Satrançın kalbi Ankara’da atıyor

Gökyay Vakfı’nın bu muhteşem eserleri, 412 parçadan oluşup, 6 kıtadan toplanan 103 ülkenin satranç takımları sergileniyor

Akın Gökyay’ın başkent Ankara’ya kazandırdığı “Gökyay Vakfı Satranç Müzesi” kelimenin tam anlamıyla dünyada bile eşi benzeri olmayan bir hazine özelliği taşıyor.
Hobi olarak 1975 yılında başlanan ve bugün büyük bir tutkuya dönüşen koleksiyon 585 parçaya ulaşmış. Müzede, 6 kıta 103 ülkeden toplanan satranç takımları yer alıyor.
Satranç takımı 412 parça olduğunda Guinness Rekorlar Kitabı’na başvuran Akın Gökyay bu paha biçilemez koleksiyonu ile kitaba girmeye hak kazanmış.
Akın Gökyay’ın Ankara’nın başkent oluşunun 92. yıldönümünde başkentlilere hediye ettiği Gökyay Vakfı Satranç Müzesi, yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgi odağı olurken müze, gezenleri dünya yolculuğuna çıkarıyor, satranç kurslarına, eğlenceli buluşmalara da ev sahipliği yapıyor.
Ayrıca bir kültür-sanat merkezi haline de gelmiş. Bir ömrü kaplayan tutkunun eseri olan ve başkentin müzeler bölgesi olarak da bilinen tarihi semtlerinden Hamamönü’nde yer alan Gökyay Vakfı Satranç Müzesi, Türkiye’de bir ilk, dünyada ise az sayıdaki örneklerden biri.
HAZİNE DEĞERİNDEKİ MÜZE
Halen seyahat ederek satranç takımlarını çoğaltmaya devam eden 75 yaşındaki Akın Gökyay’ın koleksiyonu değeri 4 milyon TL’ye ulaşan bir hazine niteliğinde. Ülkelere özgü madenden, taştan, ağaçtan, metalden, balık kemiğinden, mermerden, sabuntaşından, keçeden, kristalden, camdan, mermer tozu ile polyesterin karışımından yapılan döküm satrançlar, alındıkları bölgelerin kültürlerini yansıtıyor. Uçakla ya da zarar görmemeleri için daha çok gemi yolculuklarıyla Türkiye’ye getirilen satranç takımları arasında herkesin ilgisini çekecek parçalar yer alıyor.
NELER VAR NELER?
11 Eylül’den Çanakkale Zaferi’ne, Türklerin Ergenekon’dan çıkışını anlatan Kazakistan’dan alınmış satranç takımından Tanzanya, Kenya, Mozambik, Güney Afrika Cumhuriyeti gibi Afrika kıtasındaki pek çok ülkeden alınmış el yapımı ve yerel özellikleri taşıyan rengarenk satranç takımlarına, Osmanlı padişahlarının oynadığı ve aslı Topkapı Sarayı’nda sergilenen satranç takımının az sayıdaki replikasından Las Vegas’tan alınmış kumar aletlerinin minyatürlerinden oluşan satranç takımına, Harry Potter, Şirinler, Red Kit, Yüzüklerin Efendisi karakterlerinden oluşan satranç takımlarından devlet başkanlarının yer aldığı satranç takımlarına, Osmanlıların, Selçukluların zamanında yapılan savaşları konu alan satranç takımlarından Atatürk’ün tedavi gördüğü kaplıcası ile ünlü Karlsbad (Karlovy Vary)’dan alınmış koleksiyonun en büyük parçasını oluşturan satranç takımına kadar her biri ayrı bir hikaye anlatan sayısız satranç takımı müzede ziyaretçilerini bekliyor.
ÇOK ÖNEMLİ
Akın Gökyay, satranç takımlarının her birinin adeta kendisi için bir çocuk gibi olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Onlar çocuklarım gibi. Birini diğerinden ayırt etmek mümkün değil. Fakat ziyaretçilerin ilgisini çeken satrançlar var. Örneğin Çanakkale Savaşı’nı betimleyen bir takım… Bir yanda Osmanlılar ve başlarında Mustafa Kemal Paşa. Seyit Onbaşı gibi 57. Alay’ın önde gelen, tanınan simaları… Karşılarında Anzak’lar duruyor, başlarında Winston Churcill duruyor. 11 Eylül saldırılarını tasvir eden bir parça var. Bir yanda George Bush, diğer tarafta Saddam Hüseyin. Bir başkasında dünyayı ikiye bölmüşler. Bir tarafta Ruslar, diğer tarafta Amerikalılar. Amerikan takımının piyonları arasında ABD Başkanları, Rus takımının piyonları arasında da Rus devlet başmanları var. Hayvanlardan yapılmış enteresan takımlarımız mevcut.
ZAMANIN RUHUNU YAŞATAN MÜZE
Gökyay Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Akın Gökyay, dünyada geleneksel müzeciliğin yerini çağdaş anlayışla yönetilen yaşayan müzelere bıraktığını belirterek şunları söyledi:
“Bu yeni trendin güzel bir örneği olan müzemizi, iletişim kuran, eğitme ve öğretme esasını içeren, etkin, dinamik, etkileşimci, katılımcı, zamanın ruhuna uygun bir müze olarak nitelendirebiliriz. Biz müze ziyaretçisinden müze kullanıcısına doğru gelişen bir anlayışı geliştirmeye çalışıyoruz. Müzemizin muhteşem bir atmosferi var.
Sunduğumuz hizmetlerle Ankara’da müzeciliğe yeni bir soluk getiriyoruz. Burası yaşayan bir müze. Bambaşka dünyalara yolculuk etmek isteyen, sosyal buluşmalar, özel organizasyonlar düşünen herkes için renkli seçeneklerimiz var. Müze ziyaretçilerimizi müze kullanıcısı haline getirme anlayışı ile hareket ediyoruz. Müzemizi uluslararası platformda da tanıtmak ve bir dünya markası yapmak istiyoruz.”
BİRLİKTE OLMA FIRSATI
Engelli dostu bir mimariyle tasarlanan ve 1008 metrekarelik alanda kurulan müzede bir eğitim merkezi de yer alıyor. Müzede Türkiye Satranç Federasyonu’nun desteğiyle gerçekleşecek eğitim programlarının yanı sıra antrenörlük kursları da satranç meraklılarına sunulan hizmetler arasında. Satranç severler ayrıca her ay, “Büyük Ustalarla Satranç” workshopları ile bir Grand Master’la da bir araya gelme fırsatı buluyor.
EV SICAKLIĞINDA KAFE KEYFİ
‘Tarihi Ankara Evi’ mimarisiyle dikkat çeken müzede ‘Chaturanga’ adlı bir kafe de yer alıyor. İsmini Hindistan’da bulunan satrançla ilgili ilk yazılı belgelerdeki isminden alan ‘Chaturanga Cafe’ müzenin büyülü havasının yanında ev sıcaklığında bir konfor sunuyor. Taze kahve kokusu eşliğinde satranç oynamanın dışında kitap da okunabilecek bir alan olan Chaturanga’da grup toplantıları, brunch organizasyonları ve keyifli yemekli buluşmalar da gerçekleştirilebiliyor.
BABASINDAN MİRAS
Babasının cebir-geometri öğretmeni olduğunu ifade eden Akın Gökyay, satrancı çok sevdiğini ve bu tutkunun da ona babasından geçtiğini belirterek, şunları söyledi:
“Babam çok bir satranç oyuncusuydu. 1948-49’de babamın yönlendirmesiyle satranca başladım. Satranç, belli bir yaşa gelmiş, elitist insanların oynadığı bir oyun olduğundan, bir rakip bulamıyordum. Dolayısıyla o yaştaki oyuncular için bir satranç çevresi yoktu.
Günümüzde satranç gelişti, bu spora ilgi duyanların sayısı arttı. Bu gelişmede Satranç Federasyonu’nun yaptığı faaliyetlerin büyük rolü var.
İş Bankası satranca sponsor olarak çok büyük destek verdi. Okullara satranç takımları gönderiliyor. Kursların düzenlenmesine, antrenörlerin yetiştirilmesine destek veriyor.
Satranç bir oyundan daha fazlasını içeren bir spor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Sağlam kafa sağlam bedende bulunur” sözleri satranca çok uyuyor. Satranç disiplini, planlı programlı yaşamayı kazandırıyor. Dolayısıyla çocukların planlı programlı bireyler olmalarını sağlıyor. Onlara stratejik düşünmeyi, hedef saptamayı ve bu hedefe ulaşmayı öğretiyor. Ayrıca satranç vasıtasıyla analitik düşünme yeteneğini kazanıyorlar.”
NASIL OLUŞTU
Seyahatlerim sırasında değişik satranç takımları gördüm ve bunları aksesuar olarak evimin bir köşesinde bulundurmak üzere aldım. İş düşündüğümün dışına çıktı ve evde satranç koyacak yer kalmadı. Eşimin büyük desteğiyle stranç müzesi kurma fikrini hayata geçirdik. Arkasından Altındağ Belediye Başkanı Sayın Veysel Tiryaki ile tanıştık. Kendisi gelip koleksiyonumuzu gördü. Bana, “Akın Bey, sizin mutlaka bir müze açıp bunları toplumla paylaşmanız gerekir” dedi. Elbette bu az bir emek ve para işi değil. Zorlandım açıkçası ama sonuçta güzel bir eser çıktı. Dünyada 15-16 tane satranç müzesi var. Ben bunlardan 5-6 tanesini gördüm. Bu müze, gerek sahip olduğu satranç sayısı, gerek binanın işgal ettiği metrekare açısından dünyanın en büyük satranç müzelerinden biri. Enteresan bulduğumuz satrançları burada sergiliyoruz. Şu anda sergilenen 562 adet satranç var. Öte yandan, dünyada iki grup satranç var… Birisi standart müsabaka santrancı, diğeri ise tematik satrançlar. Öncelikle söylemeliyim ki, bu müze 2012’de Guiness Rekorlar Kitabı’na girdi. O nedenle benzer satrançlar yer almıyor. Reddettikleri 8-9 parça başka bir yerde duruyor.