Piyanist Gülsin Onay: Müzik bir ihtiyaçtır, bir besin olarak değerlendirmek gerekiyor

Gülsin Onay

Gazeteciler Cemiyeti tarafından Avrupa Birliği (AB) desteğiyle yürütülen Demokrasi için Medya / Medya için Demokrasi (M4D) Projesi kapsamında, “Müzik İyileştirir…” başlıklı online söyleşi düzenlendi

NAZ AKMAN/ANKARA

Gazeteciler Cemiyeti’nin Avrupa Birliği (AB) desteği ile yürüttüğü Demokrasi için Medya / Medya için Demokrasi (M4D) Projesi kapsamında, “Müzik İyileştirir…” söyleşisi

Nursun Erel

gerçekleştirildi. Gazeteci Nursun Erel’in yönettiği piyanist Gülsin Onay’ın konuk olduğu 2021 yılının ilk M4D söyleşisi “Müzik İyileştirir…”de sanat ve müzik konuşuldu.
Türkiye’de sanatın anlam ve önemi ile müziğin iyileştirici gücünün konuşulduğu söyleşide, Onay’ın repertuarından bir seçki de dinleyicilerle paylaşıldı. Söyleşi esnasında ayrıca Onay’ın keman sanatçısı oğlu Erkin Onay ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü tenor Murat Karahan ile düetlerine de yer verildi.

Gülsin Onay kimdir?
Piyano eğitimine üç buçuk yaşında başlayan ilk konserini altı yaşında İstanbul Radyosu’nda veren ve “Üstün Yetenekli Çocuklar Kanunu” kapsamında Paris Konservatuvarı’nda eğitim gören Gülsin Onay’a 1987 yılında Devlet Sanatçısı unvanı verildi. 1988 yılında Boğaziçi ve 2007 yılında Hacettepe Üniversiteleri tarafından Fahri Doktora ile onurlandırılan Onay, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası solisti olup, Bilkent Üniversitesi’nin de sürekli sanatçısıdır. Yurtiçi ve dışında pek çok yardım konseri veren Onay, 2003 yılında UNICEF Türkiye Milli Komitesi tarafından “İyi Niyet Elçisi” seçilmiş ayrıca Sevda-Cenap And Müzik Vakfı tarafından 2007 Onur Ödülü Altın Madalyası ve Donizetti 2011 Klasik Müzik Ödülleri Yılın Piyanisti ödülü, 42. İstanbul Müzik Festivali’nin 2014 “Onur Ödülü” ve 2018 Bodrum Müzik Festivali “Onur Ödülü” sahibi.
Uluslararası müzik kariyeri Arjantin’den Japonya’ya uzanan bir coğrafyada beş kıta 80 ülkeyi kapsayan Onay, bugüne kadar dünyanın belli başlı tüm müzik merkezlerinde dinleyicilerle buluşan sanatçı Dresden Staatskapelle, İngiliz Kraliyet Filarmoni, Philharmonia Orkestrası, İngiliz Oda Orkestrası, Japon Filarmoni, Münih Radyo Senfoni, Saint Petersburg Filarmoni, Tokyo Senfoni, Varşova Filarmoni, Viyana Senfoni gibi önemli orkestralarla konserler verdi. Rachmaninov yorumlarıyla müzik otoritelerinden büyük övgüler alan Onay ayrıca, uluslararası alanda istisnai bir Chopin icracısı kabul edilmektedir. Polonya Hükümeti Onay’ı Chopin yorumları nedeniyle Polonya Devlet Nişanı ile onurlandırmıştır. Hocası Ahmet Adnan Saygun’un dünya çapında en güçlü yorumcusu olarak tanımlanan Onay gerek konser programlarından gerekse kayıtlarından eksik etmediği bestecinin eserlerini önemli orkestralar eşliğinde sayısız ülkede seslendirdi.

Gülsin Onay

Onay, “Adnan Saygun hocamın ruhu şad olsun”
Söyleşiye, besteci, müzik eğitimcisi, etnomüzikolog Ahmet Adnan Saygun’un, vefatının 30’uncu yıldönümü dolayısıyla çevrimiçi düzenlenen anma etkinliğinden söz ederek başlayan Onay, “Çok mutlu olduğum günlerden biriydi, gün boyu Saygun’un eserleri seslendirildi. Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği’nin (BESOM) YouTube kanalından canlı yayınlanan etkinlikte, Saygun’un öğrencileri besteciler Muammer Sun, Hasan Uçarsu ve Yiğit Aydın ile birlikte Saygun ile anılarımızı konuştuk. İzmir’deki Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde canlı bir konser gerçekleştirdik, üç eserini seslendirdim. Hocamın ruhu şad olsun” dedi.
“Saygun ile hoca öğrenci ilişkimiz son nefesine kadar devam etti”
Yurtiçi ve yurtdışında verdiği konserlerde Saygun’un eserlerini çaldığını söyleyen Onay, “Adnan Saygun anlatmakla bitmez, hocam olması hayatımın en büyük şansıydı. O kadar çok şey öğrendim ki ondan. Kişilik olarak bakıldığında Saygun, gerçekten bitmez tükenmez bir hazine. O kadar derinliği ve her konuda o kadar engin bir bilgisi vardı ki, hiçbir zaman sadece yüzeysel bilgi edinmekle yetinmediğini görürdünüz. Hem bir insan hem de bir besteci olarak hayranı olduğum olağanüstü bir müzik insanıydı, ölümsüz besteleri var. Yunus Emre Oratoryosu’nun bestecisi. Yunus Emre’yi o kadar derinden işlemiş ki, hissederek okumuş. Yunus Emre, Saygun’u o kadar şekillendirmiş ki bu ruhu biz öğrencilere de geçirdi. Türkiye’deki pek çok önemli müzisyen onun öğrencisidir. Hoca öğrenci ilişkimiz son nefesine kadar devam etti. Saygun’un son saatlerinde yanında olmak benim için her ne kadar bir teselli olsa da onu çok özlüyorum. Benim için Saygun’u yitirmek çok büyük bir kayıp oldu. Ancak eserleriyle bu güzel ilişkiyi sürdürüyorum ve inşallah onun ruhunu şad ediyorum. Bugüne değin gittiğim 80 ülkede verdiğim her konserde eserlerini çaldım, milyonlarca kişi dinledi” sözlerine yer verdi.
Korona virüs günlerinde çevrimiçi piyano konserleri
Korona virüs günlerde online ortamdan verdiği “Pazar Konserleri” ile dinleyicilerle buluşan Onay, salgın sürecinin sanatı üzerindeki etkisi hakkında, “Eskisi gibi seyahat yoğunluğum yok ancak program ve etkinlik yoğunluğu devam ediyor. 15 Mart’ta Polonya’daki seyahatim salgın nedeniyle iptal olurken ileriye dönük içime sanki bir şey doğmuş gibi konserlerin neredeyse hepsinin iptal olabileceği ihtimali üzerinden dinleyicilerimle buluşmanın yollarını aradım. Türkiye, Polonya, Almanya ve İngiltere’de yapılması planlanan 15 konserim iptal edilse de bu koşulları dinleyicilerimle ulaşmak için bir engel olarak görmedim, daha güçlü sebepler olarak kalbimde hissettim. YouTube, Facebook, Twitter ve Instagram’da eşzamanlı olarak verdiğim Pazar Konserlerim ile dinleyicilerimden çok olumlu geri dönüşler aldım, on binlerce kişi konserlerimi dinledi. Bu zor zamanlarda bu kadar çok kişiye müziğimle erişebilmekten onur duyuyorum. Konser vermek beni çok mutlu ediyor bu durum dinleyicilerime de moral oldu. Birbirimize müzik aracılığıyla dokunuyormuş, kucaklaşıyormuşuz gibi oldu” dedi.
Piyanistliğin yanı sıra zamanının büyük çoğunluğunu gençlerle iç içe geçirerek çok sayıda konservatuvar öğrencisi yetiştiren Onay, bu yıl 17’inci kez yapılacak Gümüşlük Festivali’nin kurucusu olarak, festival kapsamında sadece konser değil aynı zamanda farklı alanlarda eğitimlerin verildiğini ve çok sayıda öğrenciye önemli sanatçılarla çalışma imkanı tanıdıklarını söyledi.
“Hafızamda 33 saatlik eserler var”
Günümün büyük bir bölümünü çalışarak geçirdiğini ifade eden Onay, “Salgın günlerinde özellikle ailelerimizle bir arada olma fırsatı bulduk. Hayatımın büyük çoğunluğu konser salonlarında ve turnelerde geçti. Çok küçük yaşlarda müzik eğitimim dolayısıyla ülkeden ayrıldım, ailemden ayrı kaldım. Her fırsatta bunu telafi etmeye çalışırım. Salgın günlerinde ailemle birlikte zaman geçirmeye çalışıyorum, bunun yanı sıra gün içinde çalışmalarım ve Pazar günleri düzenli canlı konserlerim oluyor. Ezbere çalıyorum, hafızamda 33 saatlik eserler var, bunlar kaç milyon notaya denk düşüyor bilmiyorum ancak hafıza bir yetenek olsa da geliştirmek önemli” diye konuştu.
“Çocukların birebir müzikle buluşmaları gerekiyor”
Wolfgang Amadeus Mozart’ın “Türk Marşı”nı çalan Onay, son olarak çocuklarda müzik eğitiminin önemine, “Ne olursa olsun çocukların müzikle bir arada tutulmasının gelişimlerine olumlu yönde bir katkı sağladığını düşünüyorum. Sadece müziği dinlemek değil, bir enstrüman çalmak veya koroya katılmak gibi çocukların birebir müzikle buluşmaları gerekiyor. Müziğin önemini kavramak lazım, müzik bir ihtiyaçtır, bir besin olarak değerlendirmek gerekiyor. Bir yandan inanılmaz yetenekli gençler yetişirken öte yandan özellikle ilk okul çağlarında müziği yeterince bilmeyen çocuklar var, okullarda müzik alanında bir azalma var” sözleriyle değinerek, katılımcıların sorularını yanıtladı.