“Kent ve Beden”in deformasyonu

Metalaşan insan anatomisinin sanatsal yansımaları

Genç yetenek Senem Gümüşay, Tosca Art Design’de açtığı “Kent ve Beden” isimli sergide kentleşme süreciyle birlikte yıkıma uğrayan anatomik yapılarla fiziksel ve ruhsal açıdan deforme olan insanı tuvaline yansıttı

NAZ AKMAN (ANKARA) – Tosca Art Design’de açılan “Kent ve Beden” sergisi modernleşme süreciyle birlikte değişen insan anatomisini gözler önüne seriyor. Genç yetenek Senem Gümüşay’ın 16 tablo ve bir heykelden oluşan sergisi sanatseverler tarafından yoğun bir ilgi gördü. Serginin açılışında bedenini inşaat demirler içerisinde alçılayan Gümüşay’ın performansı da ayakta alkışlandı. 14 Aralık Cuma gününe kadar izlenilebilecek olan sergide, kentten malzemelerin yoğunlukta kullanıldığı, tuval üzerine transfer edilen kent görüntülerinin deforme edilmesi ve yine tablolara yerleştirilen insan bedenlerinin lekesel ve anatomik bozulmaları da görülebilecek. Gümüşay eserlerinde çatı malzemesi, asfalt ve alçı gibi pek çok inşaat malzemesi kullandı.
Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun olan Gümüşay, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Anasanat dalında yaptığı yüksek lisans eğitimini “Kent ve Beden” sergisi ve performansı ile taçlandırdı. Genç yaşta çok sayıda ödüle layık görülerek yurt içi ve yurt dışında pek çok karma sergiye katılan Gümüşay, ilk kişisel sergisini de “Kent ve Beden” ile açtı. Gümüşay aynı zamanda Avrupa Birliği proje kapsamında gönüllü öğretmen olarak İspanya’da resim ve seramik alanlarında eğitimler de verdi.
Özellikle insan anatomisi üzerine çalışmalar yaptığını ifade eden Gümüşay, “Kent ve beden üzerine çalışmalar yapıyorum. Modernizm sonucu yaşadığımız kentleşme sürecinde değişen pek çok kavram oldu. Post modernizmden sonra sürekli değişen ve devam eden bu kavramların bedenler üzerindeki etkisini araştırdım. Yıkıma uğrayan insan anatomisinin aynı zamanda zihinsel sürecini de irdeledim. Bu zihinsel sürecin bedene yansıması ve nihai olarak insan bedeninin çok fazla deformasyona uğraması vardığım sonuçlar arasında yer aldı. Bu durum sadece kentleşmenin getirdiği olumsuzluk değil. Bununla beraber modern kapitalizmin dayatmaları da bedenin hem ruhsal hem de fiziksel bozulmalara uğramasına doğrudan etki ediyor. Tüm bu bozulmaları tuvalime yansıtmaya çalıştım, elbette bunu yaparken kentten malzemeleri de kullandım” diye konuştu.
Bedenini inşaat demirleri arasında alçıladı
“Kent ve Beden” sergisi ile yüksek lisans savunmasını verdiğini söyleyen Gümüşay, kendi bedenini alçılayarak, yine kentten malzemelerden olan asfaltı kullanarak elde ettiği çürüyen beden heykelini de canı performansıyla yeniden sergiledi.
Gümüşay performansına ilişkin, “Kentte sürekli bir inşaat süreci, dönüşüme duyulan arzunun sürekli var olma çabası bedenlerin aslında o betonların arasında sıkışıp kendi doğasından kopmasına neden oluyor. Yani insan bedeni meta haline dönüştürülüyor. Beden, doğa ile bir bütünken bu modernleşmenin içinde farklı bir varlık olarak görülüyor. Performansımda, yaptığım eserlerden ürettiğim heykellere kadar tüm süreçlerde var olduğumu bunun ötesinde sanatın; fotoğraf, video, heykel, resim gibi pek çok disiplinini kullanarak yansıtmak istediğim mesajı bu sayede verdiğimi göstermeye çalıştım. Kendi bedenimi inşaat demirleri içinde sıkıştırarak, alçıyla kaplattırdım. Aslında yaşadığımız bu deformasyonu performansımla göstermeye çalıştım. Kentin sürekli inşaat süreci ile bozulan yaratıcı yıkımını, resimlerimde yaptığım lekesel ve anatomik bozulmalarla birleştirdim” dedi.