Karabaş

Mehmet Necati GÜNGÖR

Ben bir köy çocuğu olarak dünyaya geldim.
Yedi yaşıma kadar köyde yaşadığımı biliyorum.
Erzurum’un Kahramanlar köyü.
Evimiz, geniş bahçeleri, sofaları ve odaları olan bir konaktı.
Bahçelerin birisi baştan başa kokulu katmer güllerle kaplıydı.
Güzel kokan bir bahçeydi.
Anacığım, mevsim sonu yaklaştığında o gül yapraklarını toplar, reçeller yapardı.
Konağımızın  bir de sadık köpeği vardı.
Adı Karabaş’tı. Kangal cinsi bir köpekti.
Köpekler havlayarak konuşurlar.
İki ayaklı kangallar da var ne yazık ki.
Ya bir partinin kapısında, ya da bir siyasetçinin peşinde gelene gidene havlamayı hayatlarının garantisi sayan yaratıklar.
Bunlardan birisi geçenlerde sahibine yaranmak adına eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan’a edep dışı bir cümle ile saldırdı.
Kendisini nefretle kınıyoruz elbette.
“Ananı ve karını” diyerek o edepsiz cümleyi kuran yaratık, liderine sorulan bir soruyu cevaplamış lisanınca.
Yaşar Okuyan’ın annesi merhume Hacı Sabire hanımefendi hayırsever bir Anadolu kadını.
Babasından kalan yüklü mirasın tek kuruşuna elini değdirmeden fakir fukaranın mutluluğu için kullanan bir hayırsever.
Evlilik çağına gelmiş yoksul genç kızların çeyizinden tutun, köylere çeşme götürmeye varıncaya kadar bir sürü hayır işine imzasını atmış.
Bu eli öpülesi Anadolu kadınını rahmetle anıyorum.
İşte o iki ayaklı Karabaş, böyle bir kadına saldırıyor.
“Yazıklar olsun” demek için, O’nun lisanından anlamak lâzım.
Oysa biz O’nun lisanını bilmiyoruz. Çünkü, bulunduğu yerden karşıya havlayan bir yaratık.
Rahmetli Demirel, kendisine sürekli muhalefet yapan bir milletvekilini partisine alınca, partililerinden tepkiler gelmiş.
Onlara verdiği cevap ilginçtir:
“Karşıdan bize bağırıyordu, kapımıza bağladık şimdi karşıya bağırıyor.”
“Bağırdık” sözcüğünü kibarlık olsun diye kullandığını varsayıyoruz.
Bizim konağın kapısındaki Karabaş, inanın o yaratıktan daha asil bir yaratıktı.
Kimseye saldırmadı, kimseyi ısırmadı.
Ne yapalım ki, bazen başka karabaşlar da hayatımıza çok kötü örnekler olarak karışabiliyorlar.
Neden yazdım?
DYP Kurucu Genel Başkanı Dr. Yıldırım Avcı’nın İzmir’deki cenaze ve defin törenine gelen vefalı siyasetçi Yaşar Okuyan’ı görünce o olayı hatırlayıp, bu yazıyı yazmayı kafama koymuştum.
Yaşar Okuyan’ın eline su dökemeyecek bu yaratık O’na yaptığı edepsizce saldırının hesabını elbette adalet önünde verecektir.
Biz, bu yazı ile sadece siyasetin çirkin yüzünü göstermek istedik, o kadar.