Spor arenasında gezinti

Güray SOYSAL 

YERLİLERE CEZA YOK

Dikkat ettiniz mi, Galatasaray-Fenerbahçe maçındaki olaylar nedeniyle 5 futbolcu ağır cezalara çarptırıldı.
Esasında cezalar, olayın büyüklüğü nedeniyle çok az bile kalmış, ama neyse…
Bu olayda Donk 6, Ndiaye 5, Rodriges 3, Jailson 8, Soldado 6 maç alırken, bir yer futbolcunun dahi cezadan uzak kalması takdire şayandır.
Yerlilerden teknik adam olarak Fatih Terim 7, Hasan Şaş ise 8 maç cezasına uğrarken, yabancı futbolcular 43 maç, 260 bin lira cezaya almaların az buldum.
Bu işten sıyıran ise olayların göbeğinde bulunan Belhanda’nın tereyağdan kıl çekercesine kenardan tutulması alınan kararın eksikliğini ortaya koyuyor.

ŞEZLONG YAZARLARI

Bu tabir bugüne ait değil, yıllar öncesi Deniz Gökçe söylemişti. Yıllar içinde çok tepkiler oldu, ancak bugüne baktığımızda alıştık bu tür yazarlara.
Bu gerçeğin büyük kısmına katılırım.
Zira…
Maçlara gitmeyerek evinin veya çalıştığı büronun bulunduğu yerde televizyonun karşısına geçip, yorum yapanların spor yazarlığını ne durumlara soktuklarını hep birlikte görüyoruz.
Bu çarpıklığın tek sorumlusu, patronlara karşı bulunduğu yeri korumak için her türlü yalakalığı yapan sorumluların olduğu bugün iyice gün ışığına çıkmış durumda.
Mensubu olmaktan gurur duyduğum TSYD’de günler öncesi akreditasyon yapanların, görevlerinin başında değil de, şezlonglarına uzanıp, yorum yaptıkları artık herkes tarafından biliniyor ve görülüyor.
Sonra…
Gazetecilerdeki işsizliğin ve ekranların kapanmasının altındaki sebepleri başka yerlerde aramamızın sebepleri iyice su yüzüne çıktığı şu günlerde, kabahatin bizler, patronlar ve spor müdürlerinde olduğunu bir kez öğrenmiş olduk.

SPORLA DA İÇ İÇEYİZ

2000’e yakın meslektaşımızın mihenk noktası Gazeteciler Cemiyeti lokalinine her fikirden insan gelip, gider.
Bunlar siyasetçi, işadamı, gazeteci ve halktan kişilerde olabilir.
Geçenlerde, 1’nci Ligin Lideri Gençlerbirliği’nin üç silahşörü Selçuk Şahin, Nobre ve Ahmet İlhan ile eski millitvekili Aylin Nazlıka geçtiğimiz hafta Cemiyetimizde konuğumuz oldular.
Meslektaşlarımızın da katılımı ile unutulmayacak bir anı hep birlikte yaşadık.

KAYINPEDERLİĞE ADIM

Kick Boks Federasyonu Salim Kayıcı, her şeyi ile bu sporun kalkınması için didinip durur.
Tek amacı var, bu sporun en kısa zamanda Olimpik olması…
Türkiye’de lisanslı sporcularının çokluğu ile ön planda bulunan bu spor dalımızın patronu, geçenlerde avukat oğlunu evlendirdi.
Kübra Yetkinşekerci ile dünya evine giren Kaan Kayıcı, evlenir evlenmez, soluğu yurt dışında buldu.
Bu nikahta dostlarını biraraya getiren Kayıcı ve Yetkinşekerci ailelerinin mutluluğu görülecek cinstendi.
Ne diyelim…
Başarıdan başarıya koşan Başkan Kayıcı ile muhterem eşi Fazıla hanım ile birlikte, avukat kızımız Kübra Yetkinşerci ve avukat oğlumuz Kaan Kayıcı ile ailelerini kutlarım.
Allah onları bir yastıkta kocatsın.

KARA KEMAL’İN GÜCÜ

Başkentin kırmızı siyahlı ekibi Gençlerbirliği, performansı ile tüm Ankaralılar’ın göğsünü kabartıyor.
Camia birlik olmuş durumda ve büyük desteği ile takımı Süper Lig’e çıkarabilmek için tüm gücüyle çalışıyor.
Ben de bunu gönülden destekliyor ve bir de haber vermek istiyorum…
1960’lı yıllarda Gençlerbirliği’nin formasını giyen dönemin ünlü oyuncusu “Kara Kemal” lakaplı Kemal Aydın, şu anda Ufuk Hastanesi’nde tedavi görüyor.
Şeker hastalığı nedeniyle yaklaşık bir aydır tedavisi süren Kemal Aydın’ın ayak parmaklarının kesildiğini üzülerek öğrendim.
Ancak, Kemal Ağabey güçlü adamdır… Kemal Ağabey haydi kalk ayağa Gençlerbirliği’nin şampiyonluk sevincini yaşamaya hep birlikte gidelim.

TEKVANDO DEMEK, İSMET IRAZ DEMEKTİR

OTOMOBİLLERİN ALTINDAKİ BAŞARI

Hiç unutmam, Tekvando Federasyonu’nun özerliği için nasıl didinmişti.
Hem cebinden para harcadı, hem de tekvandonun ülke çapında tanınması için çırpınıp durdu.
Ankara’da dünyaya gelen 81 yaşındaki İsmet Iraz, hayatı boyunca bilhassa tekvando sporu için didinip durmuştu.
Böbrek ve solunum yetmezliği nedeniyle 15 Aralık 2017 günü hayata gözlerini yummuştu.
Şimdi, Karşıyaka mezarlığındaki ebedi evinde yatıyor.
Bugüne kadar yüzlerce sporcunun yetişmesinde ve eğitimlerinde hep ön planda yer aldı.
Vefatından bir yıl sonra yine kabrinin başında olup, sevgili hocamızı bir kez daha anıp, onun sporumuza verdiği büyük katkıları hatırlayacağız.
Son söz olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
“Tekvando demek, İsmet Iraz demektir”