“Köpeklere Fısıldayan Adam”ın Ankara Şubesi: Berk Batum

Gezici Pet Kuaförü “Pati Yıka”da hayvanlar uyuşturulmadan traş ediliyor

Berk Batum, çocukluğundan beri hayvanlarla içli dışlı olan ve onların dilinden anlayan bir hayvansever. İşletme bölümünden mezun olduktan sonra özel sektöre yönelen ve bu işten iyi kazanç elde eden Batum, bir sabah gözlerini açtığında kararını verir, “Ben artık kedi, köpek yıkayacağım.” Önce kimse bu hayâline inanmaz ama Batum kararlıdır. Şu anda çocukluk arkadaşı Erdem Çınar ve köpeği Linda ile birlikte, gezici yıkama aracıyla Ankara sokaklarını gezen Batum, hikâyesini 24 Saat gazetesine anlattı

Sultan YavuzBerk Batum, Ankara doğumlu olsa da, büyüdüğü yer Ayvalık… Batum’un köpeklerle hikâyesi de burada başlıyor aslında. Hareketli bir çocuk olan ve hayvanlarla haşır neşir olmayı seven Batum’un vücudunda pek çok yara bulunuyor ve yirmiden fazla ısırıldığını söylüyor. Şimdiye değin onlarca kedi ve köpek besleyen Batum, şu anda iki köpeğiyle birlikte yaşıyor. Balıkesir’de işletme okuyan Batum, daha sonra ailesiyle birlikte yeniden Ankara’ya taşınıyor.
Özel sektörde çalışmaya başlayan Batum, satış sorumlusu olarak dereceler elde ederek ve Türkiye birinciliğine kadar yükselir. Satış rekoru kırdığını ve iyi kazandığını belirten Batum, bir sabah saat 07.30’da, üstünde üç köpeği ile yatarken bir karar verir; artık işe gitmeyecek ve kedi, köpek yıkayacaktır.
Batum bu süreci şöyle anlatıyor:
“En nefret ettiğim şey sabahları erken kalkmak. Köpeklerimle yatarken, ‘İnsanlarla mı uğraşacağım, sabahın köründe herkes suratsız… En azından köpek sadece beni ısırır, ihtiyacı belli, oyalamaz, kandırmaz. Hem de keyif alırım’ dedim. O gün gidip istifamı verdim ama kimse inanmadı. Türkiye’nin en büyük GSM şirketlerinden birinin genel merkezinde satış sorumlusuydum. ‘İşi bırakıyorum, kedi, köpek yıkacağım’ dedim, kabul etmediler önce. Bırakmamam için her şeyi denediler ama ben kararımı çoktan vermiştim. Sevdiğim bölge müdürüm, ‘O hâlde işe yarasın, ben seni kovayım’ deyince sevindim ama o tazminat da borçlarıma gitti. Hem işsiz hem parasız kaldım. 2017 yılıydı…
Eski şirketim durumu öğrenince yeniden iş teklif etti ama ben hayâlimden vazgeçer miyim? İşi ufaktan kurmaya başladım, ismini belirledim, internet sitesini kurdum ve sosyal medyada yaymaya başladım. Bu sırada teyzem olan Akrep Nalan beni aradı ve hayâlimi gerçekleştirmemde yardım edeceğini söyledi. ‘Tamam’ dedim ve işe girdim.”
“Benim kedimi tıraş edemezsin diye herkes iddiaya giriyor”
Batum, bir yere bağlı kalmamak için yıkama ve tıraşlama işlemini aracında gerçekleştiriyor. Yurt dışında pet minibüs zinciri dâhi olduğunu söyleyen Batum, Avrupa ve Amerika’da pet kuaförlüğü ile veterinerliğin ayrıldığını, ancak Türkiye’de pet kuaförlüğünün meslekten sayılmadığını vurguluyor.
“İstersem bugün turneye çıkarım, kimse bana karışamaz, istersem ‘çalışmıyorum bugün’ diyebilirim. Kimse beni istediği zaman çağıramıyor, randevu almak zorundalar” diyen Batum, eski işinde müşteriye bağlı olduğunu, istedikleri takdirde yanlarına gitmek zorunda olduğunu ama şimdi işlerin değiştiğini söylüyor.
Ankara’da yeni yeni tanındığını ve reklam vermediğini kaydeden Batum, “Bir kez televizyon kanalında haber oldum ama en güzel reklam müşterilerin müşterilere aktarmasıdır” diyor. Fakat buna rağmen, gün geçtikçe tanınan Batum, yaptığı iş üzerinden iddialaşma yaşandığını belirtiyor.
Batum şöyle anlatıyor:
“Benim kedimi, köpeğimi tıraş edemezsin diye herkes arayıp iddiaya giriyor. Kek yapanlar, sofra hazırlayanlar… Biz uyutmadan işlem yaptığımız için emin olamıyorlar. Oysa hayvan zarar göreceğine beni tırmalasın. Dünyanın en vahşi hayvanı da gelse uyuşturmuyorum. Bu işten önce yirmiden fazla ısırıldım, vücudumun her yerinde görebilirsiniz. Sokak köpekleri, kendi köpeklerim… O yüzden ısırılmaktan korkmuyorum. Fakat bu işte daha hiç ısırılmadım, kediler tırmalıyor ama.”
“Benim özel gücüm yok ama korkmadığımı biliyorlar”
Köpeklerin, kendisini çok etkilediğini belirten Batum, genelde veterinerleri ısıran köpeklerin getirildiğini ve hayvan sahiplerinin veterinerlerin ısırılmış kol fotoğraflarını gösterdiklerini söylüyor. Söz konusu köpeklerin, kendisini sadece yaladığını ve uslu durduklarını kaydeden Batum, “ Benim özel bir gücüm yok ama korkmadığımı biliyorlar. Geliyorlar, önümde oturuyorlar, tıraş ediyorum, sahibi bana ‘Ben böyle bir şey görmedim’ diyor. Aslında tüm köpeklerin bizi öldürme yetisi var, isteseler yapabilirler ama yapmıyorlar. Korkmadığınızda ‘Bu adam benden üstün’ diye düşünüyorlar” diyor.
“Paşa” isimli bir teriyerin çok hırçın olduğunu, sahibinin eşini dâhi eve sokmadığını, aksi takdirde ısırdığını ifade eden Batum, şunları anlatıyor:
“Erdem’i ısırdı ama benim kucağıma yattı. Elimi ağzına da soksam, oradan oraya da çevirsem bir şey yapmıyor. Zaten insanlar biraz da hayvanını test etmek için getiriyor, çünkü herkes kendi köpeğini dünyanın en vahşi hayvanı sanıyor. ‘Tıraş edemezsem geri dönerim, ne olacak? Mutlaka parasını alacak değilim’ diyorum.
Bir de safkan, devasa boyutta, Rex isminde bir Sibirya kurdu var, iki kere ısırma girişimde bulundu ama bana değil; sahibine. Beni öptü sadece. Köpekler candır. Kedilerin tıraş süresi 25 dakikadır ama hepsi o sırada coşar. Kollarım gördüğünüz gibi kedi tırmığı ama sahibi köpeğe bekle dedikten sonra, o hayvan beş saat de bekler. Veterinerleri düşündüğümde, bu işin okulunu okumuşlar. Belki benim kadar çok hayvan deneyimleri yok ama onların psikolojisini dâhi öğreniyorlar. Dolayısıyla tıraş esnasında uyutmaları kolaylığa kaçmak… Onlar zapt edemiyorsa ben nasıl zapt ediyorum? Ne yazık ki hayvan sevgisiyle işini yapan veteriner az sayıda…”
“0 uçla tıraş etmem”
Kendisine rakip çıkmasını istediğini ama bunu pek mümkün görmediğini dile getiren Batum, “Kimse ısırılmak istemez, alışmış olduğu bir düzen var” diyor. 0 uçla tıraş etmediğini de vurgulayan Batum, “Çünkü o zaman hayvanın vücudu yanıyor. Sahipleri de psikolojisi bozuldu sanıyor. Oysa vücudu makineden yanıyor” diye dikkat çekiyor.
Beş yıl boyunca işi ile ilgili araştırma yaptığının belirten Batum, tepkileri de şöyle dile getiriyor: “Bu işin en güzel yanı, herkesin saygısını kazanıyorsun. İlk başta herkes dalga geçiyordu, ikizim dışında ailem de… Türkiye’de şöyle bir mantık var; maaşın düzenli, ekonomik kriz var, ona devam etmelisin. Ama şimdi anneannem bile arayıp işlerimi soruyor. Hayâlimin peşinden gitmesem ne olacaktı ki? Herkes gibi hayatımdan ben de memnun olmayacaktım. Eğlenceli bir iş ve bunu benim gibi yapabilecek kişi sayısı çok az…”
“Instagram’da her hayvanın kendi hikâyesini yazıyoruz”
Fiyatlarının instagram sitelerinde bulunduğunu ifade eden Batum, herkesin bu işi daha pahalı yapması yönünde kendisini uyardığını ancak bunu yapmak istemediğini söylüyor. Batum, “Köpeklerde boya göre, kedilerde ise mesafeye göre değişim oluyor” diyerek, pet sahiplerinin kapısına kadar gittiklerini, kedilerin en fazla on metre aşağıya indiğini, sahiplerinin ise evde işlerini yapmaya devam ettiklerini söylüyor.
Evinin homeoffice olarak görüldüğünü ve vergilerini ödediğini belirten Batum, bazı veterinerlerin aksine hayvan seçmediğini ve uyuşturmadığını, bu durumun ise piyasada çok da hoş karşılanmadığını belirtiyor. İnstagram hesabındaki fotoğrafların altına her birinin kendi hikâyesini yazdıklarını söyleyen Batum, “Sahibinden hikâyesini dinler, yazarız” diyor.
Hayvanların psikoloji önemli
Planları arasında ikinci bir aracı da düşündüğünü söyleyen Batum, kendileriyle birlikte Linda isimli köpeğin de işe gittiğini anlatıyor. Dört aylıkken, sahibinden dayak yiyen Linda’yı evlat edinen Batum, “Bizimle çıkıyor, mesai yapıp dönüyor. Kedi köpek sahipleri ilk başta çekinse de, Linda’nın sakin bir şekilde bizi izlediğini görüyorlar, Linda bizim maskotumuz” diyor.
İş günü sonunda, tüyleri çöp poşetine, kirli suyu ise kanalizasyona boşalttıklarını kaydeden Berk Batum, hayvan sahiplerinin, evcil hayvanlarından daha stresli olduğu durumlarda, onlardan araçtan inmelerini rica ettiklerini ve ihtiyacı olmadığını düşündükleri hayvanları da tıraş etmediklerini belirtiyor.
Çınar, “Onlara zarar vermeden tüylerini kesiyoruz”
Üç aydır Berk ile birlikte çalışan çocukluk arkadaşı Erdem Çınar, daha önce İstanbul Taksim’de tekelci olduğunu ve arkadaşının teklifiyle Ankara’ya gelerek, birlikte çalışmaya başladıklarını ifade ediyor. İstanbul’dan sıkıldığını ve hayvanlarla uğraşmak istediğini söyleyen Çınar, şöyle konuşuyor:
“Hayvanları seviyorum ve bu iş beni mutlu ediyor. Değişik hayvanlarla tanışıyoruz ve hepsinin farklı bir karakteri oluyor. İşimden zevk alıyorum, doğru bir şekilde yapmamız sevindirici. Aileme ilk söylediğimde şaşırdılar, kimse inanmadı ama şimdi destekliyorlar.
Ben, Berk’in hayvanlarla içli dışlı olduğunu bildiğimden ve instagram hesabını takip ettiğimden dolayı, Ankara’da gerçekten buna ihtiyaç olduğunu gördüm. Geri dönüşler çok güzel, mutluyum…”