Kılıçdaroğlu emekçilerle buluştu

ANKARA (ANKA) – CHP lideri Kılıçdaroğlu, 1 Mayıs’ta aralarında sağlık personeli, apartman görevlisi, kurye, maden işçisi ve gazetecinin de bulunduğu farklı sektörde çalışan 12 emekçi ile buluşarak sorunlarını dinledi. CHP lideri, “Ülkesini seven, barışı, huzuru savunan, her birimizin kimliğine, inancına yaşantısına saygı gösteren bir anlayış içinde yola çıkıp gerçek anlamda Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmalıyız” dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aralarında sağlık emekçisi, apartman görevlisi, kurye, maden işçisi, gündelikçi ve gazetecinin de bulunduğu, farklı sektörlerde çalışan 12 emekçi ile “1 Mayıs” buluşması gerçekleştirdi. Emekçilerin bayramını kutlayan ve sorunlarını dinleyen Kılıçdaroğlu, “Ülkesini seven, barışı, huzuru savunan, her birimizin kimliğine, inancına yaşantısına saygı gösteren bir anlayış içinde yola çıkıp gerçek anlamda Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmalıyız” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ile Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın da katıldığı, video konferans yöntemi ile gerçekleştirilen görüşmede Kılıçdaroğlu şu mesajları verdi:
AYNI HEYECANLA: Alın teri dökenler, emek harcayanlar, hakkıyla hukukuyla kazandığı parayla evine ekmek götürenlerin bayramı. Bu bayram emeğin bayramı, yani sizlerin bayramı, yani bizlerin bayramı, sizlerin ve size saygı duyanların bayramı dolayısıyla bayramınız kutlu olsun. Sokaklara doğal olarak çıkılmayacak olmasının da haklı bir gerekçesi var ama sonuçta 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı nasıl kutladıysak 1 Mayıs’ı da emeği bayramını da aynı çerçevede, aynı heyecanla, aynı güzellikte kutlamaya çalışacağız. Elbette ki yaşadığımız Covid-19 krizi sadece Türkiye’yi değil tüm dünyayı etkileyen, sarsıntılar yaratan bir hastalık. Önlem alınıyor, her ülke önlem alıyor biz de önlem almaya çalışıyoruz.
ALKIŞLAMAK LAZIM: Önce şunun altını özenle çizmemiz gerekiyor. Sağlık çalışanları bu sürecin en az hasarla atlatılması için olağanüstü çaba gösterdiler. Bu ülkenin güzel insanları balkonlara çıktılar sağlıkçıları alkışladılar, gerçekten onları alkışlamak lazım. Onlar çocuklarımıza, ailelerimize virüs bulaşmasın diye evlerine bile gitmediler. Uzun süre evlerinden yurtlarından ayrı kaldılar, çocuklarından ayrı kaldılar. Bunlar dolayısıyla bir fedakarlıksa bu fedakarlığa büyük ölçüde sağlık çalışanlarının katıldığını ifade edelim.
SOKAKTA ÇALIŞANLAR: Sokağa çıkma yasağı olmasına karşın alanda çalışan polislerimiz, bekçilerimiz var, kuryelerimiz var, kargo işçilerimiz var dolayısıyla bunlar günlük hayatta ciddi aksaklıklar olmasın, hizmetler yüzde yüz aksamasın diye çalışan kardeşlerimiz. Bunların da kendilerine göre ciddi sorunları var. Bu sorunlar az önce Sinan Bey tarafından dile getirildi. Normalde bizim beş saat çalışıp bazen dinlenmemiz lazım ama bazen on saate varan ölçülerde çalışıyoruz ve bu da bizim açımızdan ciddi bir risk doğuruyor. Üstelik kargo işçilerinin çalıştıktan sonra aksam eve gittiklerini biliyoruz çünkü gidecek başka bir yerleri yok. Sağlık çalışanları için bazen özel mekanlar tutuldu ama kargo işçileri için maalesef böyle bir olanak yok. Onların da sigortalı olması, sendikalı olması önemli. Nasıl kargo işçileri çalışıyorsa, kuryeler, bekçiler çalışıyorsa sokaklarda gazeteciler de doğal olarak haber peşindeler. Bunların da mutlaka korunması, bunlarla ilgili de ciddi önlemlerin alınması gerekir. Bu konuda işverenin yeteri kadar duyarlı olduğunu düşünüyor muyuz?
GAZETECİLERİN SORUNLARI: Bildiğim kadarıyla belli sorunlar var. Bu bazen medyaya da yansıyor yani gazeteciler de kendi haberlerini, kendileri ile ilgili aksayan yönleri haber konusu yapabiliyorlar biz de oradan izliyoruz. İşlerini kaybetme korkusu var. Arkadaşlar sendikalaşmak istedi sonra işlerine son verildi az önce de söyledim kıdem tazminatları ödendi mi diye hala ödenmemiş. İşlerine son verilen gazetecilerin kıdem tazminatının verilmemesi doğru değil. İzlenmesi lazım ama bu konuda sadece Türk-İş’in sadece DİSK’in ayrı ayrı değil birlikte bu soruna sahip çıkmaları lazım bugün iş sendikasına üye olan işçinin kıdem tazminatı ödenmediğin de diğer sendikalar sessiz kalırsa o zaman parçalanma dediğimiz bir süreç başlamış olur. Objektif olmaya çalışan, doğru haber ulaştırmaya çalışan gazeteler üzerinde mali baskılar var. Basın İlan Kurumu belli gazetelere ilan vermeme kararı aldı ve bu gazeteler gelirsiz kaldılar.
YASA DENGESİZ: Bir kişi pandemi dolayısıyla işsiz kaldı. Eğer kısa çalışma ödeneğinden yararlanabiliyorsa gidiyor kısa çalışma ödeneğinden yararlanmak için dilekçe veriyor işlemler yapılıyor oradan para alacak. Bir kişiyi de düşünün sigortalı ama kısa çalışma ödeneğinden yararlanamıyor. Çünkü o süreyi doldurmamış ama o öbüründen yaklaşık 600 lira daha az aylık alıyor. Dolayısıyla bakıldığı zaman kişi işsiz kaldı mı işsiz kaldı, sigortalı mıydı sigortalıydı peki işsiz kaldığında ikisine aynı ödemenin yapılması gerekiyor muydu? Adalete göre yapılması gerekiyor. Ama fiilen yapılıyor mu yapılmıyor. Yasa nasıl çıktı bu dengesizliği özendiren şekilde çıktı.
KARARNAME BİLEREK ÇIKARILMIYOR: Erdoğan 20 bin kişinin atanmasıyla alakalı kararnameyi çıkarmıyor. Şu soruyu sordunuz mu niye kararnameyi çıkarmıyor? Çünkü bunlar aylık almasın diye. Okullar kapalı şimdi kararnameyi çıkarırsa bunlar aylık alacaklar ama bunlar işsiz. Bir sosyal devlet düşünün… Anayasasında sosyal devlet yazan bir devleti düşünün… Kura çekiliyor, kurada çıkıyorum, öğretmen olarak atanacağım, okullar kapalı olduğu için benim atama kararnamem çıkmıyor ben aylık almayayım diye. Olay insan merkezli düşünülmüyor, insanın çıkarları üzerine inşa edilen bir şey yok. Her şey rant merkezli olduğu için insan, öğretmen rahatlıkla feda edilebiliyor.
TARİH YAZACAK: Taşeron işçileri nasıl örgütlediğimizi onlara kadro verilmesi için nasıl mücadele ettiğimizi elbet bir gün tarih yazacaktır. Erzurum’da, İstanbul’da, Orta Anadolu’da, Karadeniz’de taşeron işçilerle nasıl bir araya geldiğimizi, onları nasıl dinlediğimizi, onları dernek olarak nasıl örgütlediğimizi, haklarını alsınlar diye nasıl mücadele verdiğimizi tarih yazacaktır.
SİMİDE BİLE YETMEZ: İşsizlik sigortası en son rahmetli Ecevit döneminde gerçekleşti. Dokuzuncu sigorta alanı aile yardımları sigortası, neden çıkmıyor? Neden sendikalar aile yardımları sigortasını istemiyor? Sizin hakkınız. Kişi işsiz kaldığında bir kişi mi işsiz kalıyor? Peki onun eşi çocukları yok mu? Günde 39 lira 20 kuruş vereceğiz. 39 lira 20 kuruş verilen bir kişinin kaç kişilik aileden oluştuğunu düşünün. Simide bile yetmez.
Ülkesini seven, 1 Mayıs’ta bayramını kutlayan, barışı savunan, huzuru savunan, her birimizin kimliğine inancına yaşantısına saygı gösteren bir anlayış içinde yola çıkıp gerçek anlamda Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmalıyız.