Tasavvufun incileri Esin Derin’in takıları

Esin Derin, uzun yıllar çalıştığı otelcilik sektöründen sonra aradığı mutluluğu takı tasarımında bulmuş. Paris’te terzilik eğitimi alan dedesi, ailesinde yer alan çok sayıdaki stilist ve modelist, Derin’in hafızasında daha çok küçük yaşlardan itibaren yer etmiş. Klasik tarzdaki takılarını tasarlarken tasavvuftan etkilendiğini söyleyen Derin, müzelerdeki koleksiyonlardan da çok etkilendiğini belirtiyor

RÖPORTAJ / SULTAN YAVUZ (ANKARA) – Turizmci bir ailenin kızı olarak 1976 yılında Ankara’da doğan Esin Derin, ailesinin Tekirdağ’a taşınması nedeniyle orada büyümüş. İlkokulu bitirdikten sonra ailesiyle birlikte tekrar Ankara’ya dönen Derin’i hayatında en fazla etkileyen isimlerden birisi dedesi olmuş. Paris’te terzilik eğitimi alan dedesi ve onun yurtdışından getirdiği dergiler, Derin’i çok etkilemiş. Annesinin ve teyzesinin çok süslü olduklarını kaydeden Derin, moda sektöründe pek çok akrabası olduğunu ve çocukluğunda boncuklarla, kumaş parçalarıyla ve iplerle haşır neşir olduğunu anlatıyor. El yatkınlığı o zamandan gelişen Derin, Bahçelievler Deneme Lisesi’ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi’nde turizm ve otelcilik bölümünü bitirmiş. Uzun yıllar turizm sektöründe çalışan Derin, hiyerarşiden sıkıldığını ve işinden artık keyif alamadığını anlayınca, kendi işini yapmaya karar vermiş. Organizasyon işinde olan Derin, 2010 yılından beri kendi tasarladığı takıları yapıyor.
Daha yolun başında olduğunu kaydeden Derin’i, bu anlamda yüreklendiren isim ise modacı Barbaros Şansal olmuş. Şansal’ın yakın dostu olduğunu söyleyen Derin, şunları söylüyor, “Babaros Şansal’ı çok severim ve yıllardır takip ederim. Defileleri için üşenmeyip İstanbul’a gittiğim, entelektüel ve beni bu konuda yüreklendiren kişidir. 2009 yılında, ona bu fikrimi anlattığımda, ‘Esinciğim kesinlikle yapmalısın’ demişti. Ankara’da bir seminerine gitmiştim ve ona özel yaptığım kahverengi, ekoseli, simli bir şalı ona hediye etmiştim. Çok sevmişti ve bu benim için çok özel bir adım olmuştu. Kendi üretimimi ilk takan ünlü oydu, hatta Bodrum’da küçük, amatör bir sergi hazırladığımda da gelip bana destek vermişti.
Çocukluğumdan beri el yatkınlığım vardı ama işin teorik kısmını da öğrenmek için Olgunlaşma Enstitüsü’ne gittim. Orada altı aylık bir kurs gördüm ve orayı seçmemin en büyük nedeni, bu konularda Türkiye’nin kalbi olduğunu düşünmem. Tarihçesi de beni çok etkiliyor…”
“Malzemeleri karıştırırken pat diye aklıma geliyor”
Derin, takı konusunda modayı takip etmediğini ve daha çok klasik takılar tasarladığını kaydediyor. Malzemleri arasında yer alan inci ise onun vazgeçilmezi… Derin bu konuya dair şunları söylüyor,
“Annem ve teyzemin renkli, süslü halleri beni çok etkiliyordu. Ben de en çok klasik tarz çalışıyorum. Bu yıl inci serisi yaptım çünkü inci hiçbir zaman ölmez, modası geçmez. İlk insandan günümüze kadar inci kullanılmış ve her bütçeye hitap eden inciler var. Dedemden kalan 1960’lı ve 1970’li yılların dergilerini çok karıştırır ve ilham alırım. Müzelerdeki koleksiyonlardan da çok etkileniyorum. O yıllarda yapılanları görünce, ‘Ben bir şey yapmamışım ki’ diyorum. Bir de geceleri malzemeleri karıştırırken pat diye aklıma bir tasarım geliyor. ‘Houte coutre’ olduğu için aynısından en fazla iki tane yaparım. Eğer çok ayrıntılı bir takı ise Demetevler’de bulunan bir atölyedeki arkadaşlar ile çalışıyorum ama ilk modeli, önce kendi evimde çizip uyguluyorum. Online satışın yanı sıra, iki yıldır dernek ve kadın gruplarında da sunum yapıyorum ve takıların yardım amaçlı alınması beni mutlu ediyor.”
Takılarının 25 yaştan itibaren her yaş grubuna hitap ettiğini söyleyen Derin, “Üniversiteli kızlar da alabiliyor ama ben çok genç gruba hitap etmez diye düşünüyorum” diyor.
“Kadınlar kesinlikle aksesuar kullanmalı”
Coco Chanel’den etkilendiğini kaydeden Derin, modada şıklığı yakalayabilmek için kadınların kesinlikle aksesuar kullanması gerektiğini vurguluyor. Derin, “Ufacık da olsa, takı kesinlikle çok fark ediyor. Bir küpe ya da minicik bir kolye, gündüz giydiğiniz kıyafeti akşam için bir abiye haline getirebiliyor ya da tamamen şıklaştırabiliyoruz. Kişinin tarzını takıdan anlayabiliyorsunuz. Feminen mi, bohem mi, belli oluyor” diye ifade ediyor.
Türkiye’de son yıllarda takıcılık sektörünün geliştiğine dikkat çeken Derin, özellikle belediyelerde açılan kursların öneminden bahsediyor. Derin bu konuya dair, “Daha önceleri kadınlar el yordamıyla takılar yapıyordu. Ve bu anlamda belediyelere teşekkür etmek gerekiyor, kurslar çok önemli. Yaygınlaşması da iyi çünkü bu sayede, belki beğendiği takıyı alamayan bir kadın, kendi takısını yapabiliyor. Özellikle Ankara’da, Suluhan’da oldukça uygun fiyata malzeme de bulunabiliyor” diyor.
Tasavvufla ilgilendiğini belirten Derin, oradaki malzemeleri takılarına da yansıttığını ve özellikle “Fatma Ana’nın eli”ni sıkça kullandığını kaydediyor. Camdan, boncuktan ya da kumaştan kendisinin yaptığı bu figürün her koleksiyonunda olduğunu söyleyen Derin, şöyle konuşuyor, “Pullarla yorumladığım cevşenlerim de var. Tamamen krsital boncuklarla bambaşka bir şeye dönüştü. Tasavvufi objeleri yorumlamak hoşuma gidiyor, boncuklar ve püsküller ise vazgeçilmez malzemelerim arasında yer alıyor”
Bir incisever olduğunu söyleyen Esin Derin, kadınlara bir de tavsiyede bulunuyor, “Bence 25 yaşını aşmış her kadının takı koleksiyonu içinde mutlaka inci de olmalı. Çok pahalı olmasına gerek yok, 60 liradan başlayan gerçek inciler var. İnci çok farklı bir hava katıyor, hem zarif hem de denizde yapılandığı için, sanki okyanusun derinliğini, uzaklığını onu kullanan her insana getiriyor ve enerjisiyle sarıyor diye düşünüyorum.”
Esin Derin’in instagram hesabı: esinden_creative_