Saryal: Çizgi iyidir, çizgiyi izlemek lazım

Yeni yılın ilk karikatür sergisi

1973 Kuşağı döneminin karikatür temsilcilerinden Mustafa Saryal’ın çizimleri, Karikatür Atölyesi’nin duvarlarını süslüyor. Kendine has uslubu ile beğeni toplayan Saryal, Karikatür Yayınları’ndan çıkan “Hiç” adındaki albümünü de ilk kez sergiyle tanıtıyor

RÖPORTAJ / SULTAN YAVUZ – Karikatürist Mustafa Saryal’ın çizimlerinden oluşan sergi, Karikatür Atölyesi’nde izleyiciyle buluştu. Özgürlük, eşitlik, adalet gibi temalar etrafında evrensel mesajlar içeren ve kendine has uslübuyla incelikli eleştirilerini meraklılarına sunan Saryal, Karikatür Yayınları’ndan çıkan “Hiç” albümünü de bu sergiyle tanıtıyor. 24 Ocak’a kadar gezilebilecek sergi, albümde bulunan 70 karikatür arasından seçilen 25 çizimden oluşuyor. 1973 Kuşağı karikatüristleri arasında değerlendirilen Saryal, çizim ve mizahla ilgili bilgi ve düşüncelerini 24 Saat Gazetesi için anlattı.
Siz 1973 kuşağı karikatüristlerinden biri olarak biliniyorsunuz. O kuşak şu anda farklı meslekleri sürdürse de, tıpkı sizin gibibir taraftan da karikatür çizmeye devam ediyor.Sizin karikatüre başlama hikayeniz nasıl oldu?
Saryal: “Aslında 1973 kuşağı derken, o grubun içindeyim ama ben çizimlerime 1978 yılında başladım. Öğrenciliğim sırasında daha çok resimle ilgiliydim, resim tutkumdu. Daha sonra fakültede arkadaşım Mehmet Altuğ beni bir akşam Ankara Sanatseverler Derneği’ne getirdi. Sonra da Nezih Danyal,SaitMunzur gibi o kuşaktan bir sürü arkadaşımız oldu ve sergiler açtık. Karikatür hastalık gibidir, içinize bir virüs gibi girer ve bir daha çıkmaz. Ara verdiğinizi sanarsınız ama aslında vermemişsinizdir.
Ben karikatür çizmeye başlamadan önce de mizah dergileri ve gazetelerdeki çizimler ilgimi çekiyordu.Mesela dil kursuna gitmiştim, orada bizim okuduğumuz kitaplardaki çizimler meğer Quentin Blacke’in çizimleriymiş, hâlâ saklarım. Bunların yanı sıra çocukluğumda etkileyen çizer Ali Ulvi Ersoy’du. Yaşım küçük olduğu için pek anlayamıyordum ama çizime hep merakım olduğu için, nerede bir çizim görsem bakardım. Aklımda karikatür çizme fikri yoktu ama arkadaşım sayesinde girdiğim o hoş ve farklı ortam beni buna yönlendirdi.
1973 Kuşağı için, o döneme kadar yapılan çizimlere göre biraz daha muhalif ve kendini belli ettiren çizimler yaptıkları söylenir. Sizi önceki kuşaktan ayırt eden neydi?
Saryal: Bu, değerlendirenlerin yorumu, ben o kadar yetkin değilim ama şöyle bir ortamdan söz edebilirim.Karikatüre yeni başlasanız bile inanılmaz hoşgörülü bir ortam vardı. Eski çizerler, gençlere pek karışmazlardı, nasıl olsa süreç içinde gelişeceklerini bilirlerdi. Zaten çizerek gelişiyorsunuz, araştırıyorsunuz. Bugünkü gibi internet olmadığı için kitapçılara gider albüm alırdık. Herkesin farklı bir bakış açısı vardı, dolayısıyla o teknik ya da yorumdaki farklılık bundan kaynaklanıyor olabilir. Zaten herkesin farklı bir meslekte ilerlemesi de bunu gösteriyor diye düşünüyorum.
“Mizah biraz da kendinizi eleştirebilmek, kendinize gülebilmektir”
Resimden geldiğinizi belirttiniz. Bir ressamdan özellikle muhalif olması beklenmez ama işin içine karikatür girdiği zaman ‘acaba neyi eleştirecek’ diye bakılır. Peki, karikatüristin böyle bir misyonu var mıdır ya da olmalı mıdır?
Saryal: Karikatürün en çağdaştanımı, grafik mizah… Grafik dediğinizde çizgiyle mizah. Tamam çizgi işi kolay ama mizah işi biraz zor, derinlik ve birikim ister. İçinde fikir olur, espri olur belki bir eleştiri olur. Karikatürü kişinin kendi bakış açısı olarak yorumluyorum. Mizah biraz da kendinizi eleştirebilmek, kendinize gülebilmektir. Onu yaptığınız zaman dışarıya bakış açınız da daha farklılaşıyor, değişiyor.
Bir olay ya da durum karşısında sinirlendiğinizde ya da etkilendiğinizde o an da çizeceğiniz şey beliriyor mu, yoksa kumbara gibi dolup dolup birden mi çıkıyor? ‘Şunu çizeyim’ diyerek mi masanın başına oturuyorsunuz?
Saryal: Zor bir soru… Sanatın bütün dalları insanın hikayesini anlatıyor. Karikatür de bunun içinde, insana bakıyorsunuz, insanı işliyorsunuz. ‘Bu öyle olmasa da, böyle olsa’ diye düşünüyorsunuz. O sırada belki yaşadıklarınız, biriktirdikleriniz, olaylar… An içinde de olabiliyor, daha sonra da…
Genel olarak eski ya da yeni karikatürlere batığımızda, temel bir takım meselelerin dert edildiği görülür. Temel insan hakları gibi hiç konu olmaktan çıkmayan motifler… 50 yıl önceki bir karikatür hâlâ evrenselliğini koruyor. Bu bazen özgürlük bazen eşitlik bazen de adalet kavramı oluyor. Keza sizin çizimlerinnizde de aynı temaları görüyoruz.
Saryal: Sebebi şu; bu sorunların hiç birini çözmemişiz, onun için uğraşıyoruz işte. O yüzden değişmiyor. Ne yazık ki karikatür ya da eleştiriyi yanlış algılıyoruz. Oysa bana bir eleştiri yapılsa, demek ki bir yerde hatam var, bunu düzelteyim’ diye düşünürüm. Tüm bu yapılan karikatürler de biraz bunun için var.
Çizerken kendinize otosansür uyguluyor musunuz?
Saryal: Tabi ki çizerken mutlaka kritirleriniz oluyor. Mizah aynı zamanda eleştirileri son derece zarif bir şekilde yapmaktır. Öyle olduğu için de, ben çok otosansür uygulamam.
Sizin karikatürlerinizde yazılı ifadeler yer almıyor, hiç yazılı karikatür döneminiz oldu mu? İkisi arasındaki ayrımı nasıl yaparsınız?
Saryal: Çağdaş karikatürden önce Türkiye’nin karikatür geçmişinde yazılı karikatürler, fotoğrafları resimlemek şeklindeymiş. Biz tabi şanslıyız, o dönemde Türkiye’deki çok büyük ustaları izledik. Onların çizdiklerini izleme şansımız oldu. Türkiye’deki karikatür dünyayla yarışır haldeydi.
Grafik mizah tanımı gereği, çizgiyle yapılan mizahtır. Dolayısıyla anlatacağınız şeyde bir eksiklik hissetmiyorsunuz, çizgiyi yine çizgiyle toparlamak daha doğru. Ama bazen de zihninize yazı ile gelebilir. Fakat yazıyı kaldırsanız da çizgi yine kendini gösteriyor gibi gelir.
Bu bir kriter olabilir mi? Yazıyı kaldırsanız da çizimin anlamını koruması ya da kendini ifade edebilmesi?
Saryal: Doğuya has bir şey olabilir bu, bilmiyorum. Batıda bunu çok göremiyoruz ama doğuda belki de kültürden kaynaklanarak, yazıyı da kaldırsanız o çizim size yine bir şeyler anlatıyor şeklinde bir yaklaşımı vardı büyük ustalarda. Kendi adıma yazısız olmasını tercih ederim. Ancak tekniğe karışmak gibi bir durum olmaz, herkes istediği gibi ifade eder, hele günümüzdeki bilgisayar teknolojileri, önümüzde bir sürü görsel, televizyon derken çizim de bambaşka bir yere gidiyor, onun için teknik konusunda herkes özgürdür.


“Basından karikatürün çıkması pek iyi olmadı”
Türkiye’de karikatürün mevcut durumuna dair neler söylersiniz?
Saryal: Basından karikatürün çıkması pek iyi olmadı çünkü oradaki mizah insanlar için sabahları bir fikir jimnastiğiydi. O anda bir şey çakıyordu kafasında… Bence toplumsal kültür hayatı anlamında iyi olmadı. Türkiye’de çok çizervar ve çok farklı tekniklerle çiziyorlar. Yaptığınız iş hiç bir zaman kaybolmaz ya da ölmez. Siz seviyorsanız yaparsınız, insanlar da mutlaka izler. Kendiniz için çizseniz bile çizmek iyi bir şey. Çizgi iyi bir şey. Ben karamsar bakmıyorum ama kavramlar değişti, toplum ve değer yargıları değişti. Ona bağlı olarak da belki karikatüre de farklı yorumlar getirebilir ama çizmek isteyen her zaman çizer.
Karikatür çizmek size ne kazandırdı?
Saryal:Çizgiyle düşünüyorsunuz, çizgiyle bakıyorsunuz. Size bir bakış açısı kazandırıyor, olumlu etkiliyor. Mesela atölyeye çocuklar ve gençler geliyor. Farklı bir pencereden bakıyorlar, bunları görebilmek çok güzel ve ufuk açıcı…
Kadın çizerlerin az olmasını neye bağlıyorsunuz?
Saryal: Neşet Ertaş’ın bir sözü var, ‘İnsan olan kadınlardır, biz insaoğluyuz.’ Kadınlar yaratımda rolü olanlar, böyle olmaması gerekiyor. Fakat ataerkil yapı etkiliyor olabilir.
Yeni çıkan ‘Hiç’ albümünüzden bahsedebilir misiniz?
Saryal: Albüm olsun diye çizmiyordum, albüm fikri Nezih Danyel ve eşi Hülya’dan çıktı. Burada benim başlangıçtan bugüne kadarki dönemimden çizgiler var. İlk çizimim de var. Kimse birden bire karikatürist olarak doğmuyor, insanlar bunu izlesin istedim. Çizgi iyidir, çizgiyi izlemek lazım. Farklı disiplinlerle ilgilenmek ve kendini zenginleştirmek lazım.

MUSTAFA SARYAL KİMDİR?

1958 yılında Ankara’da doğdu. Tıp fakültesinde öğrenciyken,1978 yılında Ankaralı çizerlerce düzenlenen 1 Mayıs sergisine katıldı. Çeşitli karma ve yarışma sergilerinde yer aldı. Mayıs 1980’de Ankara Sanatseverler Derneği’nde kişisel bir sergi gerçekleştirdi. Çalışmaları çeşitli dergilerde yayınlandı, yayınlanmakta. Karikatür Vakfı etkinliklerinde yer almakta olan Saryal, çizgiyle düşünmenin, çizgiyle içiçe olmanın hayata bakışında çok olumlu katkısı olduğuna inanıyor

Ankara Konur 1 Sokak’ta yer alan Karikatür Atölyesi, Cumartesi günleri 9-17 yaş arasındaki çocuklara çizim atölyesi düzenliyor. Katılımı herkese açık olan atölyede yaş sınırlaması bulunmuyor.