Öğretmenlere “sınıf içi rehberlik” dersi

İbrahim KÖRDEMİRCİ/ANKARA, (DHA)- Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, rehberlik becerilerinin geliştirilmesine yönelik mesleki gelişim programı kapsamında önlük giyip, öğretmenlere ders verdi. Bakan Selçuk, ‘vücut yakın- gözler uzak’ prensibine dikkat çekerek, “Öğretmenlerin bir aurası var. Fiziksel olarak yakın olduğu yerde çok problem çıkmaz; çünkü o aura onu etkiler. Eğer uzakta bir grup varsa, o grubu da gözünün aurasıyla etkiler, bunu denediğinizde göreceksiniz” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı, ara tatilde öğrencilerin katılacağı 180’e yakın etkinlik belirlerken, öğretmenler için de mesleki gelişim programı oluşturdu. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) işbirliğinde hazırlanan mesleki gelişim programında, ‘okullarda rehberlik hizmetleri’, ‘çocuk ve aile ile iletişim’, ‘kapsayıcı eğitim bağlamında rehberlik becerilerinin geliştirilmesi’, ‘çocuklarda duygusal ve davranışsal sorunlar ve çözüm önerileri’ konu başlıkları yer aldı. Yüzde 10’u teorik, yüzde 90’ı uygulamaya dayalı etkinlik temelli olarak 18-22 Kasım tarihleri arasında Ankara Pursaklar Fen Lisesi’nde düzenlenen programın açılışını Bakan Ziya Selçuk yaptı. Önlük giyerek ilk dersi veren Bakan Selçuk, öğretmenlere sınıf içi rehberlik konusunda önemli tavsiyelerde bulundu.
‘ÖĞRENCİDEN ÖNCE KENDİNİZİ TANIYIN
Kendi uzmanlık alanının da psikolojik danışmanlık ve rehberlik olduğunu hatırlatan Bakan Selçuk, uzun yıllar üniversitelerde bu tür çalışmalarda bulunduğunu söyledi. Bakan Selçuk, öğretmenlerin öğrencilerini tanımasını çok önemsediğinin altını çizerek, “Çünkü bizim bütün çocuklar için aynı paketi vermeye değil; ‘her çocuğun ihtiyacını ve kişisel birikimini, kişisel ilgisini, becerisini, yeteneğini dikkate alan kişiselleştirilmiş bir yaklaşıma ihtiyacımız var’ diye düşünürüm. Sizin öğrenciyi tanımadan önce öğretmen olarak kendinizi tanıma sürecinizi daha fazla öne almanızda fayda var. Bizim ilk işimiz çocukları tanımak değil, bizim ilk işimiz öğretmen olarak kendimizi tanımak ve arkasından çocukları tanımaktır” dedi.
‘GÖZLEMLER O KİŞİYİ TANIMAKLA İLGİLİDİR’
Bakan Selçuk, bir öğretmenin davranışlarının 100 birim üzerinden değerlendirilmesi durumunda neredeyse yüzde 90’ının sözel davranışlar kategorisinde sayıldığına dikkat çekerek, “Yani söylediklerimizin dışında yaptıklarınız nelerse, mimikler, jestler, davranışlar, bakışlar, duruşlar, vücudun postürü, duruşu vesaire, bütün bunların hepsinin bir anlamı var. Ve rehberliğin içerisinde de bu anlamlar da gerçekten çok büyük bir yer tutuyor. Yani bir çocuk, eğer sürekli dizini sallıyorsa ders esnasında bir hareket ihtiyacı olduğunu ve serotonin salgılama gereksinimi bulunduğunu söyleyebiliriz. Ya da bir çocuk, sürekli olarak sınıf içerisinde ayağa kalkıp ya da ikide bir çantasına eğilip, çantasından bazı eşyalarını alıp, tekrar koyma biçiminde mükerrer davranışlar gösteriyorsa, o zaman onun yine bir hareket ihtiyacı içinde olduğunu görebiliriz. Bütün bu gözlemler o kişiyi tanımakla ilgilidir” diye konuştu.
‘VÜCUT YAKIN-GÖZLER UZAK’ PRENSİBİ
Öğretmenin sınıfa hakim olması yolunda önerilerde bulunan Bakan Selçuk, ‘vücut yakın-gözler uzak’ prensibine vurgu yaptı. Bakan Selçuk, “Öğretmen, sınıfın bütününü kuşatabileceği, kucaklayabileceği bir bakış açısına her zaman hazır olmalı. Örneğin, öğretmenlerin bir aurası var fiziksel olarak.
Fiziksel olarak yakın olduğu yerde çok problem çıkmaz; çünkü o aura onu etkiler. Eğer uzakta bir grup varsa, o grubu da gözünün aurasıyla etkiler, bunu denediğinizde göreceksiniz. Yani bir prensip var; ‘vücut yakın- gözler uzak’. Prensip şu; eğer bir yere vücudunuz yakınsa gözünüz uzakta olsun. Yani vücut yakın-göz yakın, o zaman o sınıfı tanıyamazsınız, kontrol edemezsiniz, sınıf dağılır. Bir öğretmen hayati bir risk yoksa asla dersi bölmez. Nasıl bölmez? Şundan dolayı bölmez; biraz sonra problemi olacak çocuğu önceden kestirir” ifadelerini kullandı.