Sanatla terapi

Bilgin: Sanat da psikoterapi de dışavuruma hizmet eden kavramlar olarak dikkat çekiyor

Türkiye’de son on yıldır giderek tanınan bir terapi yöntemi de sanatla terapi… Danışan kişileri resim, müzik, heykel, dans gibi sanat dallarını kullanarak terapi etmeyi amçlayan yöntemi, Olgu Psikolojik Danışma Merkezi’nin kurucusu, Uzman Psikolog Özden Yılmaz Bilgin, 24 Saat Gazetesi için anlattı

SULTAN YAVUZ – Dünyada 1940’lı yıllarda, Türkiye’de ise özellikle son on yıldır bilinirlik kazanan sanatla terapi, sanatın çeşitli dallarını araç olarak kullanan bir psikoterapi yöntemi. Konu hakkında bilgi veren Olgu Psikolojik Danışma Merkezi’nin kurucusu, Uzman Psikolog Özden Yılmaz Bilgin, aslında çok eski dönemlerde “şifahane” denilen yerlerde, hastaların su sesi gibi seslerle terapi edilmesinin, bu yönteme işaret ettiğini belirtiyor. Sanatla terapinin ne olduğunu Bilgin anlatıyor…
Sizi tanıyabilir miyiz Özden Hanım?
Özden Yılmaz Bilgin: Psikolojik danışmanlık mesleğinde 33 yılımı doldurdum ve son on yıldır sanatla terapi ve yaratıcılık alanında hem eğitimler aldım hem de şimdi eğitmen olarak çalışıyorum. Olgu Psikolojik Danışma Merkezi, 2008’den bu yana konuya ilişkin çalışmalar yapan bir merkez. Sanat alanındaki çalışmaları İstanbul’da bulunan Aura Psikoloji Merkezi’nin kurucusu hocam Nevin Elacar ile başlattık. Elacar bu konuda Türkiye’deki önder isimlerden birisi. Şimdi de Ankara, Bursa, İzmir ve İstanbul’da sanatla terapi ve yaratıcılık alanında eğitimler veren bir ekibiz. Ankara’da da bizim merkezimizde sürdürüyoruz.
Sanatla terapi nedir? Klasik terapiden ayrı bir yöntem olarak düşünebiliriz sanırım?
Bilgin: Sanatla terapi aslında sadece tek bir alanda değil, birden çok alanda sanat unsurlarını kullanarak terapi yapabildiğimizi ifade ediyor. Resimle terapi, müzikle terapi, dansla terapi gibi çeşitli ve daha öznel bir şekilde ifade edilen terapi alanları var. Bizim sanatla terapi dememizin nedeni, sanatı iyileşme süreçlerinde veya güçlenme, kendini geliştirme hatta eğitimle ilgili süreçlerde bir yöntem olarak alarak, kişinin kendine ilişkin gelişimini, değişimini desteklemek, çeşitli problemler hakkında farklı bakış açıları geliştirmeyi, farkındalığı yükseltmeyi sağlamak için uyguladığımız çeşitli etkinlikler…
Sanatın kendisini terapide bir unsur olarak kullanıyoruz, asıl hedefimiz psikoterapi. Bir heykeltraş, bir ressam, bir dansçı da bu terapi sürecinde hoca olarak görev alabiliyor. Sanat da psikoterapi de dışavuruma hizmet eden kavramlar olrak dikkat çekiyor.
Bu yöntemde yaş aralığı var mı?
Bilgin: Çocuklarla çalışmak mümkündür ama 6-7 yaşından sonra yapılabilir, ileri yaş olarak da bir sınırı yok. Her yaşla kullanılabilir, özellikle de ileri yaşlarda da çeşitli amaçlarla kullanılır. Mesela müzikle terapinin de çeşitli demans hastalarına ya da yaşlılıktan kaynaklı zihinsel rahatsızlıklara katkısı çoktur. Resim ve plastik sanatlarla da sağlıklarını korumaları amaçlanır.
Hangi hastaya hangi sanat dalı ile terapi yapılacağı nasıl belirleniyor?
Bilgin: Sanata yetenekli oluşuna göre değil ama biraz danışanımızın ilgisini çekmesine göre belirlenir. Müzik mi, resim mi, dans etkinliğine mi yönlendireceğiz, danışanın kabulüne dikkat ederiz. Öneri ve seçenek olarak ortaya koyarız. Çok farklı terapi yaklaşımları var, 400’e yakın olduğu söyleniyor. Bu yöntem için her derde deva değil de, içten dışa bir yol bulmak için en hızlı ve akışkan yöntem diyebiliriz.
10 yıl önceyle kıyaslayınca neler söylersiniz?
Bilgin: Git gide daha fazla ilgi görüyor öncelikle bu alanda hizmet vermeye hevesli uzmanlaırn ilgisini çekiyor, eğitim gruplarımız arttı. Danışanların kendilerinden bir teknikle başvuruya rastlanmıyor ama bazen yönlendirmeler oluyor. Mesela özel eğitim merkezindeki bir öğretmen, çocuğun sanatla terapiyle çalışan bir psikolojik destek almasını önerebiliyor.
Seans neye göre değişiyor?
Bilgin: Sayı ve süre yetişkinlerde 45, çocuklarla 25-30 dakika olur. Bu yaş ve ihtiyaca göre değişir. Ailelerle çalışınca bir buçuk saate çıkar.
Günümüzde yogayla terapi, dansla terapi gibi pek çok isim görüyoruz. Bu konuda neler söylersiniz?
Bilgin: Terapi ismi çekici bir isim, Türkiye’de yaynlanan terapi isimli yayınlara bakınca, noktalarla terapiden mesnevi terapiye, aşkla terapiden futbol terapisine kadar çok sayıda ütre rastladım.
Terapiyi bilimsel temelinden koparıp da daha güncel ve medyatik, şova dayalı isim olarak kullanan çok kişi ve kurum var, bunun sıkıntısını yaşıyoruz. Terapi yerine ‘yoga ile iyi oluş’ desin, bu da önemli bir ihtiyaç ama yoga terapi deyince burada kendisini farklı hissediyor demek ki… 500 saatin altında bir eğitim yok, bunun altındaki eğitimler el yordamıyla bir şeyler yapmak anlamına gelir ki, onun da niteliği ve kalıcılığı tartşılır. Biz bilimsel bir eğitim yapıyoruz, bir sorumluluğumuz var. Türkiye’de ne yazık ki, ortak koruyucu bir yasa ya da meslek birliği oluşmadı. Şu anda bunun için bir çabamız var…
Sanatla terapinin tarihçesi çok mu yeni gerçekten?
Bilgin: Dünya ve Türkiye’de eskiden şifacı anneler ve şifahaneler varmış. Sadece müzikle, su sesiyle tedavi edilmeye çalışılan bu yerler… Sağlık Bakanlığı tamamlayıcı tıpla ilgili yönerge yayınladı ve müzikle terapide standart yakalamak için ama yeterli değil. 1940’lı yıllarda beri dünyada bu konuda eğitim çalışmaları yapılıyor.
Sanat terapisi ulaşılması zor bir hizmet ya da kolay olmayan bir alan gibi algılanabilir ama sanat aslında hayatımızın her yanında var. Sanatla terapi, etkileşimin kişinin hayatındaki olaylarla buluşturulması sürecidir o yüzden her sanatla terapi bu işi yapamaz. Gerçek yardım, anlamlandırmayla kişinin kendi hayatında olup bitenleri doğru buluşturması ile olacaktır, buna dikkat edilmelidir.