Seviye SOS veriyor

Gerçekten temiz siyasetin ve politik ahlakın çivisi çıktı.. İnanın kimse ne yaptığının farkında bile değil..

Hakarete, neredeyse küfürleşmeye varan bir siyaset tarzını, sağduyu sahibi kim savunabilir? Oysa, siyasetçiye, topluma örnek olması gereken kişi nazarıyla bakıldığını zannederdik.. Meğer yanılmışız.

Sanki seviyeyi düşürme yarışı yaşanıyor Türkiye’de.. Hakareti bile düzeysizliğe indirmeyi marifet sayar hale geldik. Neredeyse, hakaret virajını dönenlere alkış tutulacak.

Karalama kampanyası başlatırcasına kelimeleri ve ona dayanarak yapılan siyaseti, çirkinleştirmeye kim “Evet” diyebilir? Hangi ülkede böylesine bağnaz bir politikaya geçit verilebilir?

Eskiden de siyasetçiler, birbirlerinin aleyhinde konuşurlardı ama seviyeyi düşürmemeye özen gösterirlerdi.

Peki, bugün neden bu duruma geldik? Kim veya kimler buna prim verdi?

Toplum, böyle tasvibi mümkün olmayan, yanlış bir tutum karşısında neden demokratik tepkisini ortaya koyamıyor? Sağduyudan, basiretten ve şuurdan niye eser yok?

Bu kadar mı duyarsız olduk?

İktidar ve muhalefet, bu kadar mı birbirine hasım kesildiler? Daha da ileri giderek adeta bir husumet bloğu oluşturdular.

Sormaz mısınız? Siyaseti düzeysiz bir şekilde çirkinleştiren, bir kin ve bir nefret döngüsü haline getiren bir takım kişiler mi milletin vekilleri olacaklar? Böyle bir siyaset anlayışına, nasıl bir destek verilebilir? Yerin dibine girsin böylesine seviyesiz politika.. Ülkeyi böyle bir yanlışın içine çekenler ve getirenler kına yaksınlar..

Yine de içtenlikle belki hatalarını anlarlar, özür dilerler diye umutlandığımız zamanlar oldu. İyi niyetle bir beklenti içine girme saf dilliğini gösterdiğimiz de söylenebilir. Ne var ki daha da mütecaviz alma, sanki marifet sayıldı. Daha da ileri gidilerek, tahripkâr bir didişmenin tohumlarının atılmasının müsebbibi olmakta beis görmediler.

Ülke buna ne kadar dayanabilecek? Zira sabır ölçüleri fazlasıyla aşıldı…

Peki, bütün bu olup bitenler karşısında ne zaman demokratik tepki gösterilecek?

Akıl ve basiretin egemen olduğu bir şuur toplumu olmayı ne zaman becerebileceğiz?

Eskiden siyasetçiler, tabiri caizse kanlı bıçaklı olsalar bile, birbirlerine karşı müeddep olmayı ihmal etmezler, çirkin sözler söylememeye özellikle itina gösterirlerdi.

Nadiren hakaret sınır aşılıp, yumruklaşmaya ramak kalan kavga girişimleri olduğu görülürdü ama kaba kuvvet ve güç gösterisine tevessül edilmezdi.

Olumsuzluk gösterilerine rağmen, yine de siyaset, siyaset gibi yapılırdı. Onur, şeref ve hele hele aileye dil uzatılmazdı.

Kim der ki, o günler mumla aranacak? O siyasetçiler mumla aranacak?

Meğer ne kadar doğru söylemişler, geçmiş zaman olur ki hayali cihan değermiş..