Nerede O eski bayramlar

Atila GÜVENÇ

İleri yaşlarda, ellili yaşlarını geçmiş olanların dillerinden pek düşürmediği, çoğu kez özlemlerini yansıtan bir söz vardır; “Nerede O eski bayramlar”. Nedir, O eski bayramlara dönmeden genç yaşlar için anımsatalım bayramları.
Halkın ulusça kutlu saydığı sevinç ve eğlenceyi birlikte yaşatan gün veya günlerdir öz olarak bayramlar. Milli ve Dini, özel anlam taşıyan, önemli günler olarak yaşamımızda yer edegelmiştir yüzyıllardır.
Türk halklarının inancında bayram niteliğinde farklı kutlama günleri vardır İslam öncesinde; En belirgini, en eskisi ise Koçagan adı verilen Bahar Gündönümü ve Paktıgan olan Güz Dönümü bayramı.
İslam dini müslümanlığı seçen Türk’lerin yaşamlarında dini özellik taşıyan 2 bayram daha yerini almıştır; Ramazan ve Kurban bayramı olarak.
Müslümanlarca sabır, ibadet, rahmet, mağfiret ve bereket ayı olarak kabul edilen, büyük bir coşku ve heyecanla karşılanan Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçen ve değerine vurgu yapılan tek ay ramazan ayıdır. Ramazan ayında; Orucun farz kılındığını bildiren âyetlerin hemen ardından ramazanın insanlara doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayıran Kur’an’ın indirildiği ay olduğu belirtilir ve bu aya ulaşanların oruç tutması emredilir (el-Bakara 2/185).
Ramazanın bitiminden hemen sonra başlayan, pek çok sevinci içinde barındıran kutlu gün Ramazan Bayramı adını alırken, insanların birbirleriyle sevinci paylaşması da bayramlaşma olarak adlandırılır.
Bayramın dini içeriğini; bilenlerin bilmeyenlere anlatmasına ya da günümüzde kolayca ulaşılabilecek ilgili kaynaklardan araştırılmasına bırakarak “Nerede O eski bayramlara” dönelim.
Günler öncesi başlardı eskiden bayram hazırlıkları; önce bayram temizliği telaşı alırdı evlerde. Bayram günleri için su börekleri ve ev baklavaları yapılırdı, Bayram günü için büyük küçük, cebin izin verdiği kadar yeni bayramlık elbiseler alınırdı büyük ve özellikle çocuklar için. Unutulmazdı içine para konulup bayramlarda el öpmeye gelen çocuklara verilmek üzere mendiller. Bayramlık denirdi bu yapılanlara kısaca.
Bayram sabahı evin erkekleri, bayram namazından sonra mezarlıklara giderek vefat etmiş olan yakınlarına dualar eder, yaşıyorsa ana babalarının ellerini öper, evinde kendisini bekleyen ailesi ile bayramlaşırdı. Bu geleneği günümüzde de sürdürenler çoğunluktadır.
Genç yaş ve özellikle çalışanlar olanakları elverdiğince son yıllarda bayramları bir dinlenme olarak değerlendirip yurt içi ve yurt dışı gezilere ağırlık veriyorlardı. Ne var ki salgın virüs nedeni ile bu yıl bu olanaksız hale gelmiş durumda.
Geleneklere ve özel günlere önem veren O eski bayram günleri’ni yaşatanlardan birini, bir turizmciyi de bu arada kaybettik. Bir çok ülkeden misafir olarak adlandırdığı yüzlerce insanın tatilini geçirdiği Genel Müdürlüğünü, grup başkanlığını yaptığı turizm işletmelerinde bayram sabahlarında günün önemine göre kutlamalar yapardı. Dini bayramlarda bayram namazı için camiye gitmek isteyenlere özel ulaşım sağlar, milli bayramlar dahil sabah kahvaltısında geleneksel ikramlarla, bayramın özelliğini misafirlerine kendi dillerinde anlatarak bayramlaşma yapardı. Bu geleneği Türk turizmine yerleştiren ise kısa süre önce kaybettiğimiz Betuyap Genel Müdürü Bekir Akkaş idi.
Geleneksel bayramlarda mendil içinde şeker,lokum ve çocuklar bayram yerlerinde eğlensin diye verilen paralar da dini bayramların belirgin özelliklerindeydi. Mendil içindeki bu geleneği bir turizmci olan Nilüfer Çelik bayram sabahları misafirlerinin odalarına koyarak yaşatırdı.
“Nerede O eski bayramlar” herkesin yaşamında farklı farklı anılarla yer ederken gazetecilerin de dini bayramlarda yaşamlarında yer etmiş anıları vardır. Gazetecilerin üyesi oldukları Gazeteciler Cemiyetleri dini bayramlarda Bayram Gazeteleri çıkarırlardı. Yaygın ve yerel basın; çalışanları dinlensin, aileleri ile bayram yapsın diye yayınlanmazken, halkın habersiz kalmaması için Bayram Gazeteleri yayınlanırdı.
Bayram gazetelerinde; siyasi parti başkanları mutlaka yazıları,demeçleri ile yer alır gündem yaratırlardı. Bu gün “Nerede O eski bayramlar” diyerek şöyle bir çocukluğumuza, gençliğimize gidelim; lunaparklardaki dönme dolapları, uçan sandalyeleri, dev aynalarını, üç penaltı bir gol atışlarını,uçan motorları,hediye çekilişlerini, arkadaş buluşmalarını,mini trenlere veya sandala binip sevgiliye alınan hediyeleri düşünerek. Ve daha bir çok anıya “Nerede O eski bayramlar” diyerek.