Rahatsızlığım “sinüzit” deyip geçmeyin

sinüzit

ANKARA – Günümüzde “sinüzit” yerine “rinosinüzit” olarak da tanımlanan rahatsızlığın gelişmesi enfeksiyonlar dışında oldukça nadir. Uzun süreli ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda ya da uygun tedaviye rağmen sık tekrarlayan enfeksiyon ataklarında ameliyat düşünülebiliyor. Çoğu insanın doktora başvurmaması nedeniyle sıklığını ortaya koymanın oldukça zor olduğunu belirten Liv Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nesil Keleş, sinüzitin belirtilerini ve tedavi yöntemlerini paylaşıyor.
Sinüzit belirtileri nelerdir?
Akut rinosinüziti olan hastalarda burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, koyu sarı-yeşil burun akıntısı, göz çevresi, alın ve yanaklarda ağrı, hassasiyet, basınç hissi, koku, tat bozukluğu, diş, üst çenede ağrı ve geceleri artan öksürük yakınmaları olabilir.
Sinüzit tanısı nasıl konulur?
Günümüzde rinosinüzit (RS) tanısı, hastanın yakınmaları klinik muayene, endoskopi ve radyolojik tetkikler ile konulur. Burun muayenesi anterior rinoskopi ya da nazal endoskopi olarak yapılabilir. Hastanın yakınmalarının dikkatli değerlendirilmesi ve kulak-burun-boğaz muayenesi genellikle tanı için yeterlidir. Akut rinosinüzit tanısında konvansiyonel sinüs grafilerine gerek yoktur. Ancak tedaviye yanıt vermeyen ya da sık tekrarlayan rinosinüzit hastalarında Bilgisayarlı Tomografi (BT) istenebilir. Akut rinosinüzit hastalarında komplikasyon düşündürecek semptom ve bulgular var ise BT veya Manyetik Rezonans (MR) gereklidir. Ancak akut rinosinüzit tanısında Bilgisayarlı Tomografi gerekli değildir. Ancak tekrarlayan veya tedaviye dirençli olgularda KBB hekimi tarafından nazal endoskopi yapıldıktan sonra yine KBB hekimi tarafından gerek görüldüğünde Bilgisayarlı Tomografi istenmelidir.