanal ortamda her türlü ‘zorbalığa’ maruz kaldığımız acı bir hakikat. Mesela sosyal medyada bir haberimi paylaştığımda, çoğunlukla erkeklerden gelen cinsiyetçi tepkiler oluyor. Haberin içeriğine değil cinsiyetime vurgu yapan mesnetsiz tenkitlerle karşılaşıyorum genelde.”