Pirinç Han’ın objelerle konuşan çifti

Ankara Kale’de yer alan Pirinç Han’ın ikinci katındaki dükkân sahipleri Fatma ve Yavuz Kavak, farklı konseptteki mekânlarında antikaları ve geri dönüştülmiş objeleri alıcıyla buluşturuyor. Fatma Kavak, On Karma isimli dükkânında çini sanatıyla ilgilenerek, atık malzemeleri kullanılabilir hâle getiriken, eşi Yavuz Kavak ise Pan Antika isimli mekânında başta plak ve gramafon olmak üzere ekspertiz edilmiş antika objeleri alıcıya sunuyor. 280 yıllık Pirinç Han’ın iki esnafı, işlerini ve handa geçirdikleri zamanı 24 Saat gazetesine anlatıyor

SULTAN YAVUZ/ANKARA

Ankara Kale’deki tarihi Pirinç Han, üç katlı ve avlulu yapısıyla, az sayıdaki ahşap hanlarından biri olma özelliğini taşıyor. Kale’deki diğer hanlar gibi antikacıların, resim galerilerinin, hediyelik eşyacıların ve kafelerin bulunduğu han, hem ahşap dokusu hem de yaşanmışlığın izlerini taşımasıyla dikkat çekiyor. Hanın ikinci katında yer alan On Karma ve Pan Antika isimli dükkânlar ise Fatma ve Yavuz Kavak çiftine ait… Fatma Kavak, çini sanatının yanı sıra geri dönüşümle elde ettiği objeleri alıcıya sunarken, Yavuz Kavak ise antikaları meraklılarıyla buluşturuyor.

Fatma Kavak

25 yıldır Ankara’da yaşayan Aydın doğumlu Fatma Kavak, emekli olduktan sonra antikacı açan eşinden etkilenmiş. Ev hanımı olan ve belediyenin açtığı pek çok kursa katılarak çiniyi hobi edinen Kavak, zaman içinde bu sanatı ilerleterek iki yıl önce On Karma’yı açmış. Dükkânı açmadan sekiz yıl önce oğullarını kaybettiklerini belirten Kavak, “Burası benim için çok büyük bir şans ve bir terapi merkezi” diyor. Minyatürü çiniye uygulayan Kavak, dekoratif boyamalar, geri dönüşüm projeleri ve restorasyon işleriyle de ilgileniyor.
“Görsel zevklerimi tatmin ediyorum” diyen Kavak şöyle konuşuyor:
“Burada herkes emekli ve birlikte aile gibiyiz. Birinin hastası olsa ya da çocuğu okula başlasa herkes yardımına koşuyor. Kaybettiğimiz değerleri burada buldum, amaç para kazanmak değil. Akşam olduğunda eve gitmek istemiyorum keşke gece 23.00’e kadar açık olsa, insanlar rahatça gezse. Bir teleferik çok yakışırdı Kale’ye…
Esnafımız çok değerli ama taksici bile Pirinç Han’ı bilmiyor. Ben de daha önce çok fazla Kale’ye ya da Ulus’a gelmiyordum, hanın ikinci katına da çıkmamıştım, kirli geliyordu. Ama dükkân açınca her yerini temizleyip boyadık. Temizliğini kendim yapıyorum. Çöpe gidecek obbjeleri de geri dönüşüme tabi tutuyorum ve bunun kıymetini bilenler geliyor. Kimisi markette gezer gibi hareket ediyor ve izin almadan fotoğraf çekiyor, biraz daha saygı göstemelerini bekliyoruz.”
Kale’nin kendisi için hayat olduğunu söyleyen Kavak, ilk kez kendisi için bir şey yapmaktan mutlu olduğunu ifade ederek, “Kale AVM’den daha temiz, güneşi görebilirsiniz, herkes gelsin, misafirimiz olsun, tanımadığımız insanlarla dostluk geliştirmek çok güzel” diyor.

Yavuz Kavak

Kavak, “AVM her şehirde var, Kale gibi yerler yok”
Pan Antika’nın sahibi Yavuz Kavak ise emekli polis memuru olduğunu söyleyerek, bir aile dostu vasıtasıyla antikacılık işine girdiğini ve bu işte büyük hırsları olmadığını belirtiyor. “30 yılın yorgunluğunu atmak için bu işe girdim” diyen Kavak, eskiden beri antikayı sevdiğini ve satın aldığını söylüyor. Yaşanmışlığı olan objeleri yenileyip hayata geri döndürmeyi sevdiğini ifade eden Kavak, “Her eşyanın bir hikâyesi var, kimin eline değdi, neler hissetti, neler yaşadı, bu beni çok etkileyor. Antikacı bir ürünü alınca onu satmak istemez, bazılarını satmayı düşünmüyorum mesela Abdülhamit’in kendi yaptığı masası var, onu satmam mümkün değil” diyor.
Kavak, Ankara’da ahşap yapıda bir hanın bunca yıl ayakta kalmasının önemine işaret ederek, “Taş yapılar vardır ama bu ahşap bir han. Buranın yaşanmışlığı var, insanlar doğup büyümüş. Dostlarımızla handa çay içmek bile haz veriyor, beğendiğim antikaları onların da beğenmesi ise beni çok mutlu ediyor” diye anlatıyor.
Ürünlerini ağırlıklı olarak yurt dışından temin ettiğini dile getiren Kavak, pikap ve gramafon başta olmak üzere saat, radyo, müzik dolabı gibi objeleri sattığını ve bugüne kadar hiç bir ürününün iade edilmediğini söylüyor. Kavak Kale için de şunları söylüyor:
“Ankara’da turizm amaçlı gezip görülebilecek yer yok, sadece Kale var. Bu ambiyansı başka yerde yakalayamazsınız, AVM her şehirde var ama Kale gibi yerler yok. AVM’yi elektirik ağı altında gezer ve gün sonunda üç gündür yolda gibi hissedersiniz, burada ise ahşabın kokusunu, dokusunu ve yaşanmışlığını hissedersiniz, tarih kokuyor. Kale’yi daha fazla tanıtmamız lazım, Ankara’da oturup da Kale’de böyle yerler olmadığını bilen çok insan var. Gelsin, görsün ve hissetsinler…”