Son kahrımız Corona

Mehmet Necati GÜNGÖR

Kahrımız çok da; sonuncusundan başlayalım: Corona virüsü Türkiye’mize de sıçramış bulunuyor.
Şimdiye kadar 6 vaka tespit edilmiş ama vakaların hangi şehirlerden olduğunu bilmiyoruz.
Sosyal medyaya çeşitli tevatürler düşüyor.
Roche firmasının aşıyı bulduğundan tutunuz, Belçika’da bir Üniversite’nin yine aşıyı bulduğuna dair haberler var.
Doğru ise çok iyi.
Bundan önce yaşadığımız kahırlar da var: İdlib’teki şehitlerimiz, heyetimizin Rusya seyahatinde olup bitenler.
Rusya Devlet Başkanı Putin’in yaptığı nezaketsizliği unutmamız mümkün değil.
Heyetimizi hem kapıda bekletiyor, hem de bekletilme saniyelerini bildiren bir sayaç da ekleterek, başta Rus medyası olmak üzere medya organlarına servis ettiriyor.
Ya şu el işaretiyle heyetimizi yanına çağırmasına ne demeli!
O parmak işaretiyle biz başkalarını çağırırız. Putin’in yaptığı ise büyük nezaketsizlik.
Adeta: “Gelin bakiyim, elinizi sıkacağım” türünden bir çağrı gibi algılandı.
Diplomatik teamüllere son derece aykırı bir vaziyet.
Doğrusu, bu durumu içimize sindiremedik.
Corona virüsü dünyada her şeyi sil baştan değiştirecek gibi görünüyor.
Bize düşen ise, her adımda tedbirli olmak, hijyen kurallarına dikkat etmektir.
İran, Cuma namazlarını iptal etmiş gibi görünüyor. En azından salgın bitinceye kadar.
Bizde ise camiler lebalep dolu.
Diyanet İşleri Başkanı cemaata “kalabalık yerlerde bulunmayın” diyor ama, herkes camide omuz omuza. Aralarında mesafe yok.
Ayrıca, umreden dönen vatandaşların durumu tedirginlik yaratmış bulunuyor.
Yurtlar boşaltılmış, umreci 20 bin kişi yurtlarda karantina altına alınacakmış.
Bu arada süreci çok iyi yöneten Sağlık Bakanını tebrik etmek lâzım.
İnşallah, bundan sonra alınacak tedbirler de aynı ciddiyette devam eder.
Diyanet, Cuma namazı yerine evlerde öğle namazının da kılınabileceğini açıkladı ama, bunu halka anlatmak zor.
Camiler açık kaldığı, selalar okunduğu müddetçe Cuma namazlarında camiler boş kalmayacaktır.
Şehitler tepesi boş kalsın mı, kalmasın mı tartışmasına ise hiç girmeyelim.
Arif Nihat Asya’nın “Bir Bayrak Rüzgâr bekliyor” şiirinde geçer o cümle.
Şiir, “şehitler tepesi boş değil” cümlesiyle başlıyor.
Boş almayan bir mevkiye, yeni şehitler konulması söylemi hoş karşılanmadı.
Allah bizi virüsten, askerimizi ve polisimizi düşman saldırılarından korusun.