Milli Mücadele yıllarında iletişim

Özdemir: Mustafa Kemal, iletişim araçlarını etkin kullanmasıyla bize iletişim dersi vermiştir

Gazeteciler Cemiyeti tarafından Avrupa Birliği (AB) finansmanı ile yürütülen “Demokrasi için Medya/Medya için Demokrasi” programı (M4D) kapsamında, Ankara’daki Basın Evi’nde gerçekleştirilen söyleşinin konuğu Prof. Dr. Hikmet Özdemir oldu. Siyaset bilimci Özdemir, “Savaşta ve Barışta Atatürk” konulu sunumunda, Atatürk’ün hayatının her döneminde iletişim araçlarını en etkin biçimde kullandığını vurguladı

M4D Proje Koordinatörü Yusuf Kanlı

SULTAN YAVUZ – Gazeteciler Cemiyeti tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen “Demokrasi için Medya/ Medya için Demokrasi” programı (M4D) çerçevesinde, Ankara’daki Basın Evi’nde düzenlenen etkinliğin konuşmacısı, Prof. Dr. Hikmet Özdemir oldu. Siyaset Bilimci Özdemir’in “Savaşta ve Barışta Atatürk” konulu sunumunda, Atatürk’ün genç subaylık döneminden başlayarak hayatının sonuna kadar iyi bir iletişimci olduğu belirtildi.
Açılışta konuşan M4D Proje Koordinatörü Yusuf Kanlı, “Kimsenin Kemalist olma zorunluluğu yoktur ama kimsenin de Atatürk’e hakaret etme hakkı yoktur. Atatürk bu ülkenin zor dönemlerinde, bir nevi kurtarıcı ve yeniden kurucu rolünü üstlenmiştir. Umarım benzer rolü üstlenecek kahramanlara bir daha ihtiyacımız olmaz” dedi.

M4D Proje Koordinatör Yardımcısı Seva Ülman

Söyleşinin açılış konuşmasını yapan ve Özdemir hakkında bilgi veren M4D Proje Koordinatör Yardımcısı Seva Ülman, Kasım ayının Atatürk’ün ölüm tarihi olması sebebiyle önemine değinerek, Özdemir hakkında şöyle konuştu:
“Prof. Hikmet Özdemir’in ‘Savaş’ta ve Barışta Atatürk’ isimli kitabı, Atamızın bu olağanüstü macerasını anlatır. Kahramanmaraşlı Özdemir, Ankara’da Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde Sevk ve İdare Programı’nda lisans, ardından Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’nde yüksek lisans ve doktora yaptı. British Council bursuyla Londra Üniversitesi’nde, Fullbright bursuyla ABD Washington’da devlet arşivlerinde, Georgetown Üniversitesi’nde ve ayrıca Cenevre’de BM Mülteciler Arşivi’nde araştırmalarda bulundu.
Bunların yanı sıra Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık ile TÜBİTAK ve Kocaeli Üniversitesi’nde arşiv çalışmaları yaptı ve

Türk Tarih Kurumu’nda 1915 Ermeni Olayları üzerinde incelemelerde bulundu. Özdemir şu anda Ankara Üniversitesi Harp Akademileri’nde lisansüstü dersler veriyor, evli ve iki çocuğu var.”
Özdemir, “Mustafa Kemal’in yaşadığı yıllarda ne reklam kampanyaları ne de büyük ajanslar var”
Prof. Hikmet Özdemir, “Savaşta ve Barışta Atatürk” kitabı denildiğinde, akla önce milli bir kahramanın ve bir askerin geldiğini,

Prof. Dr. Hikmet
Özdemir

ancak hatırlanması gereken başka bir konunun daha olduğunu belirtti. Atatürk’ün çok farklı türlerde kitap okuduğunu kaydeden Özdemir, onun en fazla tarih okuduğunu ve sırasıyla sosyal bilimler, edebiyat ve dil bilim, güzel sanatlar, din, sınıflandırılamayan, felsefe, psikoloji ve temel bilimleri okuduğunu söyledi.
Atatürk’ün her şeyden önce bir asker olduğunu ve ona yön verenin güdünün bu olduğunu belirten Özdemir, “İhtiyacı için ve çağı anlamak için okuyor. Okuduğu bilgileri içselleştiriyor ve aynı zamanda bu bilgileri uzun sohbetlerde paylaşıyor. İlk subaylık yıllarından beri bilgiyi kitleselleştiriyor. Bu da onun kendi kararlarını kendisi veren bir insan olmasını beraberinde getiriyor” dedi. Atatürk’ün ilk subaylık yıllarından ömrünün sonuna kadar en büyük yardımcısının iletişim ve iletişim araçları karşısındaki ‘sihirbazlığı’ olduğunu ifade eden Özdemir, “Mustafa Kemal’in yaşadığı yıllarda ne reklam kampanyaları ne de büyük ajanslar var. Sadece kendisi ve ulaşması gereken topluluklar var” dedi.
İlk kartpostalı Rıza Tevfik’e yazdı
Atatürk’ün ailesi ve yakın arkadaşlarıyla kartpostal ve mektup aracığıyla haberleştiğini söyleyen Özdemir, Atatürk’ün yüz yüze iletişim kurmayı da özellikle tercih ettiğini ve cephede verdiği emirlerin de bunun bir parçası olduğunu belirtti. Telgraf, röportaj ve makalelerinin de önemine işaret eden Özdemir, Atatürk’ün, bulabildiğimiz i bilgiye göre ilk kartpostalı Rıza Tevfik Bölükbaşı’na yazdığını belirtti.
Tevfik’e hayranlığını yazan bu kartpostalın tarihinde Mustafa Kemal’in 27 yaşında olduğunu belirten Özdemir, “Üst Teğmen Mustafa Kemal imzalı bu kartpostalı, 23 sene sonra Tevfik, Refik Halit Karay’a yazdığı mektubunda ifade etmiştir. Bu bilgi, Mustafa Kemal’in özgüveni yüksek bir okuyucu olduğunu gösteriyor” diye yorumladı.
Atatürk’ün bir sonraki önemli yazısını ise 29 Ekim 1908’de Girit’teki İstikbal gazetesine yazdığını belirten Özdemir, bu konuda şunları söyledi:
“1908 İhtilali’nden sonra İttihat ve Terakki’ye karşı ayaklanma olmuş ve Mustafa Kemal bunu bastırmaya giderek başarılı olmuştur. Bu mektup çok düşündürücüdür, gazeteyi eleştirir ve halk üzerindeki etkisinden bahseder. 27 yaşındayken yazdığı bu mektup, basının görevini de hatırlatmaktadır. Dolayısıyla bu mektup, sadece harp akademisinin verdiği eğitimle yazılacak bir metin değil, entelektüel bir çaba ve bilginin ürünüdür.”
“Şifreli telgraf milli uyanışta çok büyük rol oynadı”
Atatürk’ün cephede bile mektup yazmaya devam ettiğini kaydeden Özdemir, duygusal bir ilişki yaşadığı Corinne ile mektuplaştığından bahsetti. Mektubun Atatürk’ün hayatında vazgeçilmez olduğunu ifade eden Özdemir, 1937 yılını 1938’e bağlayan gece Atatürk’ün İsmet İnönü’ye yazdığı mektuptan da bahsederek, “Mektup o kadar zarif ki… Hasta olan İsmet İnönü’nün evine, evdeki kadınlar rahatsız olmasınlar diye gitmediğini belirtmiş” dedi.
Duygusal mektupların yanı sıra, siyasi düşüncelerini yazdığı mektupların da olduğuna dikkat çeken Özdemir, şifreli telgrafların ise milli uyanışta çok büyük rol oynadığını söyledi. Atatürk’ün Ankara dışında geçirdiği vakitlerin dağılımından bahseden Özdemir, 1922 ve 1923 yıllarında önemli bir iletişim kampanyasının başlatıldığını söyledi. Özdemir bu tarihe ilişkin şöyle konuştu:
“Atatürk bu tarihte Bilecik, İzmit, Bursa, Balıkesir-Edremit’e gidiyor, İzmir İktisat Kongresi ve annesinin vefatı da bu dönemde oluyor. Daha sonra Erzurum, Sivas ve Kayseri’de planlı olarak, vilayet salonlarında çok uzun süreli konuşmalar yapıyor. Konuşmalar bazen dört saat sürüyor ve vatandaşlar tabii ki bir liderin kendileriyle bu şekilde iletişim kurmasına alışkın değiller. İlk defa bir lider, onlara ‘sorun’ diyor. Bu muazzam bir iletişim kampanyasıdır. Bu güzergâh üzerinde her konu konuşuluyor. Yeni rejimin nasıl olacağı, reformlar… Zaten Mustafa Kemal’in kafasında bu fikirler hep vardı, zihinsel hazırlığını yapmıştı. Halkın ayağına gidiyor, yapacaklarını onlara anlatıyor. Demiryolunun her yerde olmadığı, ulaşımın çok güç olduğu, bazen 36 saat at üstünde gittiği zamanlarda tüm bu çabasıyla bize iletişim dersi veriyor.”
“İzmir’de hayatının en büyük iletişim kampanyasını gerçekleştirdi”
Atatürk’ün Büyük Taarruz ’un ardından İzmir’de hayatının en büyük iletişim kampanyasını gerçekleştirdiğini ifade eden Özdemir, tüm önemli gazetecilerin ve ajansların İstanbul’dan İzmir’e geldiğini, Mustafa Kemal’in ABD’nin, Fransa’nın ve İngiltere’nin ajanslarının hepsine ayrı ayrı demeçler vererek, neler yapacağını anlattığını belirtti.
Özdemir, bu süreçte Atatürk’ün entelektüel ve güvendiği kişileri etrafında bulundurduğundan bahsederek, özellikle Ruşen Eşref’in yaptığı röportajlar sayesinde Mustafa Kemal’in halk nezdinde tanınmasının arttığını söyledi.
1924 yılında hilafet kaldırıldığında, yine tüm basınla İzmir’de buluştuğu bir kampanya düzenleyen Atatürk’ün, 1928 yılındaki Harf İnkılabı ile “başöğretmen” olarak şehir şehir dolaştığına da dikkat çeken Özdemir, alfabenin değişimi ile basının da yeni harflere geçtiğini ve bu şekilde destek verdiğini anlattı.
Özdemir, 1930 ve 1931 yılları arasında da Atatürk ve ekibinin tüm yurdu gezip rapor yazdıklarını ve tüccarlarla, esnafla konuştuklarını kaydetti. 1936 yılında İngiltere Kralı VIII. Edward’ın Çanakkale ve İstanbul’u ziyaret etmesinin de, Atatürk tarafından uluslararası bir iletişim kampanyası için fırsat olduğunu dile getiren Özdemir, “O güne kadar The Times İstanbul’dan Konstantinopolis diye bahsederken, artık İstanbul diye yazıyor” dedi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün iletişim araçlarını ve basını çok etkili kullandığını söyleyen Hikmet Özdemir, “Milli Mücadele yıllarında İrade-i Milliye ve Hâkimiyet-i Milliye gazeteleri çıkarılıyor, Ankara’da Anadolu Ajansı kuruluyor. Daha sonra Basın Yayın ve Enformasyon Müdürlüğü’ne evrilecek olan Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi’ni kuruyor. Tüm bunlar Atatürk’ün iletişime ve iletişim araçlarına verdiği önemi gösteriyor” diye konuştu.