Münir Özkul ve Aydın Boysan

Utku ŞENSOY 

“Hepiniz mebus olabilirsiniz. Vekil olabilirsiniz, hatta reisicumhur olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız.” (Mustafa Kemal Atatürk-1930)
Büyük sanatçımız Münir Özkul ustayı ve Mimar-Gazeteci Aydın Boysan’ı bundan 1 yıl önce aynı 5 Ocak gününde yitirmiştik.
Hababam Sınıfı’nın (1975) Mahmut Hocasını ve Yaşar Usta tiplemeleriyle kalplerimizde taht kuran Yeşilçam’ın usta oyuncusu,efsanesi Münir Özkul bir yıl önce sessiz sedasız aramızdan ayrıldı.
Münir Özkul, sanat yaşamı boyunca 400’e yakın sinema filminde ve sayısını kendisinin bile tam olarak bilmediğini belirttiği tiyatro oyununda rol aldı.1998 yılında, Kültür Bakanlığı, Münir Özkul’a Devlet Sanatçısı unvanını verdi.
Münir Özkul, İsmail Dümbüllü›den aldığı ünlü kavuğu, 1989 yılında tiyatro oyuncusu Ferhan Şensoy›a devretmişti.Hasan Efendi’ninTürk geleneksel tiyatrosu içinde çok önemli bir yeri bulunan kavuğunun 2016 dan buyana beşinci sahibi ise, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Rasim Öztekin.

SANATÇILAR GELİR, GİDER, ONUN GİBİSİ BİR DAHA GELMEZ!
Münir Özkul gibi ustalardan, sanatçılardan yoksun olan, sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur. Rönesans’ sız bir Avrupa düşünülebilir mi? Bir millet ki resim yapmaz, heykel yapmaz, bir millet ki tiyatrodan, müzikten, sanattan yoksun o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur!
“Aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır. Yok olunca da sesimiz bu hoş kubbede bir hoş seda olarak kalır.”

MÜNİR ÖZKUL
Büyük Sanatçı Münir Özkul’la aynı gün kaybettiğimiz Aydın Boysan, 1945’te İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ni (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Mimarlık Bölümü’nü) bitirdi.
Türkiye Mimarlar Odası’nın kurucuları arasında yer alan Boysan, mimar olarak çalıştığı 55 yıl boyunca 1,5 milyon metrekare bina tasarladı.
Boysan, Ulusal ve uluslararası mimarlık yarışmalarında ödüller kazandı. Kendi kitaplarını basmak için Bas Yayınları’nı kuran Aydın Boysan, aralıksız on yıl Hürriyet ve üç yıl Akşam gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Aydın kişiliğinin yanı sıra, farklılığı ve nüktedanlığı ve mükemmel sofra adabıyla da iyi bilinirdi.Evet akşamcıydı, kendince “vakti kerahet” geldiğinde de gereği yapılmalı, çilingir sofrası kurulmalıydı.
Şu fani dünyadan bir Münir Özkul ve Aydın Boysan ustalar gelip geçtiler. Her ikisi de vatanseverlerdi, Cumhuriyetimize sımsıkı bağlıydılar, kanaat önderleriydi, toplumun önde gelenleriydi. İnsan olarak mutlaka hataları olmuştur ama sanatçı ve gazeteci olarak, asla topluma karşı yalana, riyaya sarılmadılar, doğru bildiklerini söylemekten korkmadılar, sözlerini sakınmadılar.
Ulu önder Atatürk’ün sözleriyle başladığımız yazımızı yine onun Güzel Sanatların devrimler içindeki yerine ilişkin sözleriyle noktalıyoruz:
“Güzel sanatlarda muvaffakiyet, bütün inkılâpların muvaffak olduğunun en kat’î delilidir. Bunda muvaffak olamayan milletlere ne yazıktır. Onlar bütün muvaffakiyetlerine rağmen medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla tanınmaktan daima mahrum kalacaklardır.”