Kırtasiyeciler bu yıl zam yapmayacak

İSTANBUL (AA)– İstanbul Kırtasiyeciler Odası Başkanı Yavuz Tekçe, uzaktan eğitim nedeniyle stoklarında ürün biriktiğini belirterek, “İstanbul Kırtasiyeciler Başkanı olarak İstanbullulara söz veriyorum; geçen senenin fiyatından mal satacağız. Zam yapmadık. İstanbullular lütfen marketteki fiyatlarla kırtasiye esnafındaki fiyatları değerlendirsin, ona göre kırtasiye esnafından alışveriş yapsın.” dedi. Tekçe, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ve uzaktan eğitim öğretimin kırtasiye sektörüne etkisini AA muhabirine değerlendirdi.
Kovid-19’un esnaf arasında en çok kırtasiye sektörünü etkilediğini belirten Tekçe, mart ayından sonra kırtasiyeci esnafının bir süre dükkanlarını açamadığını hatırlattı. Daha sonra belirsizlik nedeniyle hiç satış yapamadıklarını anlatan Tekçe, “Hükümetimizin verdiği desteklerden faydalandık ancak yeterli değil. İş yapamadığımızdan dolayı elektrik, su, telefon, vergi SGK ve muhtasar vergilerimizi ödeyemez hale geldik.” diye konuştu. Kırtasiyecilerin yılbaşından önce fuarlardan ve toptancı firmalardan 6 ay vadeli mal aldığını belirten Tekçe, şunları kaydetti: “Eylül ayında öğrencilerimize satmak için mallarımızı aldık, okulların açılmasını özlemle bekliyoruz. Okullar açılmadığı sürece esnaf yandı. Bazı okullarımız, bazı öğretmenlerimiz eğitime başladı. Bazı öğretmenlerimiz öğrencilerimize liste verdi. Onlara çok teşekkür ediyorum. Yavaş yavaş satışlarımız başladı.” Tekçe, Kovid 19’a karşı tüm üye kırtasiyelerde önlem aldıklarının altını çizerek, kırtasiyeleri dezenfekte ettiklerini, iş yerlerine sosyal mesafe için uyarı işaretlemeleri yaptıklarını ifade etti. Maskesi olmayanlara maske verdiklerini anlatan Tekçe, veli ve öğrencilerin birlikte alışverişe gelmeleri halinde iş yerinde yoğunluğu önlemek için bazı müşterilerini dışarıda beklettiklerini söyledi. Tekçe, pandemi döneminde satışların e-ticaret üzerinden yapılmaya başlandığını belirterek, “Kendi üyelerimize, ‘siz de e-ticarete girin, e-ticarete girmezseniz başkası girecek’ dedik. ‘Nasılsa vergi levhanız, faturanız, oda kaydınız var, siz niye e-ticarete girmiyorsunuz?’ diye onları yönlendirmeye çalışıyoruz. Tabii ki e-ticaret kırtasiye sektörünü olumlu etkiledi.” değerlendirmesinde bulundu. Marketlerin de kırtasiye ürünleri sattığını hatırlatan Tekçe, bu ürünlerin bazılarının zararlı olduğunu savunarak, ilgili kurumlardan denetimlerini sıklaştırmasını istedi. Velilere tavsiyelerde bulunan Tekçe, şöyle devam etti: “Marketin birinde solvent içeren tahta kalemi satılıyor. Üzerinde sağlığa zararlıdır yazıyor. Çocuklarımız, geleceğimiz. Veliler olarak çocuklarımıza öyle ürünler almamalıyız. Arkasında imalatçı ve ithalatçı adresi olan, CE belgesi olan ve sağlığa zararlı değildir ibaresi olanları almalıyız. Burada öğretmenlerimizin verdiği listeye göre alışveriş yapsınlar. Veliler marketlerden alışveriş yapıyor, sonradan gelip bizden alışveriş yapıyor. Kırtasiye esnafımız hiçbir zaman velilerimize kullanmayacağı ürünü vermez. İmitasyon ve sahte ürün üretiliyor.
Bandrole dikkat etmek lazım. Güvenmediğinizi almayın, markasız ürünleri almayın. Özellikle tezgahlarda satılan malları almalarını tavsiye etmiyoruz. Çocuklarımız hasta olacak. Kanser olacak, deri döküntüsü olacak, alerji olacak. Bunun için çok dikkatli davranmalıyız.”
Tekçe, Kovid-19 nedeniyle geçen yıldan stoklarında ürün biriktiğine dikkati çekerek, “İstanbul Kırtasiyeciler Başkanı olarak İstanbullulara söz veriyorum; geçen senenin fiyatından mal satacağız. İstanbul’da yaklaşık 5 bin kırtasiye esnafımız var. Zam yapmadık. Lütfen İstanbullular marketteki fiyatlar ile kırtasiye esnafındaki fiyatları değerlendirsin, ona göre kırtasiye esnafından alışveriş yapsın. Stoklarımız olduğu için elimizdeki malı satmak zorundayız. Borçlarımız var. Zam da yapmadık. Elimizdeki stokları bitirelim, yeni mal aldığımız zaman, zamlı aldığımız haliyle biraz da zamlı satacağız.” şeklinde konuştu
“Elimizde fazla stok olduğu için daha uygun fiyatlara müşterilerimize satıyoruz”
Zeytinburnu’nda bir kırtasiyede işletme müdürü olarak görev yapan Ayça Kanber ise Kovid-19 nedeniyle mart, nisan ve mayıs ayında işlerinin epey azaldığını söyledi.
Kanber, 31 Ağustos’ta uzaktan başlayan yeni eğitim öğretim yılıyla birlikte sektörde bir hareketliliğinin yaşandığını dile getirdi.
İş yerlerinde Kovid-19’a karşı tedbir aldıklarını kaydeden Kanber, “Marttan itibaren ürünlerimizi dezenfekte ettik. Mağazamıza sosyal mesafe uyarı işaretleri yapıştırdık. Mağazamızın girişinde ve ortasında dezenfektan yerleştirdik. Müşterilerin ateşini ölçüyoruz. Müşterilerden maske takmaları ve sosyal mesafeye uymaları konusunda uyarıda bulunuyoruz. İçeride çok yoğunluk olmuyor, olursa dışarıda bekletiyoruz.” dedi.
Mart ayından itibaren kırtasiye ihtiyacının azaldığına vurgu yapan Kanber, “Özellikle ikinci dönemde çocuklar okula gidemediği, kırtasiye ihtiyacı azaldığı için ürünler stoklarda mevcut. Stoktaki ürünlere hiç zam koymadan geçen seneki fiyatlardan satıyoruz. Marketlere göre elimizde fazla stok olduğu için daha uygun fiyatlara müşterilerimize satıyoruz.” bilgisini verdi.
‘Aşının yolu uzun, maske-mesafe-hijyene tam uyum şart’ uyarısı
Kovid-19 ile mücadele sürecinde yürütülen aşı çalışmalarının etkinliğinin tespit edilmesi, tedarik ve uygulama süreçlerinin uzun zaman alabileceği, bun nedenle maske-mesafe-hijyen kuralına tam uyum gösterilmesi gerektiği belirtildi.
Ankara (AA)- Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gülhane Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji ve Tıbbi Viroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Şahiner, AA muhabirine aşı çalışmaları hakkında yaptığı açıklamada, aşının etkinliğinin yanı sıra kaç doz uygulanacağının belirlenmesinin de önemli olduğunu söyledi.
Aşısı bulunan birçok hastalık için bile tekrarlayan aşı dozlarına gereksinim duyulduğuna işaret eden Şahiner, etkenin türüne ve aşının tipine göre belirli aralıklarla tekrarlayan dozlar uygulanarak aşıya karşı vücudun bağışıklık tepkisinin pekiştirildiğini anlattı. Şahiner, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geliştirilecek aşıda tercih edilen vektöre veya antijenin sunum şekline göre aşının uyaracağı bağışıklık tepkisinin beklenene göre daha düşük olması da söz konusu olabilir. Ayrıca daha önceki koronavirüs aşı çalışmalarının düşük etkinliği de söz konusu olduğunda araştırmacıların önünde daha birçok büyük engel var.
Salgın kontrolünün en önemli ayaklarından biri olan güvenli ve etkili bir aşının geliştirilmesi için mevcut çalışmaların tamamlanması belirli bir zaman alacağı gibi, tedarik ve uygulama süreçleri için de ayrıca ek sürelere ihtiyaç duyulacak. Tüm bu karmaşaya ikinci veya üçüncü güçlendirici ek dozların gerekliliği gibi bir parametre daha eklendiğinde aşı tedarik süreci ve aşıya erişim zamanı daha da uzayacak.”
“İkinci enfeksiyonlar hafif geçirilse de enfeksiyonun yayılımında rol oynayabilir”
Doç. Dr. Şahiner, salgınların sona ermesinde en önemli faktörlerden biri olan toplumsal bağışıklığın bu salgın için henüz düşük düzeylerde olduğunu, iyileşen kişilerin ikinci kez enfeksiyona yakalanma olasılıklarının da bulunduğunu dile getirdi.
Şahiner, “Her ne kadar ikinci enfeksiyonlar çok daha hafif geçirilse de bu kişiler enfeksiyonun yayılımında rol oynayabilir ve bu kişilerden virüsü kapan ve altta yatan hastalığı olan riskli kişilerde enfeksiyon bildiğimiz gibi şiddetli seyredebilir.” diye konuştu.
Aşının yolunun uzun, maske-mesafe-hijyene tam uyumun gerekli olduğuna dikkati çeken Şahiner, “Aşı geliştirilecek mi, toplumsal bağışıklık olacak mı, mutasyon olur mu gibi konulara odaklanmak yerine bir süre daha şu an için elimizdeki en önemli silahlar olan mesafe ve maske kullanımı, kalabalık, kapalı alanlarda bulunmaktan kaçınma ve diğer insanların haklarına saygı içerisinde yaşamaya özen göstermemiz gerekiyor. Öte yandan el yıkamak maske ve mesafe ile eşdeğer değildir. Dakikalarca ve saatlerce muhabbet edip birbirimizin eline kolonya dökerek bu virüsten kurtulamayız. Bu nedenle maske, fiziksel mesafe ve el hijyeni birlikte yapılmalı.” sözlerine yer verdi.