Öğretmenler Günü’nü coşku ile kutladık

ORHAN GÜRDİL – Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e 24 Kasım 1928 tarihli Millet Mektepleri Talimatnamesi gereğince, “Millet Mektepleri’nin Başöğretmeni” unvanının verildiği gün olan 24 Kasım’da tüm ülkede çeşitli etkinliklerle bu muhteşem devrimde kutlanmıştır.
Bu güzel gün için TOBB ETÜ Hastanesi Hospital Hemşirelik Hizmetleri Direktörü Yasemen Özkan, mensubu olduğu hastanenin yayın organı, “Sağlık Dergisi’nde Ülker Öğretmenim My Teacher Ülker” başlığı ile 24 Kasım’da hocasına ve tüm öğretmenlere seslenen bir makalesini müsaadelerinizle bende gazetemiz sütunlarına almayı uygun buldum. İşte Sayın Yasemen Özkan’ın duygulu mektubunun tam metni.
Pek çok ülkede 1994’ten bu yana her yıl 5 Ekim günü UNESCO’nun tavsiyesiyle Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde ise; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e 24 Kasım 1928 tarihli Millet Mektepleri Talimatnamesi gereğince, “Millet Mektepleri’nin Başöğretmeni” unvanının verildiği gün olan 24 Kasım’da kutlanmaktadır.
Türk harfleri hakkındaki kanun ile Harf Devrimi, 1 Kasım 1928’de TBMM tarafından kabul edildi. Millet Mektepleri kanunun çıkmasıyla birlikte büyük bir seferberliğe katılan başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafları hepimizin hafızasındadır.
Çocukluk ya da ilk gençlik anılarımızda mutlaka bir öğretmenimiz vardır. Bu belki ilkokul öğretmenimiz belki de ortaokul, lise yıllarımızdan bir branş öğretmenimizdir. Kimi hiç iz bırakmadan geçmişte kalmıştır, kiminin hatıralarını ise ömür boyu saklarız. Benim için içlerinden biri var ki her öğretmenler gününde mutlaka hayırla yad ederim.

Ülker öğretmenim “My Teacher Ülker”

Asker olan babam Anadolu’nun küçük kasaba ve köylerinde görev yapıyordu. Biz çocuklar da doğal olarak yaşadığımız yerlerin yerel ağızlarıyla konuşmaya yatkın oluyorduk. 5. Sınıfı Bolu’nun bir köyünde okumuştum. Köyde ortaokul yoktu ve ben Ankara’ya ortaokula gönderilmiştim. Gaziosmanpaşa Ortaokulu dersler başlamıştı, Türkçe dersinde söz alıp, konuşurken sınıfta gülüşmeler oldu. Bana gülüyorlardı. Konuştuğum yerel ağız güldürmüştü onları. Anladım ve sustum. Aylarca sürecek suskunluğum böyle başladı. Hala minnet ve hürmetle andığım Türkçe öğretmenim teneffüste yanına çağırdı. Çocukların neden gülüştüklerini beni incitmeden anlattı. Ama dedi “Seninle bir anlaşma yapacağız, hepsinden daha iyi konuşacaksın”. Bana okumam için kitaplar vermeye başladı, okudukça daha çok okuyordum. Sevgili Ülker öğretmenim teneffüslerde, öğle tatillerinde bana doğru Türkçe ile konuşma dersi veriyordu. Orta 1 böyle geçti, okuyarak ve ayna karşısında konuşma egzersizleri yaparak. Okullar kapanıyordu. Ülker Hanım, okul açılırken töreni sunma işini benim yapacağımı söyledi. Yaz tatilini ne bulduysam okuyarak ve konuşarak geçirdim. Öyle ki; fırından ekmek almaya gidiyor, yollarda bulduğum gazete vb. okuyarak geldiğim için eve gelince sıkı bir azar işitiyordum.
Okul açılıyordu. Elimde program kâğıdı bir yandan ben, bir yandan kâğıt, sonbahar rüzgârı vuran yaprak gibi titriyorduk. İstiklal Marşımız bitti. Kürsüye doğru yürüdüm, bizim sınıfın olduğu taraftan yine gülüşmeler. Ülker öğretmenimle göz göze geldik. Kısa bir şiir okudum, alkışlar, müdür yardımcısını anons ettim, alkışlar, program böyle sürdü.
Sevgili Ülker öğretmenim; izini kaybettim, hayattaysan sağlık ve güzellikler diliyorum sana, aramızdan ayrıldıysan yattığın yer nurla dolsun, bil ki bu yaşımda bile elime kitap alırken hep seni yad ediyorum.
“Sevgili öğretmenlerimiz, gününüz kutlu olsun!”