Karaboyun: “Ev kadınlarının neye ihtiyaç duyduğunu biliyorum”

Nevin Karaboyun, on beş yıldır Ankara’nın Altındağ ilçesinde yaşıyor. Evlenmeden önce çeşitli iş kollarında çalışan Karaboyun, Çorum’dan Ankara’ya geldikten sonra, şehrin büyüklüğü karşısında bir bocalama yaşamış ve çalışmaktan korkmuş. Çocuklarının doğumuyla, zamanını sadece onlara ayıran Karaboyun, bir gün belediyenin açtığı girişimcilik kursuna yazılmış ve bu kurs sayesinde yapmak istediği mesleği bulmuş. Bir butik açan Karaboyun, eşini de yanına almış ve evlerinin tüm geçimini bu dükkândan sağlamaya başlamışlar. Karaboyun’la ev kadını olmaktan iş kadını olmaya giden yol hikâyesini konuştuk.

RÖPORTAJ / SULTAN YAVUZ (ANKARA) – Nevin Karaboyun, maliyeci olan babasının mesleği nedeniyle Türkiye’nin pek çok yerini gezmiş ve farklı kültürleri tanıma şansına erişmiş bir kadın. Eğitimini farklı şehirlerde tamamlayan Karaboyun, idealindeki işe dair fikirlerini bu süreçte oluşturmaya başlamış; insanlara yakın iletişim kurabileceği keyifli bir sektör… Babasının ısrarıyla bir üniversitede maliye bölümüne giren Karaboyun, bu alanın kişiliğine uygun olmadığını düşünerek okulu bırakmış ve ailesinin aynına Çorum’a dönmüş. Burada muhasebecilik yapmaya başlayan Karaboyun, bu işin kendisine göre olmadığını anlayınca, bir yakınları aracılığıyla kuyumculuk sektörüne girmiş. Kuyumculuğun hoşuna gittiğini söyleyen Karaboyun, “Hem satış vardı hem de kadınları cezbeden takılar vardı. İnsanlarla içli dışlı olabildiğim için tam benlik meslekti, beş yıl çalıştım” diyor.
Daha sonra eşiyle tanışan ve Ankara Altındağ’a gelen Karaboyun, on beş yılki Altındağ’ın durumundan çok etkilenmiş ve “Burası Ankara mı?” diye düşünmüş. Çorum’a kıyasla büyük bir şehir olan Ankara’da gözü biraz korkan Karaboyun, kendisine çalışacak bir sektör bulamamış ama evde oturmak da ona göre değilmiş. Bir network üzerinden evden satış yapmaya başlayan Karaboyun, üç çocuk annesi olunca, beş yılını da evde çocukların bakımıyla geçirmiş. Bu süreçte belediyenin lokallerine sıkça gidip gelen Karaboyun, “Çamlık Kadın Eğitim ve Kültür Merkezi’ne gidiyordum. Aile gelişim ve çocuk kurslarını, takı kursunu takip ettim. Gezileri de çok hoşuma gidiyordu, monoton hayatıma renk katıyordu” diyor.
Altındağ’da açılacak olan girişimcilik kursunu ve KOSGEB desteğini öğrenince heyecanlanan Karaboyun, ne yapabileceğine dair düşünmeye başlamış. Önce gıda sektörünü düşünen Karaboyun, bilmediği bir sektör olduğu için kadınlara yönelik bir iş hayal etmiş. Karaboyun, kurs sürecine ilişkin şunları söylüyor, “Girişimcilik kursuna katıldım, bir haftalık eğitim aldık ama dolu doluydu. Üniversite hayatınızda görebileceğiniz eğitimi bir haftada almak gibiydi. Hayatın özetini veriyorlar size. Hocamız sayesinde piyasa nedir, nasıl araştırılır, iş nasıl tespit edilir? Gibi soruların can alıcı noktalarını öğrendik. Ne satabileceğimi, bana neyin uygun olduğunu tespit ettikten sonra, kararımı vermiştim. Ama bir yıl boyunca dükkân bulamadım çünkü kiralar çok yüksekti. Bir yılın sonunda şimdiki dükkânımı buldum ve çok vasat bir halde olan bu mekanı, küçük dokunuşlarla güzelleştirebileceğimi düşündüm. Dekorasyoncu bir arkadaşla çalıştık, ürün seçimini ise özenle yaptım. Kendime almayacağım hiçbir şeyi dükkânıma koymadım. Benim için kalite önemliydi, hem kaliteyi düşürmemeliydim hem de uygun fiyatta olmalıydı. Çünkü ev hanımlarının bütçelerini biliyorum. Neyi, ne kadara alabileceklerini biliyorum ya da neyde taviz verip vermeyeceklerini… O yüzden az, öz, nokta atışı ürünler olmasına dikkat ediyorum. İnşallah da başarabilmişimdir.”
“Ev kadınlarının dışarı çıkmaya ihtiyaçları var”
Üç aydır kendi butiğinde çalışan Karaboyun, “Bir kişiye satınca, on kişiyle geri geliyor. Batıkent, Eryaman, Sincan şu an en yakın olan müşteri yerlerim. Kısa süre olmasına rağmen, mahallede sıcak karşılandım. Her kesimden insan var ama insanların birbirine saygısı çok güzel. Beni sevdiler, kızları gibi görüyorlar. Ben de onları öyle görüyorum hatta beni yemeğe davet ediyorlar. Açılışta da beni yalnız bırakmadılar, yalnız olmadığınızı hissetmek ve o moral desteği çok iyi geliyor. Şu an KOSGEB’le de çalışmalarımız ilerliyor. İlk aşamayı geçtik, şu an iş planı aşamasındayız ve oranın desteğini de alacağımızı biliyoruz. İLO’nun desteği de çok güzel, her aşamada bize soruyorlar. Manevi olarak çok büyük bir moral oluşturuyor tüm bunlar…” diye ifade ediyor.
Ev kadınlarının stres atmak için evden çıkmaya ve alışveriş yapmaya ihtiyaç duyduklarını kaydeden Karaboyun şunları söylüyor, “Ben evdeyken en çok bunu yaşadım, dışarı çıkınca motivasyon oluyordu. Mağazaya girdiğimde ne ararım? Diye düşününce, çocuklu bir kadınım, önce çocuklarıma kıyafet almam lazım ya da bir şey örmem lazım. Kozmetik alırım, değişik ve süslü kap kacak alırım. Başörtülüysem eşarp alırım, ona uygun bir pantolon alırım. Çanta benim için en önemli aksesuar örneğin… Her şeyden olsun ama düzgün olsun istedim. Her şeyi yığmak yerine sayılı ürün seçtim. Gelen müşterilerim de burada her istediklerini bulabildiklerini söylüyorlar.”
“Artık ben varım diyebilme şansınız var”
Karaboyun, çalışırken nelere sahip olduğunu, evde oturunca nelerden vazgeçtiğini anlamış. Karaboyun, “Ben çalışma hayatının içinde olmalıymışım, çalışmak için varım, bunu biliyorum. Evde oturduğum zamanlarda kendimi resmen öldürmüşüm, çocuklarıma verimli oldum ama kendimi pasifleştirdiğim için kızıyorum. En azından kendi maddi özgürlüğümü elime alıyorum ya, o çok farklı bir şey. Artık ben varım diyebilme şansınız var. Bu benim için çok önemliydi. Hem çalışma hayatında varım, hem insanlara kendi seçtiğim kıyafetleri giydirmek çok güzel” diye anlatıyor.
Evlerinin geçimini butikten sağlayan Karaboyun, eşinin daha önce kuyumculuk sektöründe çalıştığını, şimdi ise butikte birlikte çalıştıklarını kaydediyor. Eşinin desteğinden mutlu olduğunu belirten Karaboyun, “Belki yabancı bir insanla bu kadar uyumlu olamazdık. Neye, ne kadar para harcayacağımıza birlikte karar veriyoruz” diyor.
Altındağ’a ilk geldiğinde, köy ve şehir arasında sıkışmış çok geri kalmış olan bu ilçenin üç kattan yüksek binaları olmayan, herkesin kapısının önüne çöp yığdığı bir yer olduğunu, Çamlık’ın anayolunun olmadığını ve kimsenin doğal gazı görmediğini vurguluyor. Altındağ’daki dönüşüm için Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’ye teşekkür eden Nevin Karaboyun, “Erkekler de, kadınlar da çok değişti, toplu yaşamayı ve kapılarının önüne çöp atmamayı öğrendiler. Bu sorunları çözen başkanımızı gerçekten takdir ediyorum” diyor.