Notre Dame’ın acısını Ankara’da yaşadı

Pommier: Katedralin içi benim hem evim hem de okulumdu

Kısa süre önce alevlerin kurbanı olan Paris’in simgelerinden 850 yıllık Notre Dame Katedrali içindeki okulda 5 yıl yatılı olarak eğitim gören ünlü piyanist Jean Bernard Pommier, 36. Uluslararası Ankara Müzik Festivali nedeniyle geldiği Ankara’da aynı hafta yaşanan tatsız olayı anlattı

NAZ AKMAN – Henüz 4 yaşındayken babası tarafından müzikal yeteneği keşfedilen Fransız sanatçı Jean Bernard Pommier (75), dünyanın en önemli ve en saygın piyanistlerinden biri. Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın düzenlediği 36. Uluslararası Ankara Müzik Festivali için ilk kez Ankara’ya gelen Jean Bernard Pommier, hem festival hakkındaki görüşlerini hem de Notre Dame Katedrali’ndeki okulun hayatını nasıl şekillendirdiğini 24 Saat Gazetesi’ne anlattı. Jean Bernard Pommier, festival kapsamında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) Konser Salonu’nda piyano resitali performansı ile sanatseverlerden büyük b ir beğeni topladı.
Yeteneğiniz nasıl fark edildi?
Birinin son diğerinin ise ilk öğrencisi oldu
Babam bir org sanatçısıydı. Yeteneğimi fark ettiğinde beni şehrimizde oturan Rus piyanist Nina Koslova’ya götürdü. Babam bu kadar erken yaşta, bu kadar iyi bir yetenek görüldüğünde tüm yaşamımın bunun için düzenlenmesi gerektiğini çok iyi bilen biriydi. Yedi yıl boyunca her gün üçer saatlik dersler yaptık. Hatta piyanist hocam ömrünü bana adadı diyebilirim. 7 yaşında ilk konserimi verdikten sonra yine babamın yönlendirmesiyle Fransız piyanist Yves Nat ile çalışmaya başladık. Yves, kanser olduğunu fark ettiğinde beni bir sonraki hocam Pierrf Sancan’a devretti. Bu çizgi bir ekolü getirdi. Yves Nat’ın son öğrencisi Pierrf Sancan’ın ise ilk öğrencisiydim. Tam bir kronoloji esasında çünkü Pierrf’de Yves’in öğrencisi, tesadüfen oluşmuş bir hayat ağacı gibi düşünebiliriz.
Noter Dame’e gidişiniz nasıl oldu?
“Bu yangını ömrümün sonuna kadar unutamayacağım”
Bu hoca değişikliği yapıldığında 11 yaşındaydım. Notre Dame Katedrali’ndeki okul olmasaydı eğer, Paris’te bu 2 hoca ile çalışma şansına ve şu andaki kariyerime sahip olamayacaktım. Bugün Notre Dame’ın durumunu gördüğümde içimde hissettiğim acı, babamın bu eğitimi almam için çabalaması… Herhangi birinden daha fazla acı hissediyorum çünkü katedralin içi benim hem evim hem okulumdu. 11 yaşından 16 yaşına kadar okulun öğrencisi katedralin bir parçasıydım. Normal eğitim sistemini katedralin içinde sürdürürken, konservatuar için ise başka bir binaya gidiyordum. Ben yangını, alevleri ve o kulenin çöküşünü Ankara’dayken seyrettim, gördüklerimi, hissettiklerimi, bu yangını ömrümün sonuna kadar unutamayacağım.
Okuldaki eğitim ve öğrencilik yaşamınız nasıldı?
“Burada olabilmeyi o okulun bir parçası olmaya borçluyum”
Çok önemli bir katedral ve merkez olmasına rağmen hiç bir zaman yobaz ve yoğun din yapısı hissetmedik. Bütün bir kültür içinde yetiştirildik. Burası çok özel bir okuldu, 40 kişinin seçilerek okuyabildiği özel okul. Kriterlerden biri maddi imkanı olmayan ve eğitim şansına ulaşamayan kişilere olanak tanınmasıydı. Benim de pozisyonum buna uyuyordu. En önemli değerlerden bir tanesi de şarkı söyleyebilmekti. Çünkü hepimize şarkı söylemek için dersler veriliyor ve bunu performansa çevirmemiz isteniyordu. Katedralin içindeki çocuk korosunda da söylüyordum. Bugün burada olabilmemi, o okulun bir parçası olmaya borçluyum.
Notre Dame bir kilise olmakla beraber bir semboldü. 12. Yüzyıl’da herkesin birleştiği, herkesin para vererek, birlikte inşaatını yaptığı bir yerdi. Bu kilise herkesi eşit hale getiren bir unsurdu. Hayat kadınlarının hiç bir şeye para verip katılmaları mümkün olmazken bile buraya katılabiliyordu. İlk kez herkesin ortak amaçla sınıf ayrımcılığından ayrışarak el birliğiyle yaptığı bir şeydi. Okul da bu düşüncenin devamı niteliğindeydi. Herkese yardım etmek amacıyla kim olduklarına bakılmaksızın öğrenci alıyordu. Bu okul bir mikro organizma modeli olarak mükemmel işliyordu, herkese eşit olanaklar sağlıyordu. Ve bir başkalarına da örnek teşkil etti. Bu yüzden sizin de Sevda Cenap And Müzik Vakfın’ız var. Bu vakıf da aynı mantıkla kurulmuş.
Notre Dame Katedrali için ne yapılmalı?
“Yeniden hayata geçirilmeli”
Burada yaşanan şey bir kazadır. Dünyanın her yerinde, herkesin başına gelebilir. Okul eskisi gibi çalışmıyordu, 20 yıl önce okulu kapattılar ama koroları hala vardı. Sadece mimari ve tarihi değer olarak değil, gençlerin gidişatı için bu sistem incelenerek yeniden hayata geçirilmeli. Gençlerde yeteneği gördüğümde kesinlikle gelişimin madden ve manevi desteklenmesinden yanayım. Ayrıca hangi çevre içinde oldukları da çok önemli bir unsur.
Müzik kariyeriniz ve Ankara hakkındaki izlenimleriniz nelerdir?
“Piyona çaldığımda konuştuğumdan daha fazla işe yaradığımı düşünüyorum”
Ben hiçbir zaman ünlü olmak için hayal kurmadım ve piyano çalmayı da iş olarak görmedim. Ben bir star da değilim. Kişiliğimden öte aldığım eğitimden kaynaklı olarak, hep pratik yaptım. Hala yapıyorum. Müziği benimle paylaşmak isteyenler olduğunda onlara aktarabilmek adına elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Piyona çaldığımda konuştuğumdan daha da fazla işe yaradığımı düşünüyorum.
“Türkiye’ye ve Ankara’ya atölye ve ustalık çalışmaları için gelmeye hazırım”
Ankara’ya ilk kez geldim. Mükemmel bir yer. Kültürünüze büyük bir saygım var ve ülkenizi çok seviyorum. Dolayısıyla burada olmaktan gerçekten gurur duyuyorum. Türk müziğinden de çok etkilenmiş durumdayım. Şef İbrahim Yazıcı çok yakın arkadaşım. Birlikte müzik yapmamız bambaşka bir dünya. Genç piyanistlerinizi de dinledim, şef ve piyanist olarak Türk müzisyenlerle de konser vermekten etkilendim. Sevda Cenap And Müzik Vakfı’nın bu yıl 36’ıncısını düzenlediği uluslararası müzik festivalini çok önemsiyorum. Türkiye’ye ve Ankara’ya atölye ve ustalık çalışmaları için gelmeye hazırım.