“Sihirli değneğim olsa bütün üzgün çocukları mutlu ederdim”

Oya Akın Yıldız Koleji-Portakal Çiçeği birinci sınıf öğrencisi Nil Ertüm, 23 Nisan’a ve okul hayatına ilişkin duygu ve düşüncelerini 24 Saat Gazetesi’ne anlattı. Renkler, yemekler ve dersler konusunda ayrım yapmayaran Nil, sahne gösterilerini ve kitap okumayı çok seviyor

SULTAN YAVUZ –  Nil Ertüm, Oya Akın Yıldız Koleji-Portakal Çiçeği birinci sınıf öğrencisi… İçi içine sığmayan, yetenekli ve zeki Ertüm kendisinden bahsederken, yaşıyla ilgili soruya “Babam sekiz, annem yedi yaşında olduğumu söylüyor. Kararsız kalıyorum, o yüzden yediyle sekiz arasında diyelim” şeklinde cevap veriyor.
Okulda gördüğü Türkçe, İngilizce, resim ve müzik gibi derslerin yanında bazı kulüplerin içinde de yer aldığını söyleyen Ertüm, ayırt etmeden hepsini sevdiğini ifade ediyor. En yakın arkadaşıyla birlikte şu anda müzik kulübünde olduğunu ve 23 Nisan için şarkılar öğrendiğini belirten Ertüm, 23 Nisan için öğrendiği şarkılardan birini söylüyor:
“El ele verince tralalala la,
Güneşe erince tralalala la,
Şarkılar söyleyelim, haydi çocuklar.
Yıldızlar uyansın gülüşümüzden,
Çiçekler boyansın sevincimizden,
Rengarenk bayram olsun 23 Nisan”
“23 Nisan çocukların sevdiği bir gün”
Nil Ertüm, 23 Nisan denildiğinde aklına ilk olarak kuzenleriyle oynadığı oyunların geldiğini söylüyor. Ertüm, 23 Nisan hakkında şunları söylüyor:
“23 Nisan Atamızı anmak ve çocukların sevdiği bir gün olarak geliyor bana. Atatürk çocukları çok severmiş ve çok çalışkanmış. Annesi Zübeyde Hanım ve babası Ali Rıza Bey, onun başka okullarda okumasını istiyormuş, o da birine gitmiş. Bize 23 Nisan’ı hediye ettiği için Atatürk’e çok teşekkür ederiz, onu çok seviyoruz. Biz bu vatanı hem Atatürk’e, hem de Atatürk’ün Seyit Onbaşı gibi arkadaşlarına borçluyuz.”
Ertüm, sihir yapabilme gücü olsaydı, üzgün çocukları mutlu edeceğini söylüyor. Ertüm ayrıca, “Benim kuzenlerim gibi uzakta yaşayan ve birbirini özleyen insanların yakınlaşması, daha rahat buluşabilmesi için bir sihir yapardım. Mesela İstanbul’daki ve Çorum’daki kuzenlerimle birbirimizi çok göremiyoruz. O şehirlerin arasında kısa yol yapardım, böylece daha kısa sürede gidip yanlarında daha uzun kalabilirlerdi. Akşamları vedalaşırken üzüldükleri için, gündüzleri biraz daha uzatırdım” diyor.
“Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma”
Ertüm, bazı insanların bazı hayvanlara kötü davrandığını ve yemek vermediklerini vurgulayarak, “Sen aç kalsaydın, ne olurdu? Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma” diyerek, bir hatırlatmada bulunuyor.
“Tattığı sürece tüm yemekleri sevdiğini” söyleyen Ertüm, ıspanağa bayıldığını ve karnabahar, köfte, balık, mercimek çorbası ve mantının kendisi için çok leziz olduğunu belirtiyor.
Renklerin de tümünü sevdiğini kaydeden Ertüm, şöyle konuşuyor: “Hepsinin ayrı bir güzelliği var. Mesela beyaz bulut, gökyüzündeki mavi renkleri açıklaştırır. Koltuk, minder ve halıdaki farklı mavi renkler birleşip gökyüzünü oluşturabilir. Ten rengi de güzeldir mesela, pembe de. Ya da siyah kedi…”
“Kitaplarda okuduklarım gözümde canlanıyor”
Bale ve jimnastikten sonra kendisini gelişmiş ve esnek hissettiğini ifade eden Ertüm, “Jimnastikten çıkınca annemi bile yiyebilirim, o kadar acıkıyorum” diyor. Bale yapaken, eğer bir tavşanı canlandırıyorsa tıpkı bir tavşan gibi hissettiğini belirten Ertüm, seyircilerin önünde olmayı sevdiğini ve onların önünde “ciddiyetini topladığını” söylüyor. Çok kalabalık olduğunda utanabildiğini de ekleyen Ertüm, bir de ikazda bulunuyor: “Bazıları gösterimiz sırasında tlefonlarına bakıyor, görüyorum.”
Tam bir kitap canavarı olan Ertüm, okuduğu kitap ve izlediği filmlerdeki karakterleri daha sonra canlandrıdığını dile getirerek şunları anlatıyor:
“Mesela Sindirella oynuyorum ya da bir çizgi filmde çok sevdiğim bir kahramanı canlandırmayı seviyorum. Bazen Rapunzel mi, Elena mı oynasam karasız kalıyorum. Okumak hem zihnimi geliştiriyor hem de canlandıracak daha çok ahraman oluyor. Her gece uyumadan önce kitap okuyorum, sadece cadılar biraz korkunç geliyor ama sevimli cadılar değil…”

Nil’in şiiri
Yavru panda ‘Ben bakarım’der.
Ama fil der ki, ‘Ben bakarım.’
Ve tavşan der ki, ‘Ben bakarım.’
Hepsinin içinde tavşan kazanır.
Nedeni, hart hart diye havuç yemesi.
Gözleri çok güçlü çünkü. “