Prof. Mülayim 80 tablosu ile Medya Sanat Galerisi’nde

Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim ziraat mühendisi, öğretim üyesi, eski Samsun Senatörü, kooperatifçi; yayınlanmış kitaplar, gazetelerde çıkmış onlarca makale, sayısız konferans, başarılarını yücelten ödülleri ile özel bir insan… Ancak biz onun resim sanatı ile ilgili yaşamından söz edeceğiz bugün sizlere.
Sanatçı 80 eserden oluşan 14. Kişisel sergisini Medya Sanat Galerisi’nde (Üsküp Caddesi ‘Çevre Sokak’ No: 35 Zemin Kat Çankaya / Ankara) açtı. Açılış kokteylinde toplumumuzda iz bırakmış seçkin kişilerden oluşan konuklar dikkat çekiciydi:
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Eski Turizm Bakanı İrfan Gürpınar, Milletvekili Aylin Nazlıaka, eski milletvekilleri Oya Araslı, Birgen Keleş ile eşi Prof. Dr. Ruşen Keleş, Nuri Çelik Yazıcıoğlu, Enis Tütüncü, Ertöz Vahit Suiçmez, Mustafa Gazalcı, Ahmet Altın, Yücel Akıncı, eski Cumhuriyet Senatosu üyesi Metin Somuncu, Sevda Cenap And Vakfı Başkanı Mehmet Başman, duayen ressamlarımızdan Turan Erol, tarihçi Prof. Dr. Şerafettin Turan, Prof. Dr. Korkut Boratav, Prof. Dr. Gülden ve Aydın Köksal, Prof. Dr. Anıl Çeçen, Diplomat ressam Daver Darende. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Başkan Vekili Savaş Kıratlı, Genel Sekreter Ümit Gürtuna,yönetim kurulu üyeleri Güray Soysal ve Mustafa Yyoldaş.
Prof. Mülayim 1932 yılında Ceyhan’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Ortaokul ikinci sınıfta resim dersine gelen öğretmeni İrfan Vurandamar’dan etkilendi ve resimle ilgilendi. Yaptığı bir portre ile Türkiye üçüncüsü oldu. Resimleri okulunun ve sokakların duvarlarında sergilendi. Daha sonra İstanbul Kabataş Lisesi’ne girdi. Bir sabah Ortaköy Camisi’ni gördü ve çok etkilendi, resmini yaptı. Lise öğrenimi sırasında resimle çok da ilgilenemedi, ancak müze ve sergiler vazgeçemediği mekanlar oldu. Üniversite yaşamı İtalya’nın Floransa kentinde geçti. Burada tanıştığı ünlü mimar Şevki Vanlı ile arkadaşlık yaptı. Şevki Vanlı arkadaşının mimar olmasını istiyordu, ama o babasına verdiği söz nedeniyle ziraat fakültesine girdi. Yaz aylarında İngilizce öğrenmek için Londra’ya gitti. Floransa’da olduğu gibi Lordra’da da müze ve sergileri gezdi, bu arada ünlü İngiliz Suluboya ressamı Joseph Mallord William Turner’un (1775-1841) etkisinde kaldı. Çok sayıda suluboya resim kitabı ve dergi satın aldı bazılarına da abone oldu. Bu yayınlar gelecekte ona çok yarar sağlayacaktı. Suluboya ile ilgili birçok bilgiyi o kitap ve dergilerden öğrendi. Sadece Avrupa’da değil özellikle Amerika’da bulunduğu yıllar içerisinde Boston ve New York’ta müze ve sergilerin müdavimi oldu. Yıllar akıp geçti. Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim ve ailesi yaz aylarında Datça’ya gidiyordu. Bir sabah balkonundan bakınca önünde sanki cennetten bir manzara vardı, çok duygulandı. Hemen bir kırtasiye dükkanına gidip suluboya takımı aldı ve gördüğü manzaralının iki resmini yaptı. Yıl 1978’di resimle yeniden ilgilenmeye başladı. Yıllar içerisinde yaptığı tablolarını ilk kez 1995 yılında Kavaklıdere Şarapçılık’ın Tuna Caddesi üzerinde bulunan satış yerinde açılan galeride sergiledi. Bu sergi yıllar içerisinde 3 kez daha tekrarlandı. Buradan elde ettiği geliri Sevda Cenap And Vakfı’na bağışladı.
Prof. Mülayim yaz aylarını çoğunlukla Datça’da geçiriyor. Datça’nın yanı sıra Bodrum, Marmaris resimleri yapıyor. Ayrıca doğal olarak İstanbul hayranlığı da var. İstanbul Boğazı ve Kız Kulesi vazgeçemediği yerler arasında. Genellikle gezileri sırasında fotoğraf çekiyor beğendiklerini resimliyor. Prof. Mülayim’in bir özelliği de suluboya için malzemenin en iyisini seçiyor olması. Boyaları İngiltere’den geliyor.
Gazeteci, kültür/sanat yazarı Şefik Kahramankaptan Ziya Gökalp Mülayim’in sanatçı kişiliği ile ilgili şu düşünceleri paylaşıyor:
Bazı ressamlar süreçlerini bir “serüven” olarak nitelendirirler. Yaşadıkları ve bulundukları yeri, bizzat gözleyerek belgeleyerek çalışan ressamlar bazen de sürprizlerden etkilenirler.
Örneğin iki barbar kişi Datça’da Mehmet Aksoy’un elinden çıkmış bir anıt mezar olan Can Yücel’in mezarını kırmasaydı Ziya Gökalp Mülayim, kırık mezarı konu alan bir suluboya yapabilir miydi?
Toplumsal gelişmeler de onlara ilhan verir. Ziya Gökalp Mülayim’in geçmiş sergilerinde yer alan İzmir Cumhuriyet Mitingi tablosu çok beğenilmişti. Bu kaez 14. Kişisel sergisinde benzeri bir etkileşim sonucu ortaya çıkan 23 Nisan’da Anıtkabir tablosu var. Ama bu yeni sergisinde gene İstanbul, Bodrum, Datça, Marmaris peyzajları ağır basıyor. Vazgeçemediği Kızkulesi’nin üç ayrı görünümü, yat limanları, begonvilli görünümler, gene kendine özgü kuru-sulu karışık tekniği ile kağıt üzerinde yaşam buluyor.
Suluboya ressamları arasında kendine özgün bir yer edinen Mülayim’in gelecek yıla hazırlayacağı sergide gene peyzaj alanındaki ustalaşmasının ürünlerini göreceğiz kuşkusuz. Ya sürprizler? Kim bilir “Serüven”in içinde karşısına neler çıkacak?
Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim’in 80 eserden oluşan sergisi Medya Sanat Galerisi’nde 20 Mayıs 2015 gününe sanatseverlerin beğenisine sunulacak…