Muz gibi…

“İthal muz, yerli muz” der gibi Anayasa tarifi yapıldı ya…

Artık, “yerli malı” bir anayasamız olacak demektir.

Yerli malı haftalarımız vardı hani;

“Yerli malı, Türk’ün malı”

Ancak, bu defa içinde “Türk olmayacak!”

Zira,  vatandaşlık tarifinin değiştirilmesi isteniyor.

Oysa;

Bizim bildiğimiz anayasalar, hem yerli, hem evrensel mesajlar taşır.

İstenen anayasa farklı.

Tamamen yerli olacak, “kadim geçmiş”i çağrıştıracak.

İçinde evrensel değerler barındırırsa yerli olmaktan çıkıyor, karma oluyor.

Karmasına bile tahammül yok.

İlle de yerli…

İçinde “hukuk devleti” olsun mu, olmasın mı? Yani, keyfilik barındırmayan hukukilik.

“Kuvvetler ayrılığı prensibi”? Millete ait kamu kudretinin tek elde toplanmaması hali.

Yargı birliği? Yani, senin hakimin, benim hakimim olmaması durumu.

Tabii yargı ve Hakim teminatı?

Eşitlik?

Lâiklik? Demokrasinin, inanç ve ibadet özgürlüğünün olmazsa olmaz şartı.

Hak arama özgürlüğü?

Düşünce ve ifade özgürlüğü?

Basın özgürlüğü?

Kazanılmış hak kavramı?

Bir suçtan iki yargılama yapılmaması, iki ceza verilmemesi prensibi?

Dürüst yargılama ve savunma hakkı?

Suçun ve sorumluluğun şahsiliği ilkesi?

Say, say bitmez.

Bunlar, her modern devletin anayasalarında yer almış, bizim anayasalarımıza da geçmiş evrensel değerler.

Ve hepsi ithal.

Şimdi, yerlisi isteniyor.

 Yerlisi ise şu olmalı:

“Hakim de benim, hüküm de.”

“Parti de benim, Meclis de.”

“Ferman benden, biat senden.”

“Astığım astık, kestiğim kestik!”

Böyle bir düzenin adını da koymuş elin oğlu:

“Muz cumhuriyeti.”