“Rus savaş uçağının Türk hava sahasını ihlali kabul edilemez”

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Rus savaş uçağının Türk hava sahasını ihlalinin kabul edilemez olduğunu belirterek, “Ancak Rusya,Türkiye’nin çok önemli bir dostu ve komşuluk ilişkilerini artırdığı bir ülke. Bu dönemde hassas olunmalı ve sorumluluk duygusuyla hareket edilmeli” dedi.

 

Andreas Gross başkanlığındaki Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) heyeti, TBMM’deki ziyaretleri çerçevesinde ilk olarak CHP Grubu’nu ziyaret etti.
Görüşme öncesinde CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, heyetin, seçimle ilgili tarafsızlık, seçim güvenliği, ifade özgürlüğü konularında CHP’nin görüşlerini almak istediğini söyledi. Gök, heyete, 1 Kasım seçimlerinin güvenliği, ifade özgürlüğü, tarafsızlık ilkesine yönelik bakış açılarını örneklerle anlatacaklarını bildirdi.
Hiç kimsenin seçim güvenliği, ifade özgürlüğünden rahatsız olmayacağı bir ortamda seçim yapılmasını arzu ettiklerini belirten Gök, “İktidarın, elindeki kamu gücünü kullanarak yapmak istedikleri, seçim çalışmalarında ne denli adaletsiz davranış içinde olduğunu Avrupalı dostlarımızla paylaşacağız. Türkiye’nin itibarı, ülkede gerçekleştirilecek olan bütün uygulamaları özellikle seçimin tarafsızlığı, adaletsizliği ya da adaletli olmasıyla aynı oranda artacak ya da eksilecektir” dedi.
-“Seçimlere ilişkin kuşkularını gidermek istemeleri…”
Gök, kapalı devam eden görüşmeden sonra da gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Avrupa ve dünyanın, Türkiye’deki seçimlere büyük ilgi gösterdiğine değinen Gök, seçimlerin güvenliği, tarafsızlığı ve adaletli şekilde yapılması konusunda herkesin ciddi kuşkuları bulunduğunu savundu.
Avrupa Parlamentosundan bir heyetin, gelip kendilerini dinlemesinin, seçimlere ilişkin kuşkularını gidermek istemesinin üzüntü verici olduğunu vurgulayan Gök, “Dilerdik ki tüm dünya, Avrupa, Türkiye’nin seçimlerinden kuşku duymayacak ortam içinde olsun. Ama olmadıklarını hepimiz bildiğimiz gibi Avrupalı da bizden çok iyi biliyor” dedi.
Gök, heyete, bütün partilerin görüşlerini eşit ve adil aktaramadığını, medyanın büyük ölçüde hükümetin kontrolü altında olduğunu, medyaya ağır baskı yapıldığını, pek çok gazetecinin işten çıkarıldığını, medya sahiplerinin sindirilmek istendiğini, ülkenin en önemli gazetesine ve yazarına yönelik saldırıyla, fiziksel şiddete varan sindirme harekatı yapıldığını anlattığını bildirdi.
Geçmiş dönemde, bir haftalık periyottaki yayın saatlerinde AK Parti, CHP, MHP ve HDP’nin yer aldığı süreleri aktardığını belirten Gök, şunları söyledi:
“Aşırı ve oransız medyadan yer alma oranları, Türkiye’deki demokrasinin, partilerin görüşlerini anlatmasında en önemli eksiklik olduğunu ifade ettik. Heyete, Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığını korumadığını, AK Parti’nin üzerindeki vesayetini sürdürdüğünü, toplumu birleştirmesi gereken Cumhurbaşkanı’nın toplumu ayrıştırdığını, Cumhurbaşkanı’nın isteğiyle, başkanlık olma hayaliyle 7 Haziran seçimlerinden sonra koalisyon kurulamadığını, Cumhurbaşkanı’nın istediği doğrultuda 1 Kasım seçimlerine gidildiğini kendilerine ifade ettik. Türkiye’de uygulanan ağır baskılardan, vali ve emniyet müdürlüklerine verilen yetkilerden söz ederek ülkede en barışçıl gösterinin dahil engellenmesinin vali ve emniyet müdürleri tarafından mümkün hale geldiğini ifade ettik.”
-Rus savaş uçağının Türk hava sahasını ihlali
Gök’ten, Rus savaş uçağının Türk hava sahasını ihlal etmesine yönelik değerlendirmesi de istendi.
Türkiye’nin Suriye politikasının ne denli ağır sonuçlar doğurduğunun bir kez daha ortaya çıktığını ileri süren Gök, hava sahasının ihlal edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Ancak Rusya’nın, Türkiye’nin çok önemli bir dostu ve komşuluk ilişkilerini artırdığı bir ülke olduğuna dikkati çeken Gök, “Bu dönemde hassas olunmalı ve sorumluluk duygusuyla hareket edilmeli. Duygularla değil tam tersine şu anda bölgenin içinde bulunduğu durum gözetilerek, Rusya ile olan ilişkileri başka sorunlar doğuracak mahiyette değil sorunu çözecek anlamda kullanmak gerekir” diye konuştu.
-“Bu masal kitabından iddianame çıkmaz”
Gök, 25 Aralık iddianamesine ilişkin soru üzerine, yolsuzluğun, tüm dünyada en ağır suçlardan biri olduğuna işaret etti.
Bu iddianamenin hukuki olmadığını, gülünç olduğunu ileri süren Gök, “Buna iddianame demek mümkün değil. Savcının bir takım dünya tahlilleri, değişik mitolojik, efsanevi, tarih olaylarını kendi aklınca yorumlayarak dile getirdiği bir masal kitabıdır. Bu masal kitabından iddianame çıkmaz, bu masal kitabını yazana da savcı denmez. HSYK, herhalde böyle bir iddianameyi yazan savcıyı da incelemeye almalıdır. Böyle bir tablo içinde iddianame düzenleyecek savcı, eğer bu işin başında bulunuyorsa vay Türkiye’deki hukuk dünyasının geleceğine” dedi.
Bir soru üzerine Gök, gazeteci Ahmet Hakan’a yönelik saldırıda ciddi bir himaye olduğunu ileri sürdü. İktidarın, olayı aydınlatacağına inanmadığını savunan Gök, özgürlükler ve haber alma hakkının sindirilmek istendiğini söyledi.
Gök, Bilal Erdoğan’ın doktora için İtalya’ya gittiğine yönelik haberlerin sorulması üzerine, “Siyasilerin çocuklarının bu özel durumlarının siyasi malzeme yapılmasını uygun görmüyorum. Okumak ihtiyacı hissediyorsa elbette yerleşebilir eğer gerçek neden buysa” karşılığını verdi.
Gök, bir başka soruyu yanıtlarken, Şırnak’ta önceki gün bir polis aracına bağlanarak sürüklenen ceset görüntüsünün, Türkiye’nin kabul edemeyeceğini dile getirdi.
Gök, Türkiye’nin bir hukuk devleti olması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Terörle mücadele dahil her konu meşru zeminlerde hukuk devleti ilkesi içerisinde çözümlenmelidir. İlkel kavimlerde bile rastlanmayan bu davranışın Türkiye’yi çok zor durumda bırakacağı muhakkaktır. Ne yazık ki Türkiye bir akıl travması yaşıyor, emniyet güçleri de dahil olmak üzere. Bu tabloyu yaratanların himaye edilmesini anlamak mümkün değildir. Böyle bir tabloyu asla kabul etmiyoruz. Vahim ve tehlikeli bir tablodur.”