Muhammed’in zihni rengarenk

Bu ev bir resim galerisi

HABER VE FOTOĞRAFLAR SULTAN YAVUZ ÖZİNANIR / Adı Muhammed Yalçın… Altındağ’da âdeta bir resim galerisine dönüştürdüğü gecekonduda ailesi ile birlikte yaşıyor ve resim yapmak onun her şeyi. Yüzde yetmiş zihinsel engelli olan Yalçın, yaptığı resimlerle herkesi büyülüyor. Engel tanımayan sanatı, onun zihninin aynası. Muhammed’in evi de, resimleri de korunmayı ve yaşatılmayı hak ediyor… Bu yetenekli ressamın zihinsel engelli oluşu onu sanatında biricik kılarken, yaşamındaki zorluklar onu ve ailesini çaresiz bırakıyor.

Muhammed Yalçın pek çok televizyon kanalına, gazeteye ve dergiye haber olmuş. Evini şimdiye değin iki binden fazla insan ziyaret etmiş. Ünü artmış, siyaset dünyasından ve farklı ülkelerinden insanlar da bu yeteneği görmeye gelmişler. Ham sanat akımı temsilcilerinden olan Yalçın, bir yıl Harun Antakyalı’nın atölyesinde çalışmış. Antakyalı, Muhammed’deki cevheri görmüş ve ailesi ile konuşmuş. Muhammed’e ellerinden geldiğince destek olmaya çalışan ailesinin tek isteği ise oğulları Muhammed’in mutlu olması ve sanatını devam ettirebilmesi. Kâğıdı bitince evin duvarının kenarlarını boyamaya başlayan Muhammed, iki yıl içinde tüm evin duvarlarını boyamış ve sonra da dış cepheye resim yapmaya devam etmiş. Altındağ’da gecekonduların olduğu sokaktan ilerleyince, karşınıza bu renkli ev çıkıyor ve ister istemez gülümsüyorsunuz. Muhammed’le tanışınca da, konuşamayan bu uzun boylu genç adamın aslında her şeyi resimle söylediğini anlıyorsunuz.

Harun Antakyalı, Muhammed Yalçın’ı Keşfediyor

Yalçın ailesi, Muhammed’i 2009 yılında Çağdaş Uygulama okuluna yazdırmış. Okula geç başlayan Muhammed için, okul tarafından ‘bir yıl okuturuz” denmiş. Muhammed, diğer öğrencilerle birlikte resim yapmaya başlamış ve yeteneği de burada ortaya çıkmış. Hocaları, ‘bir ressama göstersek’ deyince, Harun Antakyalı devreye girmiş. Muhammed’in babası Hasan Bey, “Harun Bey gelip atölyeye bakıyor. Hatta kendi atölyesinden çocuklar için boya, fırça gibi malzemeleri getiriyor ‘çocuklarla biraz çalışma yapalım’ diyor. Harun Bey sağ olsun, gönüllü olarak tüm çocuklarla bir yıl ilgilendi. Hatta okul kantininin duvarlarını boyadılar, bir de sergi açtılar. Derken, Harun Bey Muhammed’in resimlerindeki farklılığı görüyor. ‘Mezun olduktan sonra benim atölyeme gönder, biraz yanımda takılsın’ dedi. Bir yıl kadar durduktan sonra, ‘bundan sonrasını kendiniz yapacaksınız’ dedi. ‘Biz nasıl yapalım Harun Bey, bu iş bildiğimiz, anladığımız iş değil’ dedim. ‘Evin bir odasını atölye yapacaksın, malzeme alacaksın, Muhammed sonrasını kendi yapar zaten’ dedi. Biz de bir odayı atölye yaptık” diyerek, Muhammed’in resme başlamasını özetliyor.

Odasında çalışırken kâğıdı bittiği zamanlarda evin duvarlarını boyamaya başlayan Muhammed’e, ev halkı da ‘ses çıkarmamış’ ve evin tamamını iki yılda tamamlamış.

Kırklareli’nin Sokaklarını da Boyamış

Geçtiğimiz yaz Kırklareli sokaklarına da adını bırakmış Muhammed Yalçın. Babası Hasan Bey, “Orada üç tane duvar yaptı, Kırklareli’nin ilk yerleşim yeriymiş. Bu kale gibi köhne bir yer ve orayı turistik yer yapmak için uğraşıyorlar. İlk çalışmayı da Muhammed’le gerçekleştirdiler. Orada resimleri gören bazı insanlar arıyorlar, ‘tanışalım, görüşelim’ diyorlar. Çünkü bizim de Kırklareli’de yaşadığımızı sanıyorlar. Ara sıra teklif geliyor ama sonra vazgeçiyorlar” diyor.

“Bugüne kadar malzemelerini biz temin ettik ama…”

Seyyar satıcılık yapan Hasan Bey, şimdiye kadar boya, kâğıt gibi malzemeleri kendilerinin temin etmeye çalıştıklarını ama iş büyüdükçe, kendilerini de zorladığını ifade ediyor. “Ev ortamı olduğu için yaptığı resimleri, malzemeleri koyacak yerimiz yok. Bir sürü resim yapıyor, depolayacak yer yok işte. Bir misafir geldiği zaman çoluk çocuk zarar verecek diye arkalarında koşup duruyor” diye anlatıyor, Muhammed’in sanat yaşamının zorluklarını.

Şimdiye kadar Muhammed için sergiler açıldığını ancak resimlerinin satılmadığını dile getiren Hasan Bey, “Şimdi Tosca Sanat, Muhammed’in resimlerini sergiliyor ve ‘sergiyi uzatacağız’ diyorlar. Hayatlarında ilk kez bu kadar renkli bir sergi açtıklarını söylüyorlar. Katılım fazla değilmiş ama ‘bir-iki ay geçince sergiyi tekrarlayalım’ diyorlar. İnsanlar Muhammed’in resimlerini görünce zaten hayran kalıyor” diyor.

“Buralar yıkılınca, Muhammed ne yapacak?”

Muhammed Yalçın’ın annesi Aysel Hanım, oturdukları gecekonduda kiracı olduklarını ve yıkılması durumunda, Muhammed’in çok üzüleceğini dile getiriyor. Aysel Hanım, “Buralar da yıkılacak, keşke bir hayırsever çıksa da, Muhammed’imin elinden tutsa. Muhammed üzülüyor, ‘burası yıkılırsa, ben nasıl şu duvaları bırakıp gideceğim’ diyor. Çok içerliyor ama konuşamıyor. ‘Sen söyle anne’ diyor. Keşke bu ev onun gibi çocukların gelip resim yaptığı bir yere dönüşebilseydi, durumum olsa ben yapardım” diyor.

Aysel Hanım, insanların eve girmeye çekindiklerini de şu sözlerle anlatıyor, “Burayı müze sandık,  diyorlar. Eşyaları da görünce, ‘burası evmiş’ diyorlar, çekiniyorlar.”

“Japon turist burayı görünce hayran kaldı”

Muhammed’e yardım için çalışma yürüten Lavarla ekibi de, Yalçın’ın belgeselini çekmek ve yabancı dillere çevirerek, Muhammed’in sanatının daha fazla tanınması için uğraşıyormuş. Başarı ve teşekkür belgeleri olan Muhammed’in aşama aşama bugünlere geldiğini vurgulayan Hasan Bey, Japon, Alman ve Çeçenler’in de Muhammed’i ziyaret ettiklerini anlatıyor.

Geçen yıl, Çağdaş Sanatlar Merkezi’ndeki serginin afişini gören ve kendilerine ulaşan bir Japon turistin hayranlığını da Hasan Bey şöyle dile getiriyor, “Adam, Japonya’da engelli çocuklarla çalışıyormuş. Burayı görünce hayran kaldı. ‘Sen bu çocuğu desteklemekle müthiş bir şey yapmışsın’ diyor. ‘Ama artık seni aşmış bu iş’ diyor. ‘Bundan sonrası devletin işi, evi korumaya almak, müzeye çevirip, düzgün bir atölye oturtmak’ diyor.”

 “Lütfen, Muhammed’e tutamayacağınız sözler vermeyin!”

Siyaset dünyasından isimlerin de Muhammed’i ziyaret ettiğini söyleyen baba Hasan Bey’in bir ricası var, “Lütfen, Muhammed’e tutamayacağınız sözler vermeyin!” Muhammed’i ziyaret eden insanların pek çok vaadde bulunduğunu ama bunları gerçekleştirmediklerini kaydeden Hasan Bey, “Muhammed’e lütfen yapamayacağınız şeyler için söz vermeyin. Şimdi bizim tanıdığımız bir ressam vardı, rahmetli oldu, üç-dört yıl oluyor. O mesela Muhammed’e söz vermişti, ‘sana bir kaç tuval ve malzeme getireyim’ diye. Muhammed, hâlâ onu soruyor, ‘bana getirecekti’ diye. Biz insanlara ‘bir şey yapın’ demiyoruz ama lütfen yapabileceklerinizi söyleyin. En azından Muhammed’in yanında yapmayın, üzülüyor.”

Muhammed’in Resimleri Kartpostal Oldu

Bugüne kadar resim satamadıklarını, insanların Muhammed’in resimlerini alarak ona destek olabileceklerini dile getiren Hasan Bey, Muhammed’in resimlerinin kartpostala dönüştürüldüğünü söylüyor. Lavarla tarafından yaptırılarak kafelere dağıtılan kartpostallar, üç tanesi on liradan satışa sunuluyor.

Bine yakın resmi bulunan Muhammed Yalçın’ın şansı şimdiye kadar pek de açık olmamış. Türkiye’de özellikle de zihinsel engelli bir ressamın işinin çok zor olduğunu belirten Hasan Bey, karşılaştıkları güçlükleri de şöyle anlatıyor. “Mesela Avrupa Birliği’nden destek alabilir miyiz diye gittik. Resimleri gören görevli ‘ya müthiş şeyler bunlar!’ dedi. ‘Ama Muhammed’in bir sene Avrupa’ya çıkması ve her hangi bir Avrupa ülkesinde bir yıl çalışması lazım. Avrupa’nın neresine giderse gitsin, Muhammed’i geri vermezler. Ne yazık ki, bizim ülkemiz kıymetini bilmiyor. Muhammed bir cehver’ dedi.”

Kültür Bakanlığı’na da baş vurduklarını ama sonuç alamadıklarını dile getiren Hasan Bey, Harun Antakyalı’nın Muhammed için şunları söylediğini aktarıyor, “Sanat yapan engelli insanlar var ama onlar bedensel engelli, onların beyni çalışıyor. Muhammed gibi değiller. Dünyada üç kişi var böyle olan, üçüncüsü Muhammed. Türkiye’de ise tek.”

“Muhammed’in sağı olsa ne olur? Solu olsa ne olur?”

Muhammed Yalçın’ın siyasi olarak her hangi bir duruşunun olmadığını, siyasete alet olmasını da istemediğini ifade eden Hasan Bey, “Muhammed’in sağı olsa ne olur? Solu olsa ne olur? Bu adam ortada bir adam, dümdüz bir adam. Başbakanını bilmez, cumhurbaşkanını bilmez. Bu adamın yanında herkes eşit, herkes düz” diyor.

Yalçın ailesinin tek dileği, oturdukları evin müzeye çevrilmesi. Hasan Bey, “Burayı müzeye çevirmeye güçleri yetmez mi? Herkes tanıyor Muhammed’i. Kendim için konuşmuyorum, oğlum için konuşuyorum ben. Hamamönü’ne iki Ramazan götürmüştüm Muhammed’i. Arkadaşım, ‘evde oturacağına, dükkânın yanında otursun, hem resim yapar, satar’ dedi. Baktım işportacı durumuna düştük orada, bir daha götürmedim. Esnaf da ‘ya sokak boş kaldı, Muhammed’i niye getirmiyorsun?’ diyor. Çünkü Muhammed resim yaparken o kadar çok insan oğlumu izliyordu ki…”

Muhammed’in ve Yalçın ailesinin mücadelesi ilham verici, Muhammed’in değeri sonradan anlaşılan insanlar listesine girmemesi dileğiyle… Başka koşullarda sanatını daha iyi icra edebilecek olan Muhammed Yalçın, tutulabilecek bir söz arayışında.