Köse: Sığınmacıların 10 yıldır en büyük problemleri dil bariyeri

İGAM Mülteci Bilgilendirme ve Destekleme Noktası’nın anlattıkları…

Ankara Keçiören’de bulunan İltica ve Göç Araştırma Derneği (İGAM) bünyesindeki Mülteci Bilgilendirme ve Destekleme Noktası, sadece ilçedeki değil, Ankara’nın pek çok yerindeki mültecilere destek sağlıyor. Keçiören Belediyesi ve Göçmen Hakları ve Sosyal Uyum Derneği (GÖÇDER) İşbirliğiyle 2018 yılında hayata geçirilen ofis, bünyesindeki danışmanlarıyla hemen her konuda bilgilendirme ve destek sağlayarak, bugüne kadar çok sayıda mülteciye umut oluyor. Projenin İdari İşler Sorumlusu Berna Köse ve sosyal hizmet uzmanı Azime Çalışkan, Ankara’daki mültecilerin durumunu 24 Saat gazetesi için değerlendirdiler. İlk bölümünü yayınladığımız röportajımızın ikinci kısmı yarın…

SULTAN YAVUZ – İltica ve Göç Araştırma Derneği (İGAM) Mülteci Bilgilendirme ve Destekleme Noktası, Keçiören’de 2018 yılından beri sığınmacı ve göçmenlere hizmet veriyor. Keçiören Belediyesi ve Göçmen Hakları ve Sosyal Uyum Derneği (GÖÇDER) İşbirliğiyle hayata geçirilen ofis, bugüne kadar Ankara’nın pek çok yerinde bulunan sığınmacılara destek sağladı. Projenin İdari İşler Sorumlusu Berna Köse, yaptıkları çalışmaları ve Ankara’daki sığınmacıların durumlarını 24 Saat gazetesi için değerlendirdi. Köse sığınmacıların pek çok konuda kendilerine başvurduklarını ve on yıldır en temel problemin bir türlü aşılamayan dil bariyeri olduğunu belirtti.
Sizi tanıyabilir miyiz?
Berna Köse: Ben idari işler sorumlusu olarak bir yıldır burada çalışıyorum ve ofisin kurulması, açılması gibi başlangıç süreçlerinden beri işin içine dâhilim.
Bize İGAM ve bu bilgilendirme noktasına ilişkin bilgi verebilir misiniz?
Köse: İGAM 2012 yılında kuruldu ve Proje Koordinatörü de Metin Çörebatır’dır. Biz çok büyük bir organizasyon değiliz ama kalbimiz büyük diyelim. Buradaki ofisimizde beş vaka çalışanı arkadaşımız var; danışanlara ‘vaka’ diyoruz. Bunların dördü sosyal hizmet uzmanı, biri psikolog. Ayrıca iki psiko sosyal danışman, bir hukuk danışmanı ve üç tercümanımız bulunuyor. Finans sorumlusu ve izleme değerlendirme sorumlumuz ile iki şoförümüz ve bir temizlik görevlimiz var.
Bilgilendirme ve yönelndirme merkezi olarak, hem gelenlere bilgi veriyoruz hem de bizim yetemediğimiz noktalarda başka yerlerde hizmet verdiğini bildiğimiz kurumlara yönlendirme yapıyoruz. Sadece yönelnedirme de değil aslında, gerektiği durumlarda vakalara tercüman ve şoförlerimizle birlikte eşlik de ediyoruz. Karakollar, okullar, adliye, göç idareleri, PTT, hastane, belediyeler, sosyal hizmet ve yardımlaşma kurumları gibi aklınıza gelebilecek her yere gidiyoruz. Komşu ve uluslararası STK’larla da iş birliği yapıyoruz.
“Belediyenin telefon numarasını bilmiyorsa, onu da veriyoruz”
Desteklerinizi biraz örneklendirir misiniz?
Köse: Hizmet verdiğimiz konu başlıkları sınırsız. Eğitim hizmetlerine erişim, sağlık ve yargı süreçlerine erişim gibi kişinin neye ihtiyacı varsa, o yönde hareket ediyoruz. Mesela belediyenin telefon numarasını bilmiyorsa, onu da veriyoruz. Çocuğunu okula nasıl kaydettirmesi gerektiğini bilmiyorsa ona süreci anlatıyoruz, gerekirse müdürlerle görüşmelerini sağlıyoruz. Hastane için randevu almayı bilmiyorsa, alıyor ve özel bir durumu varsa, o gün o saatte vakayı hasatneye götürerek eşlik ediyoruz. Örneğin hastanelerde engelli raporu almak uzun süreç alıyor, biz bu konuda da destek oluyoruz. Elimizden gelen her şeyi yapıyourz ve bazen komik hikâyelerimiz de oluyor. Mesela bir gün sokaklarındaki kanalizasyon borusunun patladığını söyleyen biri aradı. Sağ olsun arkadaşlarımız da belediyeyi arayarak bilgi vermişler.
Biz bu katta bireysel görüşmeler yapıyoruz, alt katta da farkındalık arttırıcı oturumlar yapıyor, kalabalık grup eğitimi veriyoruz. Günlük hayatta karşılaşacakları olaylara ilişkin eğitimden tutun, Kızılaykart, çocuk işçiliği, erken yaşta evlilik, aile içi şiddet gibi pek çok konuda danışmanlarımız anlatıyor.
Yetişkinlerin yanında çocuklar için de eğitimler var. Psiko sosyal danışmanlarımızla birlikte, kendini ifade etme, şiddetsiz oyun oynama, ergenlikle ilgili sorunlar gibi konu başlıklarımız var. Danışmanlarımız benzer eğitimleri okullara giderek de veriyorlar.
Bu arada kâğıt üstünde Eylül 2020 yılına kadar açığız, ama benzer başvurularla süreyi uzatmaya çalışacağız.
Keçiören mültecilerin yoğun yaşadığı bir yer mi, o yüzden mi burayı seçtiniz? Ankara’nın her yerindeki mültecilere ulaşabiliyor musunuz, Keçiören’le mi sınırlı?
Köse: Öncelikle Ankara için genel bir bilgi verebiliriz, en yoğun mülteci nüfusu Altındağ’da, sonra Keçiören ve Yenimahalle geliyor. Altındağ’da daha çok ‘geçici koruma’ altındaki Suriyeli mülteciler; Keçiören’de ise ‘uluslararası koruma’ altındaki Iraklı mülteciler bulunuyor. Ankara’da şu an için kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı en son 96 bindi, bunun yanı sıra buraya ve saha çalışmalarımıza dayanarak da 50-60 bin civarında Iraklı mülteci ve 20- 30 bin civarında da Afgan popülasyonu var.
Keçirören’de Afgan mültecilerin yoğun olduğu belli başlı mahalleler var. Burası hem Iraklı hem Afganların yoğun bulunduğu bir mahalle; Çaldıran Mahallesi. Ayrıca Yeşilöz’de gecekondulaşmış mahalleler var; Kâmilocak, Yeşiltepe’de de Iraklı ve Afgan dağılımı söz konusu…
Biz Keçiören ile sınırlı değiliz. Altındağ, Mamak, Yenimahalle gibi yeri geliyor Ankara’nın pek çok ilçesine gidiyoruz, Pursaklar, Polatlı, Hamamönü… Telefonla Ankara dışına da hizmet veriyoruz; Samsun’dan, Antalya’dan, Bursa ve İstanbul’dan bizi arayanlar da oluyor. Telefonla yardımcı olamıyorsak o illerdeki Kızılay, Sığınmacılarla ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği ASAM ya da başka hizmet veren kuruluşlara yönlendirmeye çalışıyoruz.
“Çocuklar için sorunların en büyüğü ise okullardaki akran zorbalığı veya eğitime devamsızlık”
En çok hangi konuda size danışıyorlar? Temel problemleri neler?
Köse: Kömür, kıyafet gibi temel ihtiyaçlar konusunda, yeni ya da kayıp kimlik veya kimlikteki yanlışlığı düzelttirmek için. Mesela bekâr ama evli yazılmış ya da doğum tarihi yanlış gibi… İş bulmak bir diğer konu. ‘Nerede çalışabilirim?’ gibi sorular geliyor.
Çocuklar için sorunların en büyüğü ise okullardaki akran zorbalığı veya eğitime devamsızlık. Sığınmacıların 10 yıldır en büyük problemleri dil bariyeri… Nasıl yapacağını bilse bile dil bilmediği için işlerini başlatamıyor. Okula giden ya da 18 yaş altı çocukların çalışanları Türklerin bulunduğu ortamda bulundukça bunu aşabiliyorlar ama yetişkinler kursa da gitmiyorsa sıkıntılı. Özellikle kadınlar evde kalıyor ve sokaktakilerle de iletişim kurmayınca dili öğrenemiyor.
Kadın sığınmacıların sorunları neler?
Köse: Kız çocuklarının erken yaşlarda evlilik yapması temel sıkıntı, biz ne kadar çabalasak da anlatsak da 13-14 yaşından itibaren evlendirme ve bu yolla başka bir eve gönderme bakış açısı hâkim… Kız çocuklarının okuması bu yüzden sıkıntılı ve buna paralel olarak okullaşma oranı kızlarda düşük.
Yetişkin kadınlara baktığımızda da, toplumsal cinsiyete dayalı rollerle evde kalmaları ve sosyalleşememeleri. Bu nedenle kursa ve işe de gidememeleri… Fakat çoğu kadın kendisi de istemiyor çünkü içselleştirilmiş toplumsal roller söz konusu. Zaten ciddi bir fakirlik durumu var ve buna destek olamıyorlar. Aile içi rollerde daha çok kocalarının bir uzantısıymış gibi, ona hizmet etmek için var olduğu bakış açıcı mevcut.
Sığınmacıların hangi iş kollarında yoğunlaştıklarını söyleyebiliriz? Siz nereye yönlendiriyorsunuz?
Köse: Öncelikle İşkur temelli hizmetleri araştırıyoruz. Gelen danışanlara da daha önce mesleği olup olmadığını soruyoruz. Şoför, marangoz, uçak pilotu, avukat, doktor olan var. Fakat Türkiye’deki yasalar kapsamında TC vatandaşı olmayanların yapamayacağı meslekler olan doktorluk, eczacılık ve avukatlık gibi geçmili olanlar kendi işlerini yapamıyor.
Zanaatla ilgili deneyimi olanlar iş bulabiliyor. Hatta şu sıralar OSTİM veya Altındağ’daki Siteler gibi sanayi ve zanaat bölgelerinin çoğunlukla Suriyeli ve Iraklı mülteci grubundan oluştuğunu söyleyebiliriz. Çünkü ufak bir çıraklık süreciyle rahat öğreniyorlar ya da zaten bu becerileri var, bir de ucuz işgücü olarak kullanılıyorlar. Kayıtsız ve sigortasız çalıştırılıyorlar. Bu işverenler tarafından gözedilen ve aranan bir özellik. Sigorta yapmıyor ve Türklerden daha ucuza çalıştırabiliyorlar. Bir Türk asgari ücretin altında çalışmaz ama sığınmacının reddetme lüksü yok, mecbur. Bu nedenle de merdivenaltı diye tabir ettiğimiz yerlerde çalışmaları yaygın.
OSTİM gibi yapısı oturmuş kurumlarda ise bu söz konusu olmuyor. Şu an OSTİM’de mesleki eğitim merkezi başladı, daha çok genç yetişkinler ve gençler için. Hem liseye devam etmeleri sağlanıyor hem de bir meslek ediniyorlar. Dersleri de çok ağır olmadığından ve çıraklık eğitiminde devlet tarafından sigortaları karşılandığından çalıştıkları kişiye yük olmuyorlar. Elbette çocuk işçiliğini desteklemiyoruz ama bazen çocuk okumak istemiyor ya da ailenin geçimini sağlayacak kimse yoksa mecbur kalabiliyor.