Kıyamet

Kıyamete kadar sürecekmiş!

Biz, zaten kıyameti yaşıyoruz şahıs!

Sen, keyfini doya doya yaşa!

Bu mücadele  kıyamete kadar sürecekse,

Kahpelerin kahpeliğine, kalleşlerin kalleşliğine süre biçmiş olmuyor musun?

  Ne yani; bu kanın durması, bu acıların bitmesi için kıyameti mi bekleyeceğiz?

 Kıyameti Yüce Yaratıcı “Din Günü” diye açıklıyor.

İlahi Yargı günü…

Kul yargısından kaçış olur da, ilahi yargıdan asla!

Allah, yargısını da, hükmünü de tamamlayacaktır.

Katilin de, hırsızın da, dini kullananın da cezasını verecektir!

Milletin yüreği yanıyor.

Şehidi olsun, olmasın her evde figan var.

Nazlı spikerimizin gözleri her haber bülteninde buğulu.

Şehitsiz günümüz yok!

Bütün şehitler bizim!

Dağlanan yürekler bizim!

Millet, kahpe pusularla toprağa düşürülen fidanlarına yanıyorken

Ettiğin lafa bak!

Kıyamete kadarmış!…

Ömür yeter mi?

Milletin çocukları kutsal görevlerini yapmaya koşarken,

Senin oğlun raporla yırttı.

Öteki için de bedel ödedin.

Üç yüz küsur yaren çocuğu da o yasadan yararlandı.

Seninkiler gibi yan gelip yattılar.

 Sadece,  boz ayının saldırısına uğrayan adamın oğlu reddetti.

Gitti, adam gibi, “er kişi” olarak yiğitçe vatan görevini yaptı, döndü.

Sen ne yaptın?

Kutsal göreve rapor ve bedel karıştırarak,

Gayretullah’ı incittin!

Sünnetullahı çiğnedin!

 Bizim oralarda “askerliğe yan bakanın başına iş gelir” diye tecrübeden ve inançtan süzülmüş bir söz vardır.

Kıyamet, senin kıyametin!