Kızılırmak: Masallar şifacıdır

Çocukluğunun masalını duydu, mesleğini bırakıp masal anlatıcısı oldu

Ankara’da henüz iki aydır mevcut olan HOMADER (Hikâye Oyun Masal Anlatı Derneği), hem çocuklara hem de yetişkinlere masal ve hikâye anlatarak, meraklılarına hikâye anlatıcılığını öğretiyor. Sözlü kültürünün anlatı geleneğini ve bu coğrafyanın masallarını yaşatma ve geliştirme amacını taşıyan dernek, aynı zamanda masal kahramanlarının figürlerini de yapıyor. Derneğin kurucuları olan drama eğitmeni Fatoş Tiryaki Kızılırmak ve el sanatları öğretmeni Neslihan Bölük, kendi hikâyelerini 24 Saat Gazetesi’ne anlattı

El sanatları öğretmeni Neslihan Bölük

SULTAN YAVUZ – Ankara’da iki aydan beri varlık gösteren HOMADER (Hikâye Oyun Masal Anlatı Derneği), masal sanatları üzerine çalışma yürüten birkaç eğitim gönüllüsünün bir araya gelişinin öyküsü… Somut olmayan kültürel miraslar içinde yer alan masal ve hikâye anlatıcılığını drama ile harmanlayan dernek, “Dede Korkut”, “Limon Kız”, “Nardaniye Hanım”, “Mercan Kız” gibi bu coğrafyaya özgü kahramanları çocuklara öğretmek ve masal anlatıcılığını bir meslek kolu hâline getirmeyi amaçlıyor.
Öğretmenlere, etkili ders anlatırken masalların gücünden yararlanmayı öğreten ve alana ilgi duyanlar için yeni bir iş sahası yaratmak isteyen gönüllüler, aynı zamanda ebeveynlere masalların iyileştirici yanıyla çocukları ile etkileşime geçmeleri için kapı aralıyor. Derneğin kurucularından drama eğitmeni Fatoş Tiryaki Kızılırmak’ın kişisel öyküsü ise masal tadında ilerlemiş.
“Atlı bağım (beyim), etli bağım, boynu tülbentli bağım…”
Kızılırmak’ın şimdi seçtiği masal anlatıcılığının kişisel tarihi çocukluk yıllarının elektrik kesintili, sobalı ve gaz lambalı gecelerine uzanıyor. Çocukluğunun büyük bölümünde halasıyla birlikte olma şansı yakalayan Kızılırmak, onun çok iyi bir masal anlatıcısı olduğunu söylüyor. Yazları köye giderek, taş, toprak ve bez kullanarak bebek yapmayı öğrenen Kızılırmak, sanatsal becerisinde halasının etkili olduğunu düşünüyor. “Çitlembik Kız”, “Zümrüdüanka Kuşu” gibi masalları hiç unutmadığını belirten Kızılırmak, “Yıllar sonra masalın keşfine düşünce gördüm ki, masal bir yörede çıkıyor ve başka yöreye değişikliğe uğruyor. Ancak özünü kaybetmiyor” diyor.
Babasının halası Havva teyzesinin de çok iyi bir anlatıcı olduğunu kaydeden Kızılırmak, “O masal anlattığında büyülenmiş gibi yüzüne bakardım” diyor. Kendisini en etkileyen masalı ise şöyle anlatıyor:
“Atlı bağım (beyim), etli bağım, boynu tülbentli bağım, çekilem kadın denize düşmüş, durmaya gelesin, diye bir masal anlatıyordu ve bu masalı da zihnimde bu kelimelerle hatırlıyorum. Yıllar sonra Şirince’de bir festivale gidince, İranlı bir adamın bendiriyle birlikte bu masalı anlattığını duyunca, ‘İşte benim çocukluğum’ dedim. Masalın sonunda adamla konuştum, meğer İran’a ait olan o masal Kırşehir’e, oradan da Ankara’ya evimize ulaşmış. Masalda bir bok böceği, bir fareye âşık oluyor. Atlı bağım diye methiye dizdiği kişi fare. Böceğin düştüğü dere ise yağmur sonrası dolan bir at nalı izi. Fare de fındık kabuğu ile onu kurtarmaya çalışıyor, çok sevimli bir aşk hikâyesi… Bu olaydan sonra ‘Ben masalla ilgili bir şey yapmalıyım’ diyerek, 12 yıl önce arabamı sattım ve drama eğitimlerine başladım. Elektronik mühendisiyim ama mesleğimi sadece para kazanmak için yapıyordum. Artık bir drama eğitmeni ve masal anlatıcısıyım.”
Kızılırmak, üç yaşından 65 yaşına kadar farklı yaş grubundaki insanlara drama eğitimi verirken, önce çocuklara bilindik hikâyeleri anlatmaya başlamış. Dramayla masalı birleştirince çocukların çok ilgisini çektiğini belirten Kızılırmak, bir masal anlatıcısı uygulayıcısı olarak yetişkinlere anlatmaya ise bu yıl başlamış.
“Çocuklardan çok şey öğreniyorum”
Kızılırmak, çocuklukta alınan yanlış öğretiler nedeniyle bazı yetişkinlerin kapalı bir yapıya sahip olduğunu belirterek, üç yaşına kadar çocuklara kural konulmadığını ama bundan sonra “Dur, yapma” gibi komutların sıkça verildiğini söyleyerek, bu durumun çocukların içe dönük olmasına neden olduğunu söylüyor. Yetişkin olduktan sonra kişisel gelişim ya da drama gibi araçlarla bu durumun aşılmaya çalışıldığını kaydeden Kızılırmak, “30-40 yaşına kadar ziyan olmuş yaşantılar var ve ben de bu durumu 30’lu yaşlarımda aştım. Çocuklarla çalışmak çok keyifli, inanılmaz şeyler öğreniyorsunuz. Bugün iyi bir masal anlatıcısıysam, bunu çocuklara borçluyum” diyor.
Yetişkinlerle de uzun zamandır drama çalışması yapan Kızılırmak, masalların kalıcı ve güçlü bir öğretme metodu olduğunu savunuyor.
Masal kahramanlarının bebeklerini yapıyorlar
HOMADER’in aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi olduğunun altını çizen Kızılırmak, masal karakterleri de ürettiklerini, “Nardaniye Hanım”, “Limon Kız”, “Mercan Kız”, “Tepegöz” gibi kahramanların figürlerini anlatı içinde kullandıklarını belirtiyor. Kızılırmak şunları anlatıyor:
“EL işçiliğiyle yaptığımız bu bebekleri görünce, çocuklar daha fazla içselleştirebiliyorlar. Çocukların bu bağı kurabilmeleri için üretmeye karar verdik ama hedefimiz bu bebekleri üretecek başka kadınlarla birlikte bir istihdam da yaratabilmek.”

Fatoş Tiryaki Kızılırmak

“Nardaniye Hanım, Pamuk Prenses’e dönüşmüş”
Kızılırmak, çocuklara kitap okumanın güzel bir alışkanlık olduğunu, ancak sonrasında paylaşımın gerektiğine dikkat çekerek, çocuğun zihin penceresini açacak soruların ve sohbetlerin önemli olduğunu vurguluyor. Derneği bu amaçla kurduklarını ve herkesin kendine ait bir hikâyesi olduğunu kaydeden Kızılırmak, masallara ilişkin de şunlardan bahsediyor:
“Masal, derin bir sözlü gelenekten geliyor. Nardaniye Hanım ve Pamuk Prenses o kadar örtüşüyor ki… Mesela Anadolu’dan çıkıp Avrupa’yı etkilemiş, 40 Haramiler Yedi Cüceler’e dönüşmüş, ayna ile konuşan üvey anne, Nardaniye Hanım’da ayla konuşuyor. Biz her yerde Pamuk Prenses’i görürken, neden siyah saçlı Nardaniye Hanım’ı da görmeyelim ki? Çocuklarımız ‘lala’ kelimesinin anlamını neden bilmesinler?
Bence idareciler de iyi birer hikâye anlatıcısı olmalılar. Profesyoneller için de hikâye anlatıcılığı yapıyorum, jest, mimik ve olayları bağlamak önemli. Hepimiz 10 dakikadan sonra dağılıyoruz ama bir konuşma bittiğinde, ‘Yeniden anlat’ deniyorsa, bunun sebebi konuşmacının anlatıyı hikâyelerle süslemesindendir. Anne ve babalar için de önemli, ‘Kızım yapma, oğlum ye’ diyeceğine, masalın gücünü kullanarak, dinleyici üzerinde şifalandırma yapabilirler.”
Masalla eğitim
Masalların şifacı olduğunu vurgulayan Kızılırmak, masalın diz dize göz göze bir iletişim olduğunu hatırlatarak, “Masal içindeki gizli yol ve koridorlarla içsel bir yolculuğa başlarsınız. Zihniniz farklı çalışmaya başlar. Masalın iyileştirici, öğretici gücü vardır. Didaktik anlatılar yerine, bir masalla verilen mesaj daha etkili olur” diyor.
Pek çok tiyatrocudan eğitim alan Kızılırmak, masalın geniş zaman ile ve akıcı şekilde anlatılması gerektiğini belirtiyor. Matematik, kimya, fizik gibi zor dersler için de bu hikâye metodunun uygulanması tavsiyesini veren Kızılırmak, “Hikâye anlatıcılığı, ilköğretimden üniversiteye kadar bir ekol hâline gelmeli” diyor.
HOMADER kuruluyor
Kızılırmak, çocuğuna drama dersi verdiği okul aile birliği başkanı Neslihan Bölük ile birlikte dernek kurmaya karar verdiklerini söyleyerek, birlikte dernek tüzüğü kurduklarını ve isimlerinin “hüma” kuşunda geldiğini ifade ediyor. Kızılırmak, “Gittiğimiz her yere götürdüğümüz bir anlatı sanatımız var, kanatalarımızı açtık, uçuyoruz” diyor.
El sanatları öğretmeni olan Neslihan Bölük ise kız meslek lisesinin giyim teknolojileri bölümünden mezun olsa da, bu işi yapmak istememiş. Evlenip çocuklarını büyütürken dramayla ve Fatoş öğretmenle tanışan Bölük, bu alanda kendini geliştirmeye başlamış. Kızının öğretmeni olan Kızılırmak ile HOMADER’i kurmaya karar verdikten sonra her yaş grubu için atölye çalışmalarına başladıklarını kaydeden Bölük, Başkent Öğretmen Atölyeleri’ne giderek, öğretmenlere de bu sanatı öğrettiklerini dile getiriyor.
Avrupa’da yağmur sorunu, Anadolu’da yağmur duası
Masal anlatıcılığını usta-çırak ilişkisi içinde yürüdüğünü ifade eden Kızılırmak, hedeflerinden birinin de yurt dışında olduğu gibi masal anlatıcılığını bir iş kolu hâline getirmek olduğunu söylüyor. Kızılırmak Avrupa masalları ile Anadolu masallarını karşılaştırarak şöyle konuşuyor:
“Anlatıcı her masalı kendi zihninde betimleyerek anlatabilir. Masallarda kültürel kodlar farklı olsa da evrensel mesajlar vardır. Mesela Avrupa kaynaklı masallarda büyük ormanları duyarken, Keloğlan’da her yer toz toprak içindedir. Şatoların yerini, uzak diyarların yerini, bizde ‘Tee uzakta’ almıştır. Bakınca, uzaktaki saray ya da köy görülebilir. Kurtlar ormanın içinden hemencecik çıkıvermez bizde ve biz kuraklık nedeniyle yağmur duasına çıkarken, Avrupa’da yağmurla mücadele edilir. Fakat ‘iyi çocuk’, ‘kötü çocuk’ ya da ‘iyi insan’, ‘kötü insan olma’ gibi değerler evrenseldir. Öğretiler ortaktır.”
Masalların yön gösterici olduğunu kaydeden Fatoş Tiryaki Kızılırmak, masalların aynı zamanda geçmişle gelecek arasında köprü kurdurduğunu belirterek, “İletişimi ve etkileşimi artıran masallar, iyi duyguyu çoğaltır. Her yönden herkese katkı sağlayan masallardaki iyilik ve mutluluk bulaşıcı olsun” diyor.