Keykubat: ABD’de zeytinyağı satamıyorsak, bu bizim suçumuz

Ziraat Mühendisi Bilge Keykubat, tarım ve gıda ürünlerinin günümüzün yeni savaş araçları olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin gıda politikasının bu görüş doğrultusunda bütüncül bir yaklaşımla yapılandırılması gerektiğini vurguladı. Tarım ve gıda konusunda markalaşmanın ve bu bağlamda dijital dünyanın çok önemli olduğunun altını çizen Keykubat, alan deneyimlerinden de yola çıkarak, mevcut tarım ve gıda sorunları ile izlenmesi gereken yol haritasını 24 Saat gazetesine değerlendirdi

SULTAN YAVUZ/ ANKARA

Ziraat Mühendisi ve Gıda Uzmanı Bilge Keykubat, İzmir Ticaret Borsası’nda arge uzmanı olarak çalışıyor. Aynı zamanda sekiz yıldır yayınlanan ve iki kurucusundan biri olduğu Apelasyon isimli uluslararası aylık tarım ve gıda dergisinin de genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor. Tarım ve gıda influencer’ı olarak da kabul edilen Keykubat mesleki bilgileri ve alan deneyimlerimden yola çıkarak, tarım ve gıda sektörünün mevcut sorunlarını ve çözüm önerilerini 24 Saat gazetesiyle paylaştı. Keykubat’a göre ülkeler, tarımı artık savaş aracı olarak kullanıyorlar ve Türkiye yer altı ve yer üstü kaynaklarını eşit olarak gözeterek, su, enerji, gıda ve toprağı da içine alan bütüncül bir yaklaşımla tarım politikalarını üretmeli. Keykubat’a göre sosyal medyanın özellikle markalaşma konusunda katkısı büyük… Kendisi de sosyal medyayı etkin kullanan Keykubat, köylerdeki genç iş gücünü de kaçırmamak için söz konusu bölgelere kültürel ve teknolojik hizmetlerin verilmesi ve geliştirilemesi gerektiğine vurgu yaptı…
Köydeki gençler neden kaçıyor?
-Çiftçilerin ve tarım alanında üretimde bulunan insanların mevcut soruları neler? İthal bağımlılık, girdi maliyetlerinin yüksek olması, devletin yeterince teşvik edici olmayışı gibi eleştiriler söz konusu… Nasıl bir tarım politikasına ihtiyaç var?
Bilge Keykubat: Öncelikle tarım siyaset üstü bir mesele olarak ele alınmalı. Bakın, dünyada iki milyar aç insan var ve âdil, güvenilir gıda teminatında sıkıntı yaşanıyor. Ülkemizde de, dünyada da bu durumun yaşanma sebebi tarım ve gıda politikalarından kaynaklanıyor. Benim altını çizdiğim husus, ülkeler artık tarımı bir savaş aracı olarak kullanıyorlar. Uçak ve tüfeğin yerini gıda alıyor. Gıda sanayisini çok önemsiyorum ve bu da ucuz ve kaliteli bir hammadde ile mümkün. Ülkemize baktığımızda, en ucuz ve kaliteli hammaddenin tarım ve gıda ürünleri olduğunu görebiliriz. Tarımda sanayileşmek demek, şirket ve fabrikalar yoluyla üretim ve satışı kayıt altına almak demek. Çünkü ülkemizde tarım ve gıda sektöründe kayıt dışı satış da çok fazla ve bu da ekonomiye kötü yansıyor. Öte yandan tarımda sanayileşmek istihdam anlamına da geliyor.
Köydeki gençler neden kaçıyor? Zeytinyağını üretiyoruz ama hammadde olarak bidonla satıyoruz, üzümü ya da kekik yağını üretiyoruz ama onları da hammadde olaraz satıyoruz. Biz bunları markalaştıramıyoruz, oysa katma değerli ürün hâline getirmemiz gerekiyor. Devletimiz önce tarım sanayisine öncelik vermeli ve özellikle gençleri yönlendirmeli… Kırsal alanda çifçilik yapanların yaş ortalaması 55-60 ve biz dijitalleşen bir dünyada bu grubun uyum sağlamasını bekleyemeyiz, çok zor. Benim ilköğretime giden oğlum teknolojiye benden daha çabuk adapte olabiliyor. Tarım ve gıda sektöründe gençleri tutmak zorundayız. Mesela Manisa Turgutlu’da, Musacalı köyünde genç bir kardeşim var, babasının 160 dönüm bağı ve 35 tane büyükbaş hayvanı var ama çocuk köyde kalmak istemiyor. Sorduğumda ise, Ben köyde kız arkadaş edinemiyorum. Olsa da onu kafeye, sinemaya ya da tiyatroya götüremem köyde. İnternete de sürekli erişemiyorum” diyor. Haklı, ülkenin her yerinde internet olsa da, kırsalda, dağda bayırda çekmeyebiliyor. İşte bu nedenle köylerde sosyal yaşamı güçlendirmemiz gerekiyor.
Mesela kaç üretici drone kullanabiliyor? Benim bile kullanmam zor ama gençler daha iyi yapabiliyor. Biz hem gençleri kaçırıyor hem de tarımda markalaşmadan uzaklaşıyoruz. Teknolojik gelişmeleri yansıtarak, sanayileşmeyle gençleri tutabiliriz. Evet, maaliyetler yüksek, yurt dışındaki ürünler bizi zorluyor, oradaki üretim teknikleri, devlet teşviki… Biz de tarım hâlâ ikinci, çiftçi ise üçüncü sınıf görülüyor. Gıda ve ziraat mühendisi işsiz arkadaşımız çok. Fakat bu sorunları kabul etsem de bizim bahane değil, çözüm üretmemiz gerekiyor. Yurt dışına karşı daha güçlü olmak için tarımın artık yeni savaş aracı olduğunu bilerek hareket etmeliyiz.
“Markalaşamadığımız, dijital uyum sağlamadığımız sürece yokuz”
-Siz de etkin bir sosyal medya kullanıcısısınız ve sosyal medyanın gücünü çok vurguluyorsunuz…
Keykubat: Evet, gelişmeleri takip etmemiz gerekiyor. Devlet yetersiz kalıyorsa, biz yol bulmalıyız. Yeni ürün geliştirip markalaşmalıyız. Bu da iyi tanıtımla olur. Eğer ABD’de zeytinyağı satamıyorsak bizim suçumuz. Ülkeler dünya çapında bilinen markaya bakıyor, bizim doğru düzgün markamız yok ki… Markalaşamadığımız, dijital uyum sağlamadığımız sürece yokuz. Dijital kimliğiniz yoksa siz de yoksunuz. Sosyal medya çok önemli, genç arkadaşlarıma da bu tavsiyeyi veriyorum.
-Sosyal medya üzerinden organik ürünler de satılıyor ve bir kısmı büyük şehirden giden insanların üretimleri şeklinde karşımıza çıkabiliyor. Bu bir akım mı?
Keykubat: Özellikle son bir kaç yıldır tarım ve gıdanın önemi herkes tarafından anlaşıldı. Sağlıklı ve uzun yaşam, paranın önüne geçti. Doğada gıdalarla çalışmak, iyi ürünlerde yapılmış yemek tüketmek… Kırsal alana başlayan göç pandemiyle arttı, çünkü herkes eve hapsolurken kırsaldaki insan üretime devam etti, bahçesine çıktı. Ben aynı zamanda danışmanlık da yaptığım için, Ankara ve İstanbul’dan çiftlik kurmak için İzmir’e gelmeyi isteyenler oluyor ama tarım çok zordur, bilinmeden yapılamaz. Mesela Ankara’dan bir aile burada hayvan çifliği kurmak istiyordu, “Çiftlik eşinizin kuması olacak, ondan daha fazla zaman geçireceksiniz, başında duracaksınız” dedim. Bilmiyorsanız kolay iş değildir ve onlar da bir kaç çiftliğe bakıp vazgeçtiler.
İnsanlar iki amaçla geliyor; para kazanmak ve burada yaşamak. İki anlamda da zor çünkü mental olarak da bedenen de hazır olmak lazım. Gerçekten bu işten para kazananlar da var ama tüm ailenin buna hazır olması gerekir, bu akımda çiftlik kurup iflas eden de, pişman olan da çok. Ayrıca bu işten ilk bir-iki yıl para kazanamasınız, maddi olarak da birikim gerektiriyor. Kolay iş değil…
-Sosyal medya nasıl olanaklara kapı açıyor?
Keykubat: Sosyal medya ile fiziksel olarak ulaşamayacağınız dünyanın farklı yerindeki insanlara rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. Kullandığınız hashtag’ler, insanların paylaşması sayesinde çok farklı kişilerle temas kuruyorsunuz. Sizin pr çalışmanız anlamına geliyor ve günümüzde en önemli tanıtım ve araştırma aracı.
“Toprak altı da üstü da bize ait ve bunlar arasında dengeli bir politika güdülmeli”
-Dünyada gelecekte olası savaşların su ve gıda yüzünden çıkacağı konuşuluyor. Dediğiniz gibi halihazırda bile birçok insan güvenli ve yeterli gıdadan mahrum. Bir pandemi sürecindeyiz ve gelecekte yenileriyle karşılaşabiliriz. Bu minvalde devlet nasıl bir yol izlemeli?
Keykubat: İnsanlık tarih boyunca meydana gelen savaş ve katliamların nedeni su, gıda, enerji ve toprak olmuştur. Bizim Anadolu’da su gani gani, toprak gani gani, enerji de öyle… Kadim Anadolu, medeniyetin, tarımın beşiği ve önce bunun farkına varmalıyız. İnsanları, yönetimleri severiz veya sevmeyebiliriz ama Anadolu’yu sevmek zorundayız. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız ve dünyanın gözü neden Anadolu’da? Çünkü Anadolu’da su, gıda, toprak ve enerji var. Bizim politikamız bu dört noktaya odaklanmalı çünkü iklim krizleri, kuraklıklar, afetler dünyayı etkilemeye başladı. Biz ise bu süreçte iyi bir konumdayız. Rüzgâr, güneş ve dalga enerjisinin yanı sıra petrolümüz var. İran, Irak ve Suriye ile aynı havzadayız petrol olmaması mümkün mü? Toprak altı da üstü da bize ait ve bunlar arasında dengeli bir politika güdülmeli.
Toprağın altını hayâl ederek, üstünü unutmamalıyız. Toprağın altındakiler bir sefede satılıp biter ama üstü, kuşaklarca beslemeye devam eder. Zeytinlikleri, incir ve üzüm bahçelerini unutursanız olmaz. Su, enerji ve toprağın dengeli yürütülmesi gerekir. Benim fikrim, üreticimizin de, sanayicimizin de, ziraat mühendisimizin de, gazetecimizin de, halkımızın da birlik olması gerekiyor. Bilimin ışığında ve ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde yürüdüğümüz sürece hep başarılı olacağımıza inancım sonuz. Genç arkadaşlara en önemli tavsiyem; okuduğumuz, araştırdığımız, yorumladığımız ve sorguladığımız sürece varız…