Pandemi (2)

Utku ŞENSOY

Dünkü yazımızda, Corona salgınından söz etmiş, hastalığın belirtileri ve alınması gereken önlemleri, uzman uyarılarını sıralamıştık.
Türkiye bugün gerekli önlemleri alarak süreci uygar devletler seviyesinde ciddi biçimde ve şeffaflıkla götürdü bunun sürmesi lazım. Gerekli önlemler zamanında alınmıştır. 16 Mart itibari ile okullar tatil edildi ve birçok önlem karar tam zamanında alındı. Salgının görüldüğü ülkelerden edinilen tecrübe, ilk vakanın saptanmasının sonraki 3 haftanın çok kritik olduğunu gösterdi. Bunun en çarpıcı örneği de İtalya’ da bu kritik ilk 3 haftada önlemlerin yetersiz ve geç aldığı için ölüm sayısı beklenenin üzerinde oldu. Öğrencilerin hijyen kurallarına dikkat etmeden birbirleriyle içli dışlı davranış biçimleriyle aslında en hızlı virüsleri yayan gruptur. Onların eve taşıdıkları mikrop ve virüsler aile ortamını da etkiler. Bu nedenle okulların hızla tatil edilmesi, yurt dışından, özellikle de Avrupa’dan giriş-çıkışların kaldırılması, maçların seyircisiz oynanması, ulusal kongrelerin ve toplu gösterilerin iptal edilmesi ya da ertelenmesi çok yerindedir. Bu dönemde sosyal temasların en aza indirgenmesinin planlanması önemlidir.
İktidarın birçok politikalarını eleştirmemize rağmen, kapalı alanlarda sigara yasağı gibi bu konuda da halk sağlığı açısından olumlu adımlar zamanında atılmıştır. Toplu ibadet ve benzeri ritüellerin de bir süre askıya alınması gerekir. Uyarıcı kamu spotlarının yazılı ve görsel basında daha sıklıkla kullanılması gerekir.
Ancak, Ramazan ayı ve Bayram ile birlikte hastalığın seyrinin değişmesi muhtemeldir, ilgililerin tetikte olmasını bekliyoruz. Tabi tüm bunlara sadece devletin kurum ve kuruluşları olarak değil, aile ve birey olarak da katkıda bulunmamız lazım. En azından, kişisel el temizliği ve hijyen ile evin girişine koyacağımız kolonya ve dezenfektanlarla virüsün ev ortamına girmemesini sağlayarak bireysel önlemlerle katkıda bulunmamız gerekiyor.
Öte yandan, bu uzun vadeli mücadelede yaklaşan turizm mevsiminde, turistler için, gümrük kapıları ve havalimanlarındaki önlemlere ek olarak, otellerin de misafir kabulünde ateş ölçerler kullanması yüzlerce kişinin bulunduğu ortamları çok daha güvenli hale getirecektir. Her şeyden önce önümüzdeki bu uzun ve zorlu süreci panik yapmadan ulusça atlatmak gerek.
Bu arada şu sosyal medyanın bu konuya yaklaşımı da gerçekten çok ilginç. Son günlerde “Corona muhabbetleri” her şeyin önüne geçti. Kimileri, “Doktorların önerisi şu: en etkin yöntem en basit olanıdır. Su ve sabun!” derken, bazıları, “Tom Hanks’i, NBA oyuncularını, Kanada Başbakanını, Brezilya Devlet Başkanını, Norveç kraliçesini karantinaya sokan bu virüsten köşedeki marketten alacağım sabunla mı korunacağım? Bu mümkün değil ben karantinaya gidiyorum” demiş! Yine bazı paylaşımlarda, “Lütfen sağlık bakanlığı ve sağlık çalışanları uyarı ve önerilerini dikkate alalım! Sosyal sorumluluklarımızı yerine getirelim ve üzerimize düşen görevlerimizi azami şekilde uygulayalım! Bu pandemide salgının az görüldüğü ve ölüm sayısının hiç görülmediği ülke olarak belki tarihe adımızı yazdırabiliriz…” sözleri dikkat çekiyor. İşte sosyal medyada duyarlı yurttaşların çarpıcı Corona virüs paylaşımlardan bazıları:
“Lütfen okullar tatil oldu diye AVM’ lere doluşmayalım!”, “Okullar tatil oldu diye valizimizi alıp terminallere koşmayalım toplu taşıma kullanmayalım!”, “Bu 3 hafta evimizde sakin sakin oturalım oyunlar oynayalım kitap okuyalım ailecek güzel zaman geçirelim”, “3 hafta offf çok sıkıldık hadi çay içmeye gelin misafirciliği yapmayalım !”, “ Bu 3 hafta mümkün olduğu kadar az toplu taşıma kullanalım ve hasta isek 14 gün evden dışarı çıkmayalım”, “Lütfen bu 3 hafta sarılmayalım, öpüşmeyelim, tokalaşmayalım!..”
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşüyle savaş döneminde 1920’de kurduğu ilk sağlık örgütümüz o gündür bu gündür milletin sağlığını koruma görevini başarıyla yürütmektedir. Nasıl ki o örgüt Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki tüm imkansızlıklara rağmen, Sıtma, Çiçek, Firengi ve Verem gibi salgın hastalıklarla mücadeleyi kazandı, bugün de bu büyük mücadeleyi kazanacaktır. 14 Mart Tıp Bayramı’nı yaşadığımız bu günlerde, yeter ki doktorumuza, sağlık personelimize, yardımcı olalım, inanalım. Dahası, bu tür belalarla baş etmenin ancak bilim yoluyla olabileceğinin bilincine varıp, bundan böyle eğitime ve bilimsel araştırmalara artık bütçemizden çok daha fazla pay ayıralım, paramızı gereksiz yatırımlara çar çur etmeyelim.
Atalarımız boşuna “bir musibet bin nasihatten iyidir” dememiş. Bu Corona illeti belki de, toplumumuzu hatta tüm dünyayı son dönemdeki kamplaşma, bölünme, ötekileştirme, giderek yaygınlaşan hızla köşe dönme, bireyselleşme hastalıklardan kurtarabilir. 70 yıldır süregelen bencil, vahşi kapitalizmin güçlü ve paralı olanı kurtaramadığının kanıtıdır bu. Artık görüldü ki, burada asıl olan ben, sen değil, biz, hepimiz! Sizin ve ailenizin bireysel önlemlerle virüsten korunması ve hijyeninize dikkat etmeniz yetmiyor. Bunun çok ötesinde, yakınlarınızın, selam vermekten imtina ettiğiniz komşularınızın, aynı köyü, kasabayı, kenti, bölgeyi, ülkeyi hatta dünyayı paylaştığımız dil, din, ırk, soy, sop ayrımı yapmaksızın tüm insanların sağlığı-beslenmesi-hijyeni çok önemli. Zira bu yeni Corona, AIDS ya da Ebola’ ya pek benzemiyor. Domuz Gribi, Sars, Mers ya da Kuş Gribinden daha hızlı yayılan bir virüs. Belki de insanlığa, son bir uyarı ne dersiniz?