Müzikle iyileşmeye ne dersiniz

Türkiye’de müzik terapinin öncüsü “Müzik Terapi Derneği”

Avrupa Müzik Terapi Konfederasyonu Türkiye Delegesi, Müzik Terapist Özgür Salur, 2014 yılında yedi akademisyen öncülüğünde kurulan Müzik Terapi Derneği’nin (MÜZTED), işleyişini, çalışma alanlarını ve tedavi biçimini 24 Saat Gazetesi’ne anlattı

NAZ AKMAN – Amerika ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde 300’ün üzerinde üniversitede lisans, yüksek lisans olarak okutulan ve bir meslek olarak kabul edilen “Müzik Terapi”nin son beş yıldır Türkiye’de gelişimine katkı sunan Müzik Terapi Derneği (MÜZTED) üyeleri Özgür Salur ve Duygu Durağan Orlowski ile pek çok hastalığın tedavisinde kullanılan “müzik terapi” üzerine konuştuk.
2014 yılında kurulan MÜZTED’in Başkanlığını Doç. Dr. Burçin Uçaner Çifdalöz yürütüyor. Ankara’da kurulan derneğin kurucu üyeleri ise akademisyenler Candan Terzioğlu, Barış Gürkan, Ayten Kaplan, Tolga Oter, Ali Çiftçi ve Helin Uyanık Atik’ten oluşuyor. Derneğin şu anki yönetim kurulunda ise Aslı Özyıldız, Barış Gürkan, Burçin Uçaner Çifdalöz, Candan Terzioğlu, Gonca Bumin ve Özgür Salur görev yapmakta. Derneğin üyeleri arasında terapist, müzisyen, doktor, hemşire, psikolog ve fizyoterapistler de yer alıyor. Yaklaşık beş yıllık geçmişe sahip olan derneğin üyeleri arasında yurt dışında müzik terapi eğitimi almış, alanında uzman kişiler de var. Türkiye’de müzik terapinin gelişmesi için çalışmalarda bulunan MÜZTED, 2016 yılında Avrupa Müzik Terapi Konfederasyonu’na üyelik için başvurdu ve gözlemci üye statüsüne ulaştı.
Dünyanın pek çok yerinde köklü bir geçmişe sahip olan ve meslek olarak kabul gören müzik terapinin Türkiye’deki gelişimini müzik terapistler Özgür Salur ve Duygu Durağan Orlowski ile konuştuk.
Avrupa Müzik Terapi Konfederasyonu Türkiye Delegesi ve Müzik Terapist Özgür Salur, Finlandiya Jyväskylä Üniversitesi’nde müzik terapi eğitimi aldı. Almanya, Norveç, Danimarka, Hollanda, İtalya ve Japonya’da müzik terapi üzerine çalışmalarını sundu. Türkiye’de ise İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi “Çapa”, Boğaziçi, Koç, Medipol, Gazi, Beykent, Biruni, Kütahya Dumlupınar Üniversiteleri ile MÜZTED, Şanlıurfa Müzikle Tedavi Sempozyumu, TEDx ve pek çok etkinlikte müzik terapi alanında sunum ve atölye çalışmalarında bulundu.
Müzik Terapi Nedir, Kimler Faydalanabilir?
“Müzikle Temas”
Salur müzik terapinin ne anlama geldiğini ve terapiden kimlerin faydalanabileceğini şöyle anlatıyor:
“Müzik terapi, müzik terapi eğitimi almış profesyonel kişiler tarafından müzikal terapötik müdahalelerin klinik çerçevede ve kanıta dayalı şekilde bir kişiye özel belirlenen hedeflere yönelik kullanılan bir yöntemdir. Müzik terapi pek çok hastalığın tedavisinde kullanılan bir yöntem. Müzik terapi anlık rahatlamayı sağlamaz, terapi bittiğinde kaygı, hayat kalitesi gibi değerlerin iyileşmesini de sağlar. Dünyanın pek çok yerinde müzik terapi gerek meslek gerekse bilimsel bir disiplin olarak kabul ediliyor. Bana göre müzik terapi ‘Müzikle temas’ anlamı taşıyor. Çünkü herhangi bir nedenden dolayı iletişim kurulamayan kişilerle müzik terapi sayesinde temas kurabiliyoruz. Hem müzik hem de terapi konusunda özel eğitim almış kişiler müzik terapi yapabilir, müzik terapistler sağlık çalışanları arasında sayılır.
Müzik evrensel olması ve herkesin az da olsa hayatında bir yerinin olmasından dolayı bu terapi de talep gören tedavi yöntemleri arasında yer alıyor. Psikolojik destek almak insanları rahatsız edebilecekken müzikle terapi olmak belki de müziğin sevimli doğası sebebiyle herhangi bir rahatsızlık uyandırmıyor. Müziğin psikoterapi ilişkisinde de katılımcılar kendi kişiliklerinin yansımalarını müzikal yolla gözlemleyebiliyorlar.
Her yaş grubundan bireyler bu tedavi yöntemine başvurabilir. İletişim kanalı olarak müziği kullandığı için mutizm ve benzeri durumlarda konuşmayı tercih etmeyen veya Alzheimer, otizm, şizofreni, kanser, demans, depresyon, ağır ruhsal bozukluk, yaşam sonu bakımı ve beyin yaralanmaları gibi rahatsızlığı olan katılımcılar müzik terapiden faydalanabilir. Müzik, sinir sisteminde diğer uyaranlara kıyasla daha fazla etkileşim uyandırıyor ve insan sağlığı üzerinde olumlu bir etkiye sahip.
Salur, 2014 yılında kurulan MÜZTED’in çalışmaları ve Türkiye’de müzik terapinin gelişimine ilişkin ise şöyle konuştu:
Sertifika programları yapılıyor
“Türkiye’de 2014 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı kuruldu ve müzik terapi de geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları kapsamına alındı. 2016 yılında ise Sağlık Bakanlığı tarafından ‘Müzik Terapi Eğitim Standartları’ yayınlandı ve müzik terapi alanı yasal zeminde de tanınmış oldu. 2018 yılında ise bazı üniversitelerde müzik terapi sertifika programı başladı, program kapsamında 200 saatlik bir müfredat öngörülüyor.
Ülkemizdeki ilk resmi müzik terapi ünitesi, yakın zamanda Prof. Dr. Şükrü Torun’un sorumluluğunda Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne bağlı Anadolu Üniversitesi ‘Mavi Hastane’de hizmet vermeye başladı. Ayrıca İÜ İstanbul Tıp Fakültesi’nde, Çapa’da, Doç. Dr. Nurhan Eren’nin yönetimindeki sanat psikoterapileri ve rehabilitasyon servisi, müziği ve ritmi terapide kullanarak öncü çalışmalarla hizmet veriyor. Evrensel standartlarda eğitim almış terapistlerimiz, İzmir’de Psikolog Aslı Özyıldız, İstanbul’da müzik terapist Danny Lundmark ve ben de, çeşitli kurumlarda benzer hizmetler veriyoruz. Doç. Dr. Burçin Uçaner Çifdalöz’ün başkanlığını yaptığı MÜZTED ve dışavurumcu sanat terapist Bihter Yasemin Adalı başkanlığındaki Sanat Psikoterapileri Derneği, evrensel değerler ve kanıta dayalılık kökleri üzerinde gelişen müzik terapi pratiğini ön plana çıkarıyor.
Türkçe kaynaklar hazırlanıyor
Ülkemizde müzik terapi alanının resmi tanınırlığı bizler için çok önemli bir gelişme oldu ancak yönetmelikte maalesef bu alan sadece hekimlerin terapi sunacağı, hekim olmayanların yardımcı olarak çalışabileceği bir alan olarak tanımlanıyor. Türkiye’de müzik terapi konusunda ünite açma veya hizmet verme maalesef henüz oturtulamadı. Dolayısıyla bizim gibi bu alanda uzmanlaşmış kişilerin üye olduğu derneğimiz de ağırlıklı olarak müzik terapi alanında tanıtıcı etkinlikler düzenlemeye çalışıyor. Yurt dışından alanında uzmanlaşmış kişilerin katılımıyla atölye çalışmaları düzenliyoruz. Müzik terapi alanında Türkçe kaynakların hazırlanması için çalışıyoruz. ‘Müzik Terapiyi Tanımlamak’ ve ‘Müzik Terapi İlkeleri’ kitaplarını Türkçe’ye kazandırdık. Şu an bir ‘Etik Kod’ üzerine çalışıyoruz. İlerleyen dönemlerde dernek olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’yla birlikte yaşlılar ve yaşlı yakınları, dezavantajlı gruplar ve bağımlı bireyler projeler planlıyoruz. Derneğimiz üniversitelerde müzik terapi konusunda lisans, yüksek lisans ve doktora programlarının hazırlanması ile ilgili çalışmalar yapıyor çünkü sadece sertifika programları kapsamında verilen eğitimler yeterli değil. Üye terapistler olarak Türkiye’nin pek çok yerinde tanıtım etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Son olarak Ankara’da Olgu Psikolojik Danışma ve Aile Danışmanlığı Merkezi’nde atölye çalışmamızı gerçekleştirdik.”
Salur, müziğin güçlü bir uyaran olmasından dolayı danışanlara zarar vermemesi konusunda da uyarılar da bulundu. Salur, “Müzik çok fayda sağlayabilecek ve birçok kapıyı aralayabilecek bir güce sahip. Bu gücü kontrollü kullanmak gerekiyor. Aksi halde müzikle tedavi yöntemini kullanırken insanlara zarar verilebilir. Bu kapsamda henüz tam oturtulamamış müzik terapi için sertifika sahibi adayların insanlara tedavi vermeye başlamadan önce süpervizyonlu stajlarla ve kendi terapi süreçlerinden geçerek kendini geliştirmesi gerekiyor” dedi.
“Duyguların tınısı”
MÜZTED üyesi Müzik Terapist Duygu Duran Orlowski de yurt dışında aldığı eğitimlerle hem Almanya’da hem de Türkiye’de çalışmalar düzenliyor. Orlowski, Avrupa’da ve Türkiye’de müzik terapinin gelişimine ilişkin bilgiler verdi. Müzik terapi “Duyguların tınısıdır” diyen Orlowski, “Kişi, zihin beden ve ruhuyla bir bütündür. Bireyleri bedensel, ruhsal ve zihinsel sağlıkları bozulurken yanlarında olma, iyileştirme ve desteklemek için müziği bir araç olarak kullanıyoruz. Bunu yaparken diğer disiplinlerle birlikte çalışarak, katılımcıyla terapötik ilişki içerisinde kanıta dayalı bilimsel bir metot kullanıyoruz. Müzik terapi yaparken bizler için danışanlarımızla aramızda gelişen süreç takibi çok önemli. Müzik terapi seansları katılımcılara bağlı gelişiyor. Terapinin işlerliğinin tam olarak anlaşılması yaklaşık dört seans gerektiriyor” diye konuştu.
2016 yılından bu yana Türkiye’de atölye çalışmaları yaptığını söyleyen Orlowski, alanın gelişimine ilişkin şöyle konuştu:
“Türkiye yolun başında”
“Almanya’da müzik terapi ikinci dünya savaşından sonra klinik ortamda başlatılıyor. Ancak halen müzik terapinin tartışmalı boyutları var. Dünyanın her yerinde müzik terapiyle ilgili yeni gelişmeler var. Almanya için bu alan çok daha köklü çünkü üniversitelerde doktora, lisans gibi bölümler ve hastanelerde bu alanın üniteleri mevcut. Dolayısıyla yabancı ülkeler müzik terapiyi tanıyor ve rahatlıkla terapiyi alıyorlar. Yöntemin kabul edilmesinin en önemli bir diğer nedeni ise ülkelerin kültürel farklılıkları. Biz Türkler duygusal bağları yoğun olan bir toplumuz. Sorunlarımızı rahatlıkla arkadaşlarımıza veya komşularımıza anlatabiliyoruz. Ancak batılı ülkelerde özel hayatı paylaşmak için bir psikoloğa gidiliyor. Türkiye’de psikoloğa gitmek insanların olumsuz şekilde değerlendirilmesine neden oluyor. Bu nedenle müzik terapi kavramının ülkemize yerleşmesi ve ilerlemesi daha uzun sürüyor. Türkiye müzik terapi de henüz yolun başında. Çünkü bu yöntemin içi henüz doldurulmuş değil. En önemli sorun müzik terapi ile ilgili yeterli eğitimlerin verilememesinden kaynaklanıyor. Öncelikle üniversitelerde lisans veya yüksek lisans gibi bölümlerin açılması gerekiyor.”

HABERDE KULLANILAN FOTOĞRAFLAR TANITIM AMAÇLI ÇEKİLMİŞTİR