Kılıçdaroğlu: İstanbul seçiminde rakibimiz artık YSK

CHP lideri, “Ben biliyorum o gerekçelerin nerelerde yazıldığını. 7 kişi oturup kendileri gerekçe yazmıyorlar. Bir yerlerden birileri, başka yerlerden, mahfillerden kim onlara ‘öyle oy kullanacaksınız’ diye talimat verdiyse, aynı talimatı veren kişi ya da gruplar ‘gerekçeyi şöyle yazacaksınız’ diyor” ifadelerini kullandı

ANKARA – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Ben Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) güvenmiyorum. İstanbul seçiminde bizim rakibimiz artık YSK’dir. YSK, milletin iradesine darbe yapmıştır.” dedi.
Kılıçdaroğlu, Fox Tv’de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan Samsun’a gitmek üzere yola çıktığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün daha önce İstanbul’a geldiğinde, Çanakkale’yi geçip Dolmabahçe’nin önünde demirleyen gemileri gördüğünde “geldikleri gibi giderler” dediğini aktardı.
Atatürk’ün 100 yıl önce bugün Bandırma Vapuru ile Samsun’a hareket ettiğini, bunun Türkiye ve dünya tarihi için çok anlamlı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün bütün egemen güçlere karşı mazlum bir milletin mücadelesini başlattığını söyledi.
“Hiçbir hukuki gerekçe yok”
“İstanbul seçiminde aynı zarfa konulan 4 oydan 1’inin geçersiz sayılmasını ve seçimin iptal edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunun yöneltildiği Kılıçdaroğlu, seçmen, sandık, sandık kurulu aynıyken 4 oydan 1’inin iptal edilmesini anlayamadığını söyledi.
“İradesini, vicdanını birine satan, hukukun üstünlüğüne inanmayan” bir kişinin böyle bir karar verebileceğine işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
“Aklı, mantığı, vicdanı olan, insana saygı duyan, inancı olan bir insan buna ‘evet’ diyemez. Hiçbir hukuki gerekçe yok. Hangi gerekçe olacak? Yazmadılar gerekçeyi, şimdi yazıyorlar. Ben de biliyorum o gerekçelerin nerelerde yazıldığını. 7 kişi oturup kendileri gerekçe yazmıyorlar. Bir yerlerden birileri, başka yerlerden, mahfillerden kim onlara ‘öyle oy kullanacaksınız’ diye talimat verdiyse, aynı talimatı veren kişi ya da gruplar ‘gerekçeyi şöyle yazacaksınız’ diyor. Onların gerekçeleri ne olacak Allah aşkına? Bana şunu anlatabiliyorlar mı? ‘Evet, büyükşehir belediye başkanlığı oylarını iptal ettik, şu gerekçeyle iptal ettik. Diğerlerini iptal etmedik, şu gerekçeyle iptal etmedik.’ Bunu açıklayacaklar mı? Uygulama akla, hukuka, vicdana, ahlaka aykırı bir uygulama. Bunun neresi doğru Allah aşkına?”
Seçim iptalinin, “iradesini, aklını, vicdanını bir yerlere kiralamış kişilerin aldıkları talimatla yaptığı bir uygulama” olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, “Bunun akılla, mantıkla, hukukla, hukukun üstünlüğüyle, yargıçlıkla hiçbir ilgisi yok. Bunlar vicdanlarını kararttılar, 7 kişi gittiler, ‘iptal ediyoruz’ dediler.” ifadelerini kullandı.
“Uzmanlık alanımız ahlaktır”
“Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven’in İstanbul seçiminin iptaline ret oyu verdiğinin” hatırlatıldığı Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Önemli tabii. 4 üye ‘Bu kadar da olmaz, tamam bir şeyler söylüyorsunuz falan ama bu kadar hukuksuzluk, haksızlık olmaz.’ demiştir. Belki vicdanı rahatsız. Yargıç oldukları için Anadolu’da bir söz vardır ‘kör gözün kör parmağına’ derler ya ‘Tamam bir şey yapalım ama bu kadar da olmaz.’ deyip herhalde reddetmiştir. Ben Yüksek Seçim Kuruluna güvenmiyorum. İstanbul seçiminde bizim rakibimiz artık YSK’dir. YSK, milletin iradesine darbe yapmıştır. YSK, 16 milyon İstanbulluya ‘Ben, senin oyunu kabul etmiyorum, ta ki bana talimat verenin arzusu yerine gelinceye kadar ben bunu sürdüreceğim.’ demiştir.”
“23 Haziran’da ne olacak?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Kazanacağız. 23 Haziran’da göreceksiniz, herkes söylüyor zaten ‘çok güzel şeyler olacak’ diye. 23 Haziran’da sandığa gideceğiz, oyumuzu kullanacağız, sandıklara sahip çıkacağız. Hiç kimsenin en ufak bir endişesi olmasın. Ben, İstanbulluların vicdanının rahatsız olduğunu görüyorum, hissediyorum.” dedi.
Kılıçdaroğlu, “İstanbul’da oylar çalındı mı?” sorusuna “Bizim uzmanlık alanımız ahlaktır, vicdandır, merhamettir, hukukun üstünlüğüdür, adalettir. Onların uzmanlık alanı ise çalmaktır ve hırsızlıktır.” yanıtını verdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “İstanbullular, bozulan adalet terazisini, 23 Haziran’da yeniden düzeltecek. 7 hakime rağmen düzeltecekler.” dedi.
İstanbul’da yapılacak 23 Haziran seçimini hatırlatan Kılıçdaroğlu, daha önce sandığa gitmeyen seçmeleri, bu kez zorla sandığa götüreceklerini ve bir mağduriyeti gidereceklerini belirtti.
Sosyal medya üzerinden gelen “İktidar, İstanbul’u nasıl teslim edecek?” yönündeki bir soru üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun daha önce mazbatasını aldığını hatırlatarak, şunları söyledi:
“Hiç endişe etmesin, İstanbul’u İstanbullular teslim alacak. Ekrem Bey mazbatasını nasıl aldı? İstanbul Büyükşehir Belediyesinin önüne 10 binler geldi değil mi? Gitti mazbatasını aldı. Aynı şey olacak. Yine Ekrem Bey gidecek, binlerce kişiyle mazbatasını alacak, görevinin başına geçecek. Hiç kimse ‘acaba mazbatayı verirler mi, vermezler mi?’ diye endişe etmesin. Bizim üstümüze düşen bir görev var, sandığa gideceğiz ve oyumuzu kullanacağız. Gerisini bize bırakın. Bütün milletvekillerimiz orada olacak. Bütün sandıklarda görevlimiz olacak. Seçmen listeleri konusunda endişeye kapılmasınlar. Hepsi tek tek kontrol ediliyor.”
Erken seçim isteyip istemeyecekleri yönündeki bir soruya Kılıçdaroğlu, “Niye erken seçim olsun? Biz istemiyoruz erken seçim. Yaptığımız seçim, İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi. Yani Ekrem Bey’i tekrar seçeceğiz, gelip koltuğuna oturacak. Eğer bir insan vicdan sahibi ise bir kişinin elinden hakkı zorla alınmışsa o hakkı ona teslim etmek, yani kul hakkı yiyene karşı direnmek hepimizin ortak görevidir, bunun siyasi partilerle ilgisi yoktur. Bu bir vicdan olayıdır.” yanıtını verdi.
Sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının seçileceğini tekrarlayan Kılıçdaroğlu, “Neden erken seçim istemiyoruz? Biz Türkiye’nin çıkarlarını savunan bir partiyiz. Sabah seçim, öğle seçim, akşam seçim. Peki bu ekonomiye nasıl eğilinecek, asıl onun üzerinde durulması lazım. Şimdi biz de kalkıp arkasından seçim, bir daha seçim, bir kazandık tekrar seçim. Bunun adı fırsatçılıktır, biz fırsatçı bir parti değiliz. Zamanı, yeri gelir, seçim yapılır.” diye konuştu.
Çubuk’taki saldırı
Çubuk’ta kendisine yapılan saldırıyla gazetecilerin saldırıya uğraması sorulan Kılıçdaroğlu, “İnsan olarak, hiç bir canlıyı linç ederek öldüremeyiz. Bu arı da olur, kuş  da olur, Allah’ın yarattığı bir varlığı, siz kalkıp linç edeceksiniz.” dedi.
Hem kendisine hem de gazetecilere saldıranların serbest bırakıldığı hatırlatılarak, Çubuk’ta yaşananları nasıl yorumladığının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Bir tezgah olduğu belliydi, onu görüyorduk orada. Türkiye adına acı bir olay. Beni asıl üzen, bir şehit cenazesinde bunların olmasıdır. Şehit cenazesini doğru dürüst kıldırmadılar, helalliği doğru dürüst istetmediler. Yapanlar kim? Bunlar. Aynı saldırıyı Şavşat’tan Ardanuş’a giderken PKK yapmıştı bana. Burada da benzer bir olay var, kesinlikle planlı. Ben Akkuzulu köyünde yaşayan vatandaşlarımı hiçbir zaman suçlamadım. Bazı insanlar var ki tahrik edildiler, ele başları belli biz de onları tespit ettik. Önümüzdeki günlerde daha farklı görüntüler de ortaya çıkacak. Savcı falan hepsi hikaye. Savcı olayı soruşturmaz. Biz, bütün ayrıntıları ortaya çıkardık, çıkarmaya devam ediyoruz. Linç girişiminde bulunanlar serbest bırakıldı. Siyasi talimat olmazsa serbest bırakılmaz zaten mümkün değil. Talimat alınmıştır. O talimatın gereğidir.”
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Korkmadınız mı? bağıranlar vardı, taş atanlar vardı.” sorusu üzerine, “Ben, inançlı bir insanım. Allah’ın verdiği bir can var, gidecekse gider zaten. Üç beş tane çapulcudan mı korkacağım? Ellerine silah alıp ateş etseler ne olacak? Benim  görevim, bütün bu saldırılara karşı onuruyla namusuyla dimdik, kararlı durmaktır. Telaşa kapılma falan yok. ‘Üç beş tane çapulcu geldi saldırdı’ diye biz geri adam mı atacağız? Hayır. Orada bir tezgahın olduğu belliydi. Evet ben bütün bunların hepsini yaşadım ama bir milim dahi geri adım atmayacağım inandığım yoldan.” diye konuştu.
Göksu’nun sözleri
İstanbul Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun katıldığı bir iftardaki konuşmasına ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, Göksu’nun tüm bu sözleri bir iftar sofrasında söylediğine dikkati çekti. Kılıçdaoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“İftar sonrası konuşabilirsiniz. Neleri konuşacaksınız? Güzellikten, iyilikten, insanlıktan bahsedeceksiniz, yeri geldiğinde tarihten, İslamiyetten, İslam dünyasının sorunlarından bahsedeceksiniz. Nasıl olur da burada sıcak siyaset konuşulur ve kin kusulur insanların üzerine? Hangi inançta var bu Allah aşkına? Beni geçen gün bir iftara çağırdılar, ‘siyaset konuşulmayacaksa gelirim’ dedim. Ama kalkıp da ‘bu böyledir, şu şöyledir, şunu asın.’ Arkadaş sen oruç mu tutuyorsun, savaşa mı gidiyorsun, insanlara kin mi kusuyorsun? Bu da aynı şey. Almış gazı veryansın ediyor, hiç kimsenin aklından geçmeyecek bir ırkçı söylem. Şimdi ben Ekrem İmamoğlu’nu Bütün Karadenizlilerin vicdanına teslim ediyorum. Bu kadar büyük bir hakareti Karadenizli kaldıramaz. Nasıl bunu söylersiniz bir iftar sofrasında? Bir gönderme yapıyor, aklı olan herkes bunu anlar. Tanımıyorum, kim olduğunu da bilmiyorum. Belediye Başkanı ama çok sağlıklı bir insan olmadığı buradan çıkıyor ortaya. Bu dil, bir belediye başkanına da siyasete de hiç yakışmaz. Bu dil, bir iftar sofrasında kullanılacak bir dil değildir.”
YSK’nin iptal kararına ilişkin bir soru üzerine de Kılıçdaroğlu, “Önceden tezgah kurulmuştu, herkes mazbatanın geri alınacağını biliyordu zaten.” dedi.
Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
“18 gün belediye başkanlığı yaptı. 18’nci günün sonunda dediler ki ‘mazbatanı ver.’ YSK içinde 7’li çete yaptı bunu. Bakın ‘çete’ diyorum. Çete ne demektir açtım TDK sözlüğünü, ‘birden fazla kişinin bir araya gelip yasa dışı bir iş, eylem yapmaları için buluşmaları, örgüt kurmaları.’ Bu 7 kişi, bir araya geldi mi? Geldi. Yaptıkları karar yasa dışı mı? Yasa dışı. Anayasaya aykırı mı? Aykırı. Milli iradeye aykırı. Ne denir bunlara? ‘Çete’ denir. Hakim, kararları ile konuşur, hukukun üstünlüğüne inanır. Ben o 7 hakime sormak istiyorum, ‘sen geçersiz oyları saydın mı?’ Saydın. Her şeyi saydın. Sonra ne oldu? Baktılar ki iptal edilemiyor. Dedi ki bu sefer aynı kurul, ‘biz sandık kurulların tespitinde yanlışlık yapmışız.’ Vatandaşın ne günahı var? İzni veren sensin, itiraz hiç yok. Kalktı seçimi iptal etti. Şimdi kalkmış, ‘Biz hukuka uygun karar verdik.’ Hayır efendim, hukuka uygun karar değil, siz milli iradeye darbe yaptınız. İstanbullular, bozulan adalet terazisini, 23 Haziran’da yeniden düzeltecek. 7 hakime rağmen düzeltecekler.”