Sporun güzel ve görülmeyen yüzleri

Güray SOYSAL

ASKERLERİN YÖNETTİĞİ SPORUMUZ

Bir dönem Türk Sporu, genelde askerlerin hakimiyeti altındaydı.
”Kadroda kimler vardı” derseniz hemen isimleri sıralayayım…
İsmail Hakkı Güngör: (Kurmay Albay- Bakanlık Müsteşarı), Abdullah Kökpınar: (Albay-Atletizm Federasyonu Başkanı-Beden Terbiyesi Genel Müdür Yardımcısı), Nuri Turan: (Albay-Boks ve Atletizm Federasyonu Başkanı), Yücel Seçkiner: (Albay-Gençlik ve Spor Bakanı, Beden Terbiyesi Genel Müdürü, Atletizm, ve Güreş Federasyonu Başkanı), İbrahim Onuk: (Albay-Futbol Federasyonu Genel Sekreteri), Ömer Lütfü Gültekin: (Albay- Atletizm Federasyonu Başkanı), Tahsin Albayrak (Binbaşı-Güreş ve Cimnastik Federasyonu Başkanı), Cihat Uskan:(Albay-Tekvando Federasyonu Başkanı)
Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Elbette unuttuklarım var, ancak o isimlerin de sporumuza verdikleri emek çoktu.
Bugün ise…
Mevcut yöneticilerin imkanlar çok olmasına karşılık, başarıda o asker eskilerinin yanına bile yanaşamıyorlar.

EMNİYETİN VE SPORUN BÜYÜK KAYBI / BİR KOÇ DAHA GİTTİ

Onunla dostluğumuz 40 yıla yakın.
Ankara Emniyetinde çalışırken, babadan gelme judo sevgisini bizlere aşılamıştı.
İki konuyu çok severdi:
Emniyette çalışmak ve judo sporu vaz geçilmeziydi.
Bir dönem çok sevdiği Judo Federasyonu Başkanlığı da yaptı. Afyon ve Antalya Emniyet Müdürlüğü makamında bulunduktan sonra meslektaşı Nurdan hanım ile köşesine çekilmişti.
Evet, Koç gibi bir dost olan, Natık Canca’yı da kaybettik.
Antalya Muratpaşa’daki camiinde kılınan namazı müteakip Yeşilbayır mezarlığında toprağa verildi.
Çok iyi bir insan ve sporseverdi. Yani adam gibi adamdı.
Nurlar içinde yatsın.

ESKİDEN TERSİ OLURDU

Gençlerbirliği bir dönem centilmenliği hiç elinden bırakmazdı. Rahmetli İlhan Cavcav, Futbolcularla yaptığı toplantıda “centilmenliği” hep ön plana çıkarırdı.
Şimdilerde ise iş tersine döndü.
Süper Lig’in ilk yarısında, Gençlerbirliği 6 kez kırmızı kart cezası alarak, bu konuda en önde bulundu. Bu sezonda öne çıkan unvan sadece Gençlerbirliği’ne ait değil.
Ankaragücü’ne ise 4 kırmızı, 40 sarı kart çıktı.Anlaşılan Başkent takımları bu konuda birbirleriyle yarışıp, ön plana çıkmanın çirkinliği içinde olacaklar.

SAĞOLASIN DAĞLARIN ARSLANI

Kolay değil, dağ koşusunda 7 kez Avrupa Şampiyonluğunu kazanmak.Bunu gerçekleştiren ve bizlere armağan eden Ahmet Arslan, artık kenara çekileceğini, açıkladı.Birçok hayalini gerçekleştirdiğini dile getiren Red Bull sporcusu Ahmet Arslan “Artık vakit yeni hedeflere, yeni ümitlere yönelme vakti” ifadelerini kullandı.
Bizde sporumuzun Arslan’ı Ahmet Arslan’a teşekkür borcumuzu böyle sunuyoruz..

Unutulmayanlar / NİDA ÜSTÜNDAĞ

21 Ekim 1996 yılında Ankara’da dünyaya gelen yüzücü kızımız, girdiği her yarışta başarısı ile dikkat çekti.Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonasında Tüğrkiye rekortunu eline geçiren Nida ÜstündağAnkara Ünivbesitesindeki sporculuk kimliğini Galatasaray’a taşıdı.Rio Olimpiyatında 200 metre kelebekte 2.10.23’lük dereecesiyle B barajına geçti. Haftada 28 saat yüzerek müsabakalara hazırlnan yüzücü kızımız Başkent Üniversitesi Psikoloji bölümünde eğitimini sürdürüyor.

TÜRK GÜREŞİNİN BABASIYDI

Yaşamı boyunca hep güreşçilere yardım etmek için çalıştı.
Evine ekmek götürmekten, ancak işsiz ve aç kalanlara İsmetpaşa semtindeki evinin kapısını ardına kadar açardı.
Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonu merhum mili güreşçi Yaşar Doğu’dan bahsediyorum
Birer olimpiyat ve dünya ile üç Avrupa şampiyonluğu bulunan Yaşar Doğu, ay-yıldızlı mayoyla yaptığı 47 güreşin yalnızca birini kaybederken, galip geldiği 46 karşılaşmanın 33’ünü tuşla kazandı.
“Türk güreşinin babası” olarak da anılan merhum milli sporcu Yaşar Doğu, 1913 yılında Samsun’un Kavak ilçesine bağlı Karlı köyünde doğdu.
Köy köy dolaşıp yetenekli gençleri keşfeden Yaşar Doğu, öğrencileri için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı. Örnek bir karaktere sahip olan Doğu, sırtında odun çuvallarını taşıyıp sobayı yakarak öğrencilerinin üşümemesini sağladı. Minderlerin söküğünü diken, öğrencilerine iş de bulan Doğu, karşılık beklemeden yaptıklarıyla “Türk güreşinin babası” adıyla bugün bile anılıyor. Takımıyla İsveç’te bulunduğu sırada kalp krizi geçiren Doğu, doktorların “dinlen” tavsiyesine rağmen yurda döndükten sonra genç güreşçiler yetiştirmeye devam etti ve sonuçta 8 Ocak 1961’de hayata veda etti.
Şimdi, doğduğu Kavak ilçesinin Karlı köyündeki evi müze halile döndürüldü.
Ve Türk güreşinin babası, ülkenin her yerinde olduğu gibi Karlı köyünde de anılıyor.
Nur içinde yatsın….

DOĞRU SÖZE NE DENİR?

Çocukları ve ailesini üzerine yemin eden insanlardan uzak durun.