M4D 2019 yılı ikinci dört aylık raporunda çarpıcı veriler

“MAYIS-AĞUSTOS 2019 M4D MEDYA İZLEME RAPORU” YAYINLANDI

Gazeteciler Cemiyeti tarafından yürütülen Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonunca finanse edilen Demokrasi için Medya Medya için Demokrasi (M4D) programı kapsamında 2019 yılı ikinci dört aylık “Mayıs-Ağustos 2019 M4D Medya İzleme Raporu” yayınlandı. Raporda, işten çıkarmalar, hapisteki gazeteciler, sansür, basın davaları, tirajlar ve kamu yayıncılığı başlıkları altında Türk medyasının içinde bulunduğu durum gözler önüne serildi

ANKARA – Gazeteciler Cemiyeti’nin Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonunun finansal desteğiyle hayata geçirdiği Demokrasi için Medya Medya için Demokrasi (M4D) programı kapsamında ikinci dönemsel izleme raporu olan “Mayıs-Ağustos 2019 M4D Medya İzleme Raporu” yayınlandı. Grafikler marifetiyle, tutuklu, hükümlü gazeteci sayıları, medyadaki işten çıkarmalar, sansür ve erişim engeline ilişkin olaylar, gazete tirajları ve sendikasızlaşma gibi başlıkların analiz edildiği raporda, ayrıca M4D programı kapsamında Anadolu’nun farklı illerine gerçekleştirilen ziyaretlerle yerel basının yerinde izlenen gözlemleri ile yaygın basının mevcut durumu konusundaki izlenimlere de yer verildi.
SETA raporuna tepkiler
Raporun giriş bölümünde, Mayıs ve Ağustos ayları arasındaki dönemlerde yapılan 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri sonuçları ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yeniden seçim kararı alınması ve HDP’li bazı belediye başkanlarının yerinde alınarak kayyum atamalarının 2019 yılı ikinci çeyreğinde ana gündem maddesini oluşturduğu vurgulandı. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Mayıs’ta açıkladığı “Yargı Reformu Stratejisi Belgesi”de basın ve ifade özgürlükleri açısından söz konusu dönemin en sık tartışılan konulardan biri haline geldiği belirtildi. Öte yandan Temmuz ayında uluslararası medya kuruluşlarında görev alan veya bu kuruluşlara yazılarıyla katkı sağlayan gazetecilerle ilgili Siyaset Ekonomi Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından hazırlanan “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı 196 sayfalık rapora ilişkin meslek örgütleri başta olmak üzere farklı kesimlerden gelen eleştirilere de yer verildi.
“140 gazeteci tutuklu”
Rapordaki işten çıkarmalar kısmında, TRT’de spiker, yapımcı, sanatçı gibi kadrolardaki büyük çoğunluğu kalifiye 169 personel için “istihdam fazlası” olarak Devlet Personel Başkanlığı havuzuna alınmalarının yanı sıra Karnaval Medya Grubu’ndan 23, Media Arabia’dan16gazetecinin işine son verilmesi ayrıca Hürriyet gazetesi ile CNN Türk bünyesinde çalışan gazetecilerin işsiz bırakılması ve BJK TV’nin kapatılmasıyla personelinin işsizliğe mahkum edilmesinin altı çizildi.
Ağustos 2019 ayı sonu itibarıyla tutuklu ve hükümlü 140 gazetecinin hapiste olduğuna işaret edilen raporda, basın ve ifade özgürlüğünü engelleyen yasalar, kararnameler ve akreditasyon engelleriyle temel görevi halka haberi zamanında ve doğru olarak iletmek olan gazetecilerin görevlerini layıkıyla yerine getirmesinin olanaksız kılındığına dikkat çekildi.
“Terör” ve “terör örgütü üyeliği” tanımı gözden
geçirilmeli”
“Yargı reformu” başlığı altında yürütülen çalışmalara rağmen, 2019’un ilk sekiz ayında dagazetecilere yönelik yeni soruşturmaların başlatıldığına değinilen raporda, ilave davaların açıldığı ve bu arada gazetecilere yöneliktüm duruşmalarda tutuksuz yargılanma taleplerinin reddedildiği dikkate alındığında, basın özgürlüğü açısından uluslararası raporlarda ağır eleştirilerle karşı karşıya kalınmasının, nedenlerinin ortaya çıktığı ifade edildi. Bununla birlikte uluslararası kamuoyunda Türkiye’nin, hapisteki gazeteci sayısıyla dünya lideri olmaya devam ettiği ve Freedom House’un yayınladığı 2019 raporunda da Türkiye’nin 2018’de olduğu gibi ikinci kez “özgür olmayan” ülkeler arasında gösterildiği hatırlatıldı. Raporda, gazetecilik mesleğini hedef alan günümüzdeki adli süreçlere bakıldığında, Türkiye’nin “terör” ve “terör örgütü üyeliği” tanımını gözden geçirmesi gerektiğine işaret edildi. Özellikle “şiddeti teşvik etmek” veya “terör örgütüne üye olmamakla birlikte terör örgütünün hedeflerini gerçekleştirmeye yardımcı olmak” gibi suçlamaların geniş kapsamlı vemuğlak olmasının, bu ifadelerle neyin kastedildiğinin çok açık olmamasından kaynaklandığı dolayısıyla hangi koşullarda gazetecilik yapılabileceği, ayrıca mevcut yargı penceresinden neyin, ne zaman haber olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tam olarak anlaşılmasına imkân vermediğine dikkat çekildi .Bütün bu değerlendirmelerin sonucunda Türkiye’nin “terör” başlığı altında gazetecilik mesleğini zan altında bırakmakta olan tüm yargılama süreçlerine karşı gazetecilik esasına uygun, basın ve ifade özgürlüğünden yana yasal tanımlamalar getirilmesi önerisinin gündemdeki yerini koruduğuna işaret edildi.
Sansür vakalarında artış
Türkiye’de sansürve oto-sansür örneklerinde de artışın yaşanmaya devam edildiğine vurgu yapılan raporda, Özgürlük için Basın (ÖiB) ekibince açık kaynaklardan yapılan derlemelere göre, Ağustos ayında görülen 37 sansür olayı ile birlikte ilk sekiz aydaki sansür veya habere müdahale sayısının 235’e ulaştığı kaydedildi. Yine aynı dönemde, hakkında yasal işlem yapılan gazeteci sayısını164’e yükseldiği ve söz konusu sulh ceza hakimliklerince toplam 944 haber sitesi ve Twitter paylaşımına erişim engeli getirildiği belirtildi.
Raporun basın davaları kısmında aralarında Cumhuriyet davası, Özgür Gündem Gazetesi eş genel yayın yönetmenliği kampanyası kapsamında yargılanan gazeteciler ile Dicle Haber Ajansı ve Mezopotamya Haber Ajansı muhabirlerinin yargı davalarına yer verildi. Öte yandan gazetecilere ve muhalif siyasi kişiliklere yönelik şiddet vakaları ve bunların cezasız kalması ve ayrıca buşikayetlerin 2019’un ikinci dört ayında da “olağan” hale gelmeye başlandığına işaretedildi.
Yazılı basının tirajlarınınincelemesinde, 2018 yılının Ocak ayında yaygın medyada toplam net gazete satışının 2.593.986 iken, 2019 yılı Ocak ayında bu sayının 2.023.928’e Ağustos 2019’da ise 1.955.010’a gerilediğine vurgu yapıldı.
“Medya okur–yazarlığının yetersizliği”
M4D Programı kapsamında farklı illere yapılan temaslarda, girdi maliyetlerindeki artışın, tirajlardaki düşüşün, reklam gelirlerindeki gerileme ve toplam gelirde çeşitli nedenlerle yaşanan azalma dolayısıyla basılı yayınların yerine sadece dijital mecralarda faaliyetlerin sürdürülmesinin, gazeteciliğin “ağır basan bir gerçekliği” olarak dile getirildiğine dikkat çekildi. Yine raporun gözlemler başlığı altındaki bölümde medya okur–yazarlığının yetersizliğinin yapılan temaslarda ön plana çıkan bir diğer sorun olduğuna yer verildi.
Raporun sonuç kısmında ise “Ana hatlarıyla Cemiyet raporları kapsamında belirtilmeye çalışılmış sorunların aşılabilmesi ancak ulusal birlik ve bütünlüğü ayrımcılıktan, ötekileştirmekten kaçınarak korunmasıyla mümkündür. Türkiye’nin ilk ve en büyük meslek örgütlerinden biri olan Gazeteciler Cemiyeti, kurulduğu 1946 yılından bu yana sorumluluklarının bilinci içinde başta ifade ve basın özgürlüğü olmak üzere gazetecilik ve gazetecilerin sorunlarının çözümü için meslek mensupları arasında birlik ve dayanışma oluşturmaya zor ve sıkıntılı günleri birlikte aşmak için çaba gösterilmesine zemin oluşturmaya çalışmaktadır. Cemiyetimiz, ifade ve basın özgürlüğünün ülkemizin karşı karşıya olduğu büyük sorunlarının aşılabilmesinin en büyük güvencesi olduğu inancındadır. Düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği ortam ulusal direnci ve sorunlarını aşma gücünü arttıracaktır” denildi.
“Mayıs-Ağustos 2019 M4D Medya İzleme Raporu”nu (media4democracy.org) adresinden temin edebilirsiniz.