Kılıçdaroğlu: Bilim Kurulunun önerilerine uyulmalı

ANKARA  – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Hangi engeli getirirlerse getirsinler bizim belediye başkanlarımız iyilikte yarışacaklardır. Gerekirse bütün masrafları keseceklerdir ve hatta gerekirse belediye başkanı aylığını dahi bu işe ayıracaktır. Bu konuda çok açık ve çok net bir tavrımız var.” dedi.
Kılıçdaroğlu, Fox TV’de canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Kemal Kılıçdaroğlu, koronavirüsle mücadele çerçevesinde hekimlerden, iktisatçılardan, sosyologlardan oluşan üç ayrı komisyon oluşturduklarını, olayı incelemeye çalıştıklarını söyledi.
Sorunun çözümü noktasında strateji üzerine yoğunlaştıklarını belirten Kılıçdaroğlu, hem sağlık hem ekonomik alanda alınması gereken önlemlere ilişkin yaptığı açıklamaları anımsattı.
Kılıçdaroğlu, sadece 65 yaşın üstündekilerin sokağa çıkmasına yönelik kısıtlamanın yanlış olduğunu savunarak, “O evden çıkmayacak ama onun çocuğu çıkacak, işini yapacak ve akşam eve gelince zaten bulaştıracak. Akıl dışı kararları anlamak mümkün değil.” dedi.
“Evde kal” kampanyasına da değinen Kılıçdaroğlu, “Tamam güzel ama evde kalınmıyor. Bu insanlar iş güç sahibi. Ev geçindirecek ve onlara bir güvence verilmesi lazım. ‘Evinizde kalın sizin sorununuzu biz çözeceğiz, ekmeğinizi getireceğiz, aylığınızı asgari ücret üzerinden, işsizlik sigortası fonundan ödeyeceğiz’ denmesi lazım. Bunlar yapılmadı.” diye konuştu.
“Bilim Kurulununönerilerine uyulmalı”
Hükümetin ekonomi paketini anımsatan Kılıçdaroğlu, “Sağlık konusunda Bilim Kurulu hangi kararı veriyorsa o karara uyuyacaksınız. Çünkü Bilim Kurulu bu işin kalbi, merkezi. Sağlık kurulunun aldığı kararların bir kısmına uyulmadı, uyulmadığı için toplum bu noktaya geldi ve daha ciddi bir hasarla karşı karşıya kaldı.” ifadelerini kullandı.
“Yaşanan ekonomik sıkıntıdan nasıl çıkılacağı” sorusu üzerine, önce sağlık önlemleri alınması, yasakların getirilmesi, Bilim Kurulunun önerilerine uyulması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Bilim Kurulu en baştan ‘şunları şunları yapın’ dedi, maalesef onların büyük bir kısmı yapılmadı. Zaten sorun orada.” dedi.
Cumhurbaşkanı kararı veya bakanların aldığı kararla kapatılan iş yeri sayısının 144 bin 690 olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
“Berber, kuaför, güzellik salonu. 504 bin kişi işsiz kaldı. Evinde ve herhangi bir geliri yok. Motorlu kurye çalışanlarının sayıları 982 bin. Ama bunların 500 bini işsiz, diğerleri şu anda hala çalışıyorlar, servis yapıyorlar. AVM’lerdeki işsiz sayısı 523 bin kişi. Kahvehaneler kapandı Türkiye genelinde 259 bin kişi işsiz kaldı. Bunlar gündelikle çalışanlardır. Okul kantinleri kapandı yurtlarda, üniversitelerde, okullarda 150 bin kişi işsiz kaldı. Lokanta, restoran, kafe bunlar da kapandı.”
Bağış kampanyalarına yönelik bir soruya ise Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:
“Bizim inancımızda ‘İyilikte yarışınız’ der. Neden iyilik yapmak isteyenleri bundan men ediyorsunuz. Bunu anlamak mümkün değil. Bizim belediyelerimiz bugün binlerce kişiye nakit, on binlerce kişiye gıda yardımı yaptılar. Doğal gaz ve elektrik konusunda ilgili firmalara yazılar yazıp, ‘Açınız bunları’ diye uyardılar. Borç nedeniyle kapanan suların açılmasını sağladılar. Bütün belediye başkanlarımız daha seçimlerin başında taahhüt ettiler ‘Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek’ diye. AK Parti’li belediyelerde bağış alıyorlar. Yanlış mı yapıyor? Hayır doğru yapıyor.” Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarına, gıda ve diğer yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasına yönelik talimatının anımsatılması üzerine, “Yine yapacaklar. İş dünyasından son derece saygın insanlar var, yoksullara yardım yapmak istiyorlar. Getirecekler paketleri verecekler veya belediye o paketleri oradan alacak yoksullara dağıtacak. Belediye burada aracılık yapacak.” dedi.
Kılıçdaroğlu, kendisinin öneriler paketinin anımsatılarak, “Devletimizin kaynağı var mı?” sorusuna da “Bugün yeteri kadar kaynağımız var mı? Hayır yok. Üzülerek ifade edeyim yok. Bağış kampanyası açılmasının nedeni de bu zaten. Yani ‘CHP’li belediyelere vermeyin sadece bize verin, biz bu yardımı yapacağız.’ 900 milyon liraya yakın bir para toplandı. Bu paranın büyük bir kısmını kamu kuruluşları ödedi. Zaten bunlar devletin parası. Bu kurumlar paraları veriyorlar ama Kurumlar Vergisi beyannamesini verdiklerinde yaptıkları bağışın tamamını vergi matrahından düşecekler.” karşılığını verdi. Hükümetlerin 2002 yılına kadar bütün harcadıkları rakamın 713 milyar dolar, AK Parti hükümetleri döneminde harcanan rakamın ise 2 trilyon 346 milyar dolar olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, “79 yılda harcanan paranın 3,5 katı para harcandı ve bugün devletin kasası alarm veriyor.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “fedakarlık yapma dönemi” ifadelerine katıldığını belirten Kılıçdaroğlu, “Buna itiraz etmiyorum çünkü kasa tamtakır, bir yerlerden fedakarlık yapacağız. Şimdi soru şu, fedakarlığı kim yapacak? Fedakarlığı devletten dolar bazında devlet garantili ihale alanlar yapacak.” ifadesini kullandı.
Devletin verdiği garantilerin bir yıl ertelenmesi gerektiğini aktaran Kılıçdaroğlu, dolar bazında verilen garantilerin de Türk lirasına çevrilmesini istedi.
Milli Dayanışma Kampanyası kapsamında 800 küsür milyon lira toplandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, “Osmangazi Köprüsü’nün 2020 yılında hazineye maliyeti 2 milyar 300 milyon lira. Yavuz Sultan Selim Köprüsü için ödenecek 790 milyon lira, Avrasya Tüneli için ödenecek para 300 milyon lira. Sadece 3’ü için, diğerlerini, şehir hastanelerini katmıyorum.” dedi.
İş yeri kapatılan işçi ve esnaf için hiçbir önlem alınmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, “Çiftçi için ne yapıldı? Bizi bekleyen en ciddi tehlikelerden birisi de bu gıda açığı. Bu konuda ne yapıldı?” diye sordu.
Tarım Kanunu’na göre çiftçiye her yıl milli gelirin en az yüzde biri oranında destek verilmesi gerektiğini aktaran Kılıçdaroğlu, “Hiçbir zaman yüzde bir oranında verilmedi. Çiftçinin devletten alacağı var, Erdoğan’dan alacağı var ama o alacak ödenmediği gibi çiftçi şu anda borç batağında.” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, çiftçinin borçlarının bir yıl süreyle faizsiz ertelenmesini, yeniden yapılandırılmasını istedi.
Kılıçdaroğlu, “Bugün Türkiye’yi yöneten kişi olsanız ve böyle bir salgınla karşı karşıya kalsak, elektrik, su, doğal gaz faturası konusunda ne yapabilirsiniz?” sorusuna “Elektrik, doğal gaz faturalarını askıya alırım.” karşılığını verdi. Belediyelerde borç nedeniyle suyu kesilen abonelerin suyunu açtıklarını aktaran Kılıçdaroğlu, belediye başkanları tarafından elektrik ve doğal gaz şirketlerine faturaları bir süre işleme koymamaları yönünde yazı yazıldığını ancak bu şirketler tarafından alınan bir karar bulunmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, iktidarın bu konuda karar alması gerektiğini kaydetti.
İşletmeler için sicil affı çıkarılması gerektiğini, böylece küçük işletmelerin kredi alabileceklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Niye yapmıyorlar? Ama o milyar dolarlık garanti verilenler talepte bulunsa hemen yaparlardı.” ifadesini kullandı.
Devletin aile yardımları sigortası ile ihtiyaç sahibi ailelere her ay 2 bin lira gelir güvencesi vermesi gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, pek çok ülkede bunun örneklerinin bulunduğunu söyledi.

“400 binden fazla iş yeri kapandı”
Kılıçdaroğlu, 400 binden fazla iş yerinin kapandığını, işsiz kalanların sayısının 2 milyonu aştığını dile getirdi.
Bağış kampanyası konusuna değinen Kılıçdaroğlu, “Hamaset ediyorlar, hamaset yapacak zaman mı Allah aşkına? İyilikte yarışacaksınız kardeşim. Bırak belediye de alsın, sen de bağış kampanyası açtıysan aç. Açtığın bağış kampanyası yaraya merhem olmayacak. Ciddi önlemler, ciddi tedbirler almak lazım. Bunları almadığınız takdirde çok daha ciddi sorunlarla karşılaşacağız.” dedi.
EPDK’nin, faturaların eski tüketim ortalamalarına göre yazılması yönündeki kararı sorulan Kılıçdaroğlu, “Yani hiçbir fedakarlığa katlanmayacaklar. Elektrik üretip satanlar da vatandaşa doğal gazı bağlayanlar da herhangi bir yükümlülük altına girmeyecekler.” diye konuştu.
Merkezi hükümetle yerel yönetimlerin iş birliği yapması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Yerel yönetimler kendi beldelerini çok daha iyi tanıyorlar, bunları kalkıp da ‘paralel devlet’ diye suçlamak kadar abes bir şey yok.” ifadelerini kullandı.
Birlik ve beraberlik varken toplumu ayrıştırmanın doğru olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Yok merkezi hükümet, yok yerel yönetim, yok ‘sen para toplama, parayı ben toplayacağım’, yok ‘sana bağış kimse yapmasın, banka hesaplarına el koydum’, ne yaparsanız yapın ben bu milletin ferasetine güveniyorum.” dedi.