Old Bazaar: El dokuması halı ve kilimlerin onarımına usta dokunuş

Ayanoğlu: Devletin, dokumacılık sektörünü teşvik etmesi lazım

Ankara Kalesi’nde Atpazarı Sokak’ta yer alan Old Bazaar halı ve kilim dükkânı, sadece el dokuması ürünleri satmakla kalmıyor, onarımını da yapıyor. 1980’li yıllardan beri sektörde olan dükkân sahibi Ali Ayanoğlu, hayvancılığın, yün, iplik üretiminin ve buna bağlı el dokumacılığının zincirleme bir şekilde azalarak, sektörü etkilediğini söylüyor. Ayanoğlu için çözüm, devletin teşvik etmesinde yatıyor. Ali Ayanoğlu, 24 Saat Gazetesi’ne konuştu

SULTAN YAVUZ  – Old Bazaar halı ve kilim pazarı, Ankara Kalesi’ndeki benzer mekânlardan birisi… Onu ayrıcalıklı kılan özelliği ise aynı zamanda el dokuması halı ve kilimlerin onarımını da yapması. İrili ufaklı, rengârenk dokumaların karşıladığı dükkânda buluştuğumuz mekân sahibi Ali Ayanoğlu, 1981 yılında sektöre çırak olarak girerek, halı ve kilim onarımında usta olmuş.
1981 yılından 1990 yılına kadar Ulus’taki İtfaiye Meydanı’nda çalışan Ayanoğlu, 1986 yılında ilk dükkânını açmış. Bir işletmesi Can Sokak’a bulunan Ayanoğlu, 2010 yılından beri de Atpazarı Sokak’taki ikinci dükkânıyla mesleğine devam ediyor.
El dokuması halı ve kilim sektöründeki mevcut durumu değerlendiren Ayanoğlu, piyasadaki durgunluğun nedenini şu sözlerle anlatıyor:
“Köylerimizde oturan çok kalmadı, hâliyle dokuma yapan genç kızlarımız da… Hayvancılık yok, üretim yok. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı ilerliyor. Dokuyanların el emeği ise para etmiyor ne yazık ki… Makina halısındaki çeşit bolluğu ve fiyat ucuzluğu nedeniyle, genç nesil fabrikasyon halılara yöneliyor. Bir de yün alerjisi diyenler var, oysa gerçek yün asla alerji yapmaz. Makina halılarında ise kanserojen maddeler olduğunu bilim de kabul ediyor. Ülkemizde ise bol bol halı reklamı görüyoruz.”
“El dokuması halı ve kilimlerinizi kullanmış da olsanız, satabilirsiniz”
El dokuması halı ve kilim alabilmek için maddi açıdan zengin olmaktan ziyade, zengin bir bilince sahip olunması gerektiğinin altını çizen Ayanoğlu, “Altı metrelik bir halıyı 2000-2500 liraya da alabilirler. Çok pahalı olanlar var elbette, mesela Hereke halısının metre karesi 2000 lira ama inanılmaz bir emekle üretiliyor ve 100 yıl dayanabiliyor. İkinci el halılarınız her zaman para eder, mesela 3000 liraya aldınız, üç yıl sonra yarı fiyatına satabilirsiniz ama makine halısının ikinci eli para etmez” diyor.
1980 ve 1990’lı yıllarda yerli ve yabancı alıcılar tarafından talep gördüklerini kaydeden Ayanoğlu, koleksiyonerlerin de özellikle 100 yaşın üstündeki dokumalara yöneldiklerini belirtiyor. 2000’li yıllarla birlikte turizmdeki azalmanın ve içe yönelik toptan satışın bittiğini söyleyen Ayanoğlu, “Yurt dışından hâlâ toptan sipariş alabiliyoruz. O yıllarda sadece benim değil, herkesin işi daha iyiydi. Şu an işler öyle değil ne yazık ki…” şekinde ifade ediyor.
“Kale’ye daha fazla yatırım yapılmalı”
Kale’ye yapılan yatırımların yeterli olmadığını savunan Ayanoğlu, özellikle otopark ve güvenlik sorununa dikkat çekiyor. Ayanoğlu şunları söylüyor:
“Mesela adam ailesiyle geliyor, arabayı yolun kenarına koyuyor ve çocuklar etrafına toplanıp ‘otopark parası’ istiyor, adamcağız da aracına bir şey olmasın diye mecburen veriyor. Önlerini kesip dilenen çocuklar da var, bu durum hâliyle gelenleri etkiliyor.
Altındağ Belediyesi’nin de Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin de Kale’ye yatırım yapması lazım, içinde bir kaç iyi müzesi olan tek tarihi yer burası, insanları çekebilmek için bu sorunları çözmeliler.”
“Ne yazık ki müzelerimizin alım gücü yok”
Ayanoğlu, işe çıraklıktan başladığı için halının aslını yapabildiklerini ve yırtılan yerleri orijinali gibi onarabildiklerini ifade ederek, şimdiye kadar Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Kastamonu’da açtığı müzenin halılarını kendilerinin onarıp yıkadıklarını dile getiriyor. İpek iplikle yaptıkları tamiratın Tokat’taki müzenin ve Etnografya müzesinin halılarını da kapsadığını belirten Ayanoğlu, şöyle konuşuyor:
“250 yıllık halı da alıp sattık ama bunları müzelere teklif ettiğimizde, ‘Paramız yok, alamayız’ yanıtını alıyoruz. Oysa bunların müzede kalması güzel olur, ne yazık ki müzelerimizin alım gücü yok. Oysa el dokuması halı ve kilimler bizim kültürümüz.
Şu anda Uşak, Manisa, Konya, Balıkesir ve Kayseri’de az da olsa üretim var ama mesela bir Sivas halısı bulmak günümüzde çok zor.”
“Çin, bizim halılarımızı yarı fiyatına üretiyor ama kaliteyi tutturamıyor”
Halıcılık ve kilim sektörüne devlet teşvikinin elzem olduğunu vurgulayan Ayanoğlu, halıcılık devam ederse köydeki insanın yün üretiminin de dokuma yapan kadınların da artacağını söylüyor. Çin’in insan gücü fazlalığı nedeniyle ucuza Anadolu halılarını ürettiğini ama aynı kaliteyi tutturamadıklarını ifade eden Ayanoğlu, “Yün farkı, boya farkı… Kesinlikle bizim kalitemize erişemiyorlar” diyor.
Ali Ayanoğlu, “Mesela Ocak ayında Almanya’da çok büyük bir halı fuarı var ama oraya gidip 20 metrekarelik yer kiralamak için 20 bin Euro gerekiyor. Devlet desteği olsa, benim gibi insanlar gider ve malını pazarlar. Ülke de, kültür de tanıtılmış olur” diye konuşuyor.