Sokak hayvanlarının dostu oluşum: HAYDOK

Yarşı: Kışın, sokak hayvanlarını kapalı mekânlara almak, soğuğa karşı bağışıklıklarını düşürüyor

Hacettepe Üniversitesi Hayvan Hakları ve Doğayı Koruma Koruma Topluluğu (HAYDOK)’un resmi kuruluşu 2010 yılına dayanıyor. Hacettepe Üniversitesi kampüslerindeki sokak hayvanlarının bakımını ve beslenmesini sağlayan 200 kadar gönüllüden oluşan HAYDOK’un Başkanı Berfin Yarşı, çalışmalarını 24 Saat Gazetesi’ne anlattı. Yarşı, “Kışın bir kap yemek, bir kap su, dostlarımızın kurtarıcısı” diyor

SULTAN YAVUZ – HAYDOK (Hacettepe Üniversitesi Hayvan Hakları ve Doğayı Koruma Koruma Topluluğu), resmi olarak 2010 yılında kurulsa da, çalışmaları 2008 yılına dayanıyor. 2008 yılında kampüs yönetiminin yağtığı zehirleme sonucu ölen köpek, kedi, kuş, tilki, ceylan gibi hayvanlara duyarsız kalmayan Öğr. Gör. Melek Ayas’ın önderliğinde çalışmalara başlayan HAYDOK, kampüs hayvanlarının bakımını ve korumasını üstleniyor.
Topluluğun bir yıldır başkanlığını yürüten, Hacettepe Üniversitesi Alman Dili Edebiyatı üçüncü sınıf öğrencisi Berfin Yarşı, on yıldır kampüsteki hiçbir hayvanın bir gün bile aç kalmadığını memnuniyetle anlatıyor. Kampüsteki köpek popülasyonunun her yıl değiştiğini kaydeden Yarşı, Beytepe Kampüsü’nde 50 kadar köpek ve 150’yi aşkın kedinin bakımlarını üstlendiklerinim belirtiyor.
“Padok besleme” düzeni ile tedavi görmesi gereken ya da agresif tutumlar sergileyen hayvanlar için kullandıkları bir bölge de kullandıklarını ifade eden Yarşı, her gün 12.00-14.00 ve 17.00- 19.00 saatleri arasında, gönüllülerin yemekhaneye giderek tabldot artıklarının olduğu bölgeden yemek topladıklarını ve belirli bölgelerde besleme yaptıklarını belirten Yarşı, kedileri ise ağırlıklı olarak mama ile beslediklerini ifade ediyor. Tüm köpeklerin aşı karneleri, isimleri ve tasmaları olduğuna dikkat çeken Yarşı, köpeklerin hepsini kısırlaştırdıklarını, sürekli sayısı artan kedilerin kısırlaştırılması işlemlerine ise bu yıl ağırlık verdiklerini belirtiyor. Hacettepe bünyesindeki tüm hayvanların sorumluluğunun ve sahiplendirilmesinin kendilerinde olduğuna dikkat çeken Yarşı, acil durumlarda da HAYDOK’un arandığını söylüyor.
“Bizim amacımız sadece hayvanları korumak değil”
Sosyal medyada desteklendiklerini ifade eden Yarşı, kampüs olarak hayvanlar konusunda şanslı olduklarını ve yönetimin de, öğrencilerin de topluluklarını kabullendiklerini vurguluyor. “Bir sorun olduğunda, tüm öğrencilerin arkamızda olduğunu ve bizi desteklerini hissedebiliyoruz” diyen Yarşı, şu anki gündemlerini ve şu çarpıcı bilgiyi paylaşıyor:
“Kış geldi ve şu anki en büyük gündemimiz kütüpahne gibi kapalı ve sıcak alanlara kedi ve köpeklerin giriyor olması… HAYDOK’ta yer almayan hayvansever arkadaşlarımız ne yazık ki, bu hayvanları içeri alıyor. Biz bilgilendirme yazısı asıyor ve gördüğümüz hayvanları dışarı çıkarıyoruz.
Hayvanların içeri alınmaması gerekiyor çünkü sevgi bir yana, kış aylarında genel bağışıklıkları sıcağa alıştığında dışarıda çok fazla üşüyorlar. Bu çok sağlıksız bir durum… Mesela geçen yıl yaşadığımız bir olay var; okuldaki bir işletme Zuko adındaki köpeğimizi çok seviyordu. Ona içeride özel bir yatak yapmış, ısıtmasını da ayarlamış. Sonra kışın ortasında o işletmeyi kapattılar. Bizim köpeğimiz de sıcağa çok alıştığı için, geçen kış üç kere kliniklik oldu çünkü soğuğa dayanamıyordu. Sürekli ayılıp bayılıyordu, titremeleri oluyordu. Sevip içeri alan, kıyamayan oluyor ama bu yanlış…”
Hayvanları sevmeyen kişilerin de olduğuna dikkat çeken Yarşı, bu kişilerin sevmek zorunda olmadıklarını ancak saygı göstermeleri gerektiğini vurguluyor. Yarşı, “Bizim topluluğumuzun amacı sadece hayvanları korumak değil; kampüsteki hayvan ve insan dengesini sağlayabilmek, arada köprü olabilmek” diyor.
“Desteğe ihtiyacımız var”
Sosyal medyada desteklendiklerini ifade eden Yarşı, yaptıkları bakım işlemlerinin raporlarını aylık olarak yayınladıklarını ve insanları bilgilendirdiklerini belirtiyor. Tamamen kendi aralarında topladıkları parayla hayvanlara baktıklarını söyleyen Yarşı şöyle konuşuyor:
“Kliniklere 15 bini geçen borcumuz var, yardım olarak sadece para değil, pamuk, çivi, karton, eldiven, önlük, şırınga, plastik kelepçe, battaniyeye de ihtiyacımız var. Kampüs dışında da standlarımız oluyor, yanımıza uğramktan çekinmesinler.
Yönetimin kendilerince haklı sebeplerle iki yıldır kermes yapmamıza izin vermemesi bizi zorluyor ne yazık ki… Ama en fazla hayvan besleyen kampüs olarak bize saygı duyulması da iyi bir şey. Mesela okula yeni gelen ve topluluğa katılan bir öğrenci, bir anda kendini tavuk ayıklarken bulabiliyor. Sayımız her geçen gün artıyor.”
Egoyu kullanarak semt semt gezen köpek Tomris
İyi ve kötü pek çok anı biriktirdiklerini kaydeden Yarşı, bir köpeklerinin okuldaki ihmal nedeniyle öldüğünü üzülerek anlatıyor. Okuldaki elektrik direğini tamir ederken, panonun açık bırakılması sonucunda, Çavuş isimli köpeğin çarpılıp öldüğünü belirten Yarşı, “C Blok Olayı” ile sosyal medyada da yankı bulan bir olayı da paylaşıyor. İki öğrencinin, okulun beşinci katından iki kediyi aşağı atarak, birinin ölmesine neden olduğunu söyleyen Yarşı, bu olaydan sonra okulun desteğini aldıklarını vurguluyor.
Yarşın, pek çok güzel anılar biriktirdiklerini de şu sözlerle anlatıyor:
“Köpeklerle aramızda muhteşem bir bağ var. Güçlü adından kapalı alanda tutuğumuz korkak bir köpeğimiz var mesela. Bebekken sürü dayağı yediği için içine kapanan Güçlü ile birkaç gönüllümüz arasındaki ilişki çok güzel. Bir kere adını söylemeleri, koşarak gelmesine yetiyor.
Tomris ise egoyu kullanarak yolculuk eden köpeğimiz. Geçen yıl kampüse gelen Sheldon isimli bir köpeğimiz, Tomirs’ten otobüse binmeyi öğrenmiş ama yanlış otobüse binerek Etimesgut’a gitmiş. Onu gören bir öğrenci, fotoğrafını çekerek bize haber verdi. Bir an kendimizi, ‘Köpeğimiz yanlış otobüse binmiş, gören olursa’ diye ilan verirken bulduk. ‘Köpeğiniz Mamak’ta otobüs durağında uyuyor’ diye söyleyen de oldu.”
Köpekten korkanlara çare oluyorlar
Yarşı, köpekten korktuğunu söyleyerek topluluğa giren bazı üyelerin altı ay sonunda köpek kavgalarını ayıran pozisyonuna girdiğini gülerek anlatıyor. Kendilerine ulaşarak kedi ya da köpekten korktuğunu söyleyen kişilere bu korkuyu yenmeleri için günlerce uğraştıklarını da belirten Yarşı, “Asıl amacımız bir köprü kurmak” diyor.
Köpek fobisinin genelde geçmişe dayalı bir travmadan kaynaklandığını ya da kimi ailelerin çocuklarına küçükken, sokak köpeklerine karşı korku ya da tiksinme aşıladıklarını söyleyen Yarşı, “Çocuğuna hayvan sevgisi aşılayan ailelerin çocukları hayvanları seviyor” diyor. Yarşı köpeklerden korkanlar için şunları tavsiye ediyor:
“İnternette pek çok videolu seminerler var. Köpeğin duygu durumunu anlamak çok rahatlatan bir şey gerçekten. Ben tanıdığım köpeklerse, sürü kavgasını ayırabilrim ama insanlık hâli, tanımadığın köpekten korkabilirsin. Anlayamadığım durum olursa, yolumu değiştirdiğim benim de oluyor. Ancak kuyruğu dik olarak sallanıyorsa o köpek size zarar vermez. Kuyruğunu sıkıştırmışsa, kulakları aşağıdaysa kokrak ve tedirgindir; ısırma durumu olabilir. Köpek davranışları çok kolay öğrenilebilir ve buna göre bir tavır gösterilebilir.”
“Sakın kemik vermeyin!”
Yaz ve kış demeden her mevsim sokak hayvanları için bir kap yemek ve bir kap su bırakılmasını tavsiye eden Yarşın, kediler için kuru mamanın çok ucuza da temin edilerek uzun süre gittiğini belirtiyor. Köpekler için makarna da verilebileceğini kaydeden Yarşın, beslenme konusunda önemli bir uyarıda bulunarak şunları anlatıyor:
“Sakın kemik vermeyin! Kemik, özellikle de tavuk kemiği hayvanlar için çok zararlı çünkü dik bir şekilde boğazda kalabiliyor ya da yemek borusunu yırtabiliyor. Geçen gün bu nedenle bir köpeğimizi kliniğe götürdük.
Kışın hayvanlar için karton koyabilirsiniz. Bir karton ve battaniye de kedilere yeter, köpekler için de daha büyük karton iş görür.
“Her sokak hayvanı sahiplenilmeye uygun değil”
Yarşın, Avrupa’da sahipsiz hayvan olmama sebebinin, söz konusu hayvanların devlet politikasınca uyutulmasından kaynaklandığına dikkat çekerek, Türkiye’de uygulanmaya çalışılan “Kısırlaştır ve sal” politikasının daha insancıl olduğunu söylüyor.
Her sokak hayvanının sahiplenilmeye uygun olmadığını kaydeden BerfinYarşı, bu konuda da şunları dile getiriyor:
“Mesela Gülistan isimli bir kedimiz var, sahiplenmek istediler ama kabul etmedik. Çünkü yıllardır sokakta yaşıyor ve mutlu, evi burası olmuş, sıcak bir yuva onu mutlu etmeyecek. Casper isimli bir köpeğimizi sahiplendridik çünkü dışarıda yaşamaya uygun bir karaktere sahip değildi. Hayvanına göre değişir yani… Sevimli diye alanlar bir kez daha düşünmeli, engelli ya da yaşlı hayvanların sıcak yuvaya daha fazla ihtiyaçları var.
Biz dünyayı sokaktaki hayvanlarla paylaşmalıyız. Sadece bir arada değil, mantıklı da hareket ederek. Mesela ciddi sağlık sorunu olan bir hayvanı uyutmak da gerekebilir. Eğer yaşarken sürekli acı çekecekse uyutma mantıklılığına da sahip olabilmeliyiz.”
HAYDOK’u, Facebook ve Instagram hesapları üzerinden takip edebilirsiniz.