NATO dost mu-düşman mı?

Salim TAŞÇI 

“Eee bu ne biçim sorudur” diyebilenler mutlaka çıkacaktır.
NATO’nun dost mu, düşman mı? sorusunun karşılığını, şahsi görüşümü yazının son cümlesine saklıyorum…
Bizleri yaralayan, derin izler bırakan iki olayı ele alalım da, hem geçmişi hatırlayalım, hem de dost mu düşman mı sorusuna açıklık getirelim…
1-MUAVENET OLAYI: Maalesef ABD Deniz Kuvvetleri tarafından, Türkiye’ye verilen muhrip… Artık hibe midir, bedel karşılığı mı alınmıştır, bilemeyiz.. Zira ABD on almadan, bir vermeyecek kadar çıkarcıdır. 1942 yılında yapılan muhrip, 1971 – 1972’de, Türkiye’ye gelmiştir. Muavenet adı verilen muhrip, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda görev almıştır.
YANLIŞLIKLA VURULDU.. Tarih 1 Ekim 1992. NATO Kararlılık-92 Tatbikatında, Saratoga uçak gemisinden atılan 2 seasparrow füzesiyle yanlışlıkla (!) vurulmuştur. 6 askerimiz şehit edilmiş, 22 askerde yaralanmıştır. Olayın ardından, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı, bizim büyükelçiye “Geminizi batırdık, özür dileriz” demiştir. Özrü kabahatinden büyük coni, füzelerin ateşlenmesi için, 6 ayrı karardan geçtiğini bilmiyor mu? Planlı olarak gemimiz, göz göre göre vurulmuştur. Ardından, Türkiye’ye fırkateyn satıp, göstermelik tazminatla işi geçiştirdi.
“Eh sen bu gemiyi Kıbrıs Harekatı’nda nasıl kullanırsın” diye mi vurdular, yoksa “Ey Türkiye ayağını denk al, NATO demek ben demektir” gözdağını vermek için mi vurdular? Şimdi soru – yorum: Bunlar dost mu, düşman mı?
2-ÇUVAL OLAYI: Tarih 4 Temmuz 2003. Yer Irak Süleymaniye… ABD conilerinin, 173.Hava İndirme Tugayına bağlı askerlerce, Türk karargahına baskın yaparak, 11 askerimizin başlarına çuval (kukuleta) geçirmişler, elleri bağlanarak, 3 gün alıkonulmuşlardır. Açıkçası esir alınmışlardır. Bu olay yurtseverlerin kalbine saplanan bir hançerden daha fazla acı vermiştir. Beş bin yılı aşkın süre var olan Türk Silahları Kuvvetlerimiz, böyle bir olayla, conilerce dünyada imaj böyle sarsılır mesajı vermiştir. Şahıs olarak bu olay karşısında, bir yıl kendime gelemedim. Aynı duyguyu ulusalcı – yurtsever dostlarımda yaşamışlardır. Şimdi yeniden Soru – yorum: NATO demek, ABD demek, bunlar dost mu, düşman mı?
Gelelim günümüze…
Bu zamana kadar, hava savunma sistemimiz zayıfmış da haberimiz yokmuş.. Hollanda’dan bin bir nazla getirilen patroitler, belirli bir bölgenin korumasını sağlar, ya diğer bölgeler? Rusya’dan alınacak S-400 için “Alamazsınız, NATO standartlarına uymaz” karşılığını verirler. Bak sen şu konuşana, “niyeee” diye… Yunanistan S-300’leri alıp, burnumuzun dibine yerleştirirken, NATO standartlarına uyuyor da, S-400’ler neden uymuyor? Yıl 1962 veya 1963, o zaman ki Sovyetler Birliği’nin, başbakanı veya Dışişleri Bakanı şöyle bir söz sarf etmişti: “Bu kadar askeri komşularınız için besliyorsanız çok, yok bizim için besliyorsanız az, NATO ancak sizin cenaze merasiminize gelir…” Bu uyarı hep kulağımda çınlar durur… Bir soru: Kahramanmaraş bölgesine yerleştirilen patroitler kaç günde geldi, kaç günde işlevlik kazandı? İç düşmanlarımızla, dış düşmanlarımızla kol kola olan hep NATO…
Şimdi son cümlemi tamamlıyorum; NATO’yu dost kabul etmiyorum ve NATO’ya hayır diyorum. ÖNEMLİ NOT: Ey Türk milleti 4 Temmuz kara günü unutma, unutturma…5000 yıllık geçmişe sahip, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının başına , Irak-Süleymaniye de ABD conilerince çuval geçirildi…Bir Türk evladı olarak diyorum ki bugün kara bir gündür unutma, unutma, unutma…