Sanatçıların buluşma noktası tarihi Pilavoğlu Han

Ressam Kalecik: Ressamlar özellikle çocuklara resmi sevdirmek adına sokakta resim yapmalı

Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulu’nda İngilizce öğretmenliğinden resim aşkı için emekli olan Sarı Mavi Galeri sahibi ressam Neşe Kalecik, Kale’deki tarihi Pilavoğlu Han’da Başkentin sanat yaşamına katkı sunmak için çalışıyor. 13 kişisel, 40’a yakın ise karma sergide yer alan Kalecik, özellikle sanatın sokakta yaşatılması ve çocukların erken yaşta sanatla tanışmaları için resim yapıyor

NAZ AKMAN – Yüzyıllık tarihi geçmişi ile başlangıçta konaklama amacıyla inşa edilen ancak sonraları çocuk ve kadın cezaevi, ardından ticaret işiyle uğraşanların depo olarak kullandığı, birkaç yıl öncesine kadar iseUlus civarındaki evsiz ve yoksulların otel olarak kullandığı “Evsizler Hanı” olarak da bilinen tarihi Pilavoğlu Han, Başkentli sanatçılar tarafından ayakta tutuluyor.Ankara Kalesi’ne varmadan önce Rahmi Koç Müzesi’nin karşısında yer alan Pilavoğlu Han, sanatçıların desteğiyle sanatın merkezi haline getirildi. Sanatçı ve zanaatkârların buluşma noktası olan Pilavoğlu Han’da atölyesi olan sanatçılardan biri de Neşe Kalecik. Kalecik, bir yıl önce açtığı Sarı Mavi Galeri’de eserlerini sergileyerek, sanat tutkunlarına kapısını aralıyor.13 kişisel, 40’a yakın ise karma sergide yer alan Kalecik, özellikle sanatın sokakta yaşatılması ve çocukların erken yaşta sanatla tanışmaları için resim yapıyor.
Sanat aşkı için emekli oldu
Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulu’nda İngilizce öğretmenliği yapan Kalecik, dört altı yaş arası henüz okuma yazma bilmeyen çocuklara İngilizce öğretmek için resim tekniğini kullandığı sırada yeteneğini keşfederek, 2009 yılında bu yeteneğini geliştirmek için emekliliğe ayrılıyor. Sanat aşkı için mesleğini bırakan Kalecik, “İlkokul öncesindeki çocuklara İngilizce öğretirken resim yapmanın etkili bir yol olması sebebiyle kolaylıkla çizim yaptığımı deneyimlemiştim. Bu sayede mesleğimi yaparken bir yandan da resim alanında çalışmaya başladım. İçimdeki resim tutkusu üzerine 44 yaşında İngilizce öğretmenliğinden emekli olup yıllardır hayalini kurduğum resim alanına daha fazla yoğunlaşmak için fırsat yarattım. 10 yıldır resme ara vermeden, sanatta kendini kanıtlamış usta isimler ile çalışıyorum.İyi ki emekli olup sanat yaşamıma adım attım. Üç yıldır Ankara Kalesi etrafında son bir yıldır ise kendi galerimde çalışmalarımı sürdürüyorum.Resim yaptığım süre içerisinde amacım hep kendi ifade tarzımı oluşturma yolunda ilerlemek oldu. Birlikte çalıştığım, ülkemizin çok kıymetli hocaları da benim bu yolda ilerlemem adına büyük destek verdiler” dedi.
Tüpten çıkmış çiğ ve çarpıcı renkler
Resimlerinde Ekspresyonist (dışavurumcu) ve Fovist (çarpıcı renkler) kullanan Kalecik, soyut ve somut ifadeleri bir arada kullandığını belirterek, “Resim yaparken kendimde olan değişimi şöyle ifade edebilirim, başlangıçta yansıtmak istediğim somut ifade hiçbir zaman yüzeye yansımıyor. Hareket noktasında somutluğu yansıtmaya çalışırken bir yandan rastlantısal, sanatsal ifadelere sahip çıkarak resmime yön veriyorum. İçimdeki resim yapma tutkusunun nedenlerinden birisi kendime ait bir ifade tarzını oluşturabilmenin bana vermiş olduğu hazdır. Resim yapabiliyor olmak ve bunu kendine has bir ifade tarzı ile gerçekleştirebilmenin verdiği mutluluğun tarifi yok. Resimlerimde somut ve soyut ifadeler bir arada yer alıyor. Özendiğim husus resimlerimin fotoğraf gibi olmaması çünkü resmimdeki renk ışık dengesini her şeyi ben belirliyorum. Bu da yaptığım eserlerin özgün olmasını sağlıyor. Yapıtlarımda oluşturduğum tarzımı ekspresyonist ve fovist olarak tanımlayabiliyorum” diye konuştu.
“Sanat, sokakta olmalı”
Sanatın sokakta yaşatılması gerektiğini ifade eden Kalecik, “Evimde, galerimde, Ümitköy Ressamlar Sokağı’nda, her yerde resim yapıyorum. Sanatın halk ile buluşması için ne gerekiyorsa yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ressamlar özellikle çocuklara resmi sevdirmek adına sokakta resim yapmalı. Sanat sokakta da olmalı. Ben az da olsa bunu yaptığımı düşünüyorum, tuvalimi boyalarımı alıp doğanın içine karışıyorum. Burada Kale civarında pek çok resim yaptım. Bu sayede beni görüp gelen çocuklara resmi anlatıyorum, çocukların erken yaşta sanatla tanışmalarını istiyorum. Çocuklar benim beslenme kaynağım oldu. Benim sanat aşkımı büyüten durum da bu” sözlerine yer verdi.
“Ülke aşkı ile üretenlerin önü açılmalı”
Pilavoğlu Han’da sanatın yaşatılması için çabaladığını ifade eden Kalecik, galeride yapılan etkinliklere ilişkin ise “Burada kapımın açık olması herkesle buluşuyor olmak, gelenlerin galeriyi dolaşması burada fotoğraf çektirmesi çok güzel gelişmeler. Hatta okul gezilerine galeri ziyaretlerinin eklenmesi de bizler için çok önemli bir gelişme. Özellikle resme ilgili öğrenciler okulları tarafından düzenlenen geziler aracılığıyla buraya geliyorlar. Onlara resimle, sanatla ilgi bilgi veriyoruz. Ankara’daki sanatçı dostlarımızla yine galeride buluşmalar düzenliyoruz. Birbirimizi görüyoruz, sanatçıların birbirini beslemesi için kesinlikle birbirlerini görmeleri, haberdar olmaları gerekiyor. Eserlerim burada gözlerle buluşuyor. Belki sanatla hiç ilgilenmemiş insanları bile bu hanın içinde yer alan galeriler aracılığıyla yakalayabiliyoruz. Ben yolda rastladığım turistleri de buraya getiriyorum. İlk zamanlar hana gelen kişi sayısı daha azdı şimdi ise trafiği tıkayacak kadar yoğun.
Buraların kıymetinin bilinmesi gerekiyor. Türk resmi dünyada tanınıyor. Sanatsız yapamayız, dolayısıyla sanatçıların, bilim insanlarının yani düşünce alanında hizmet veren herkesin ülke aşkı ile üretmelerinin önü açılmalı” dedi.