Kılıçdaroğlu: Hapiste gazeteci, yazar, avukat olmaz

TBMM  – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “15 Temmuz darbe girişimi Adil Öksüz yakalanmadan aydınlığa kavuşamaz. Ben bunu dile getirdiğim zaman dediler ki ‘Adil Öksüz hakkında soruşturma açıldı.’ O dönem kullandığım cümle, ‘Siz onu benim külahıma anlatın.’ Şimdi külahıma anlattılar. Adil Öksüz’ü kaçıranların tamamı serbest bırakıldı.” dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’ndaki konuşmasına başlamadan önce kürsüye lösemi tedavisi sonrası iyileşen Batuhan Sakallı’yı çıkardı. Grupta olmaktan dolayı mutluluğunu dile getiren Sakallı, 2-8 Kasım tarihlerinin Lösemili Çocuklar Haftası olduğunu anımsattı. Sakallı, kendisinin iyileştiğini ancak diğer gençler ve kardeşleri adına, onları temsilen burada bulunduğunu belirtti. Maskesini gösteren Sakallı, bu maskeyi çektikleri çileleri, insanlar bir hafta bile olsa anlasın diye taktıklarını anlattı.
Kanserin artık grip gibi yayıldığını dile getiren Sakallı, “Biz de buna dikkat çekmek istiyoruz. Çok büyük bir sorunumuz var, LÖSANTE’ye ruhsat istiyoruz çünkü ben iyileştim ama benim gibi iyileşmeyi bekleyen milyonlarca kardeşim var.” diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de maske takarak salonda bulunanlarla “Maskemi takarım farkındalık yaratırım.” sloganını attı. LÖSANTE’nin açılması çağrısında bulunan Kılıçdaroğlu, bunun için arkadaşlarını görevlendireceğini, ailelerin büyük bir heyecanla hastanenin açılmasını beklediğini dile getirdi.
Kılıçdaroğlu, bugünün eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in vefatının 13. yılı olduğunu anımsatarak Ecevit’in bir yazar, şair, saygın, hiç kimsenin önünde diz çökmeyen bir politikacı olduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, Ecevit’in milliyetçiliği sadece Türkiye’ye değil bütün dünyaya anlattığını ifade ederek “O, milliyetçiliği laf olsun diye yapmadı. O, ‘Ben milliyetçiliği Akdeniz’in sularına, Beşparmak’ın dağlarına, afyon tarlalarına yazdım.’ dedi. Ecevit’in bir başka özelliği, verilmeyecek hiçbir hesabı yoktu. Her kuruşun hesabını vermeye hazır birisiydi.” diye konuştu.
Ecevit’in varlığının Türk siyaset tarihinde son derece önemli bir süreci başlattığını anlatan Kılıçdaroğlu, CHP’ye sosyal demokrasi ilkelerinin gelmesi açısından Ecevit’in çok önemli görevler üstlendiğini “halkçı bir genel başkan” olarak tarihteki yerini aldığını kaydetti. Kılıçdaroğlu, gönüllerdeki yeri hiç silinmeyecek olan Ecevit’i rahmet ve saygıyla andığını dile getirdi.
“Kayyumu hangi gerekçeyle atıyorsun”
Bazı gazetecilerin tahliye olduğunu ancak bunun yeterli olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Hapiste gazeteci, yazar, avukat olmaz. Yani hapiste düşünce suçlusu olmaz. Bir insan farklı düşünüyor diye hapse atmak asla doğru değil. Hapse atılan bir ülkede demokrasi yok demektir. Oysa bizim savunduğumuz demokrasidir. Herkesin düşüncelerini özgürce dile getirdiği güzel bir Türkiye’den yanayız. Kendi içinde barışık bir Türkiye’den yanayız.” şeklinde konuştu. Kılıçdaroğlu, Osman Kavala’nın da 735 gündür hapiste olduğunu anımsatarak onun da bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını istediklerini dile getirdi.Demokrasiyi, kendileri gibi düşünmeyenler için de savunduklarına işaret eden Kılıçdaroğlu, kayyum atamalarını bu bağlamda eleştirdiklerini söyledi. Seçime girecek kişinin savcılıktan belge aldığını, Yüksek Seçim Kurulu’nda hakimlerin onayından geçtiğini anlatan Kılıçdaroğlu, “Seçime giriyor, kazanıyorum ve beni kayyum atayarak görevden alıyorlar. Ne için? Hakim var. Suçluysam mahkemeye verirsin. Kayyumu nasıl ve hangi gerekçeyle atıyorsun? Bilmemiz lazım.” dedi.
Kılıçdaroğlu, Ankara, Balıkesir, Bursa büyükşehir belediye başkanları görevden alındığında da aynı şeyleri söylediklerini, demokrasinin herkesin ortak paydası olduğunu ifade etti.
“10 saat kelepçe vuramazsınız”
Demokrasinin herkes için vazgeçilmez bir alan olduğunu yineleyen Kılıçdaroğlu, demokrasiyi büyütmenin, düşünce özgürlüğünü derinleştirmenin, eşit yurttaş olarak haklara sahip çıkmanın herkesin ortak görevi olduğunu kaydetti.Kılıçdaroğlu, yerlerine kayyum atanan belediye başkanlarının kelepçelenip 10 saat ayrı ayrı hücrelerde tutulup bir başka kente gönderilmelerinin doğru olmadığını ifade ederek şöyle konuştu: “Seçimle gelen, halkın desteğini alan birisinin eline 10 saat kelepçe vuramazsınız. Üstelik sevk ettiğiniz araçta kelepçe vuracaksanız. Bu asla demokrasi açısından doğru değildir. Farklı düşüncelerdeyiz, farklı siyasi görüşlerdeyiz ama ben de insanım, onlar da insan, ben de demokrasi istiyorum, onlar da demokrasiyi istemek zorundalar, ben de bayrağımı seviyorum, onlar da bayrağımızı sevmek zorundalar, ben de vatanımı seviyorum, onlar da vatanlarını sevmek zorundalar. Dolayısıyla demokrasiyi sadece kendimiz için değil, bizim gibi düşünmeyen insanlar için de savunmak zorundayız.”
RTÜK yönetimine eleştiri
Demokrasinin aynı zamanda “adalet” olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Türkiye’de Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) isimli bir kuruluşun olduğunu, bu kurumun iyi kaynaklarının, çok büyük imkanlarının olduğunu anlattı. Kılıçdaroğlu, RTÜK üyelerinin aldıkları aylığın olağanüstü olduğunu aktararak her partiden milletvekili sayısına göre RTÜK’e üye seçildiğini, CHP’nin de iki üyesinin bulunduğunu belirtti.
CHP’nin RTÜK üyesi Faruk Bildirici’nin “RTÜK Başkanının yasalara aykırı gelir sağlamasını, bir yolsuzluğu, yasadışılığı” dile getirdiği için üyelikten düşürüldüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, “RTÜK yönetiminden 6 kişi Bildirici’nin üyeliğini düşürüyorlar. Kim seçmişti? TBMM. Kaç kişi seçmişti? 600 milletvekili. Kim düşürdü? 6 kişi düşürdü. Yani Parlamentonun üstündeki bir gücü görüyor musunuz? Kendi kendilerine çalıp oynuyorlar.” dedi.