Termal mağdurunun gözü, TBMM’de

Jeotermal ve termal devremülk mağdurları, mağduriyetlerinin giderilmesini, tüketicinin mağdur olmayacağı, devremülklerin ve jeotermallerin gereği gibi yapılıp, işletilmelerini sağlayacak kanuni düzenleme istiyor

Birgül Uzun/Ankara – Yıllardır mücadele veren devremülk mağdurları, yaşadıkları sorunların son bulması için yetkililerden yardım bekliyor.
Türkiye’de 650-700 bin, aileleri ile birlikte 2 milyona yakın termal mağduru bulunuyor. Mevcut yasalar, mağdurları korumada yetersiz. Mağdurlar, dernekler ve dernekler bazında platform oluşturarak seslerini yetkililere duyurmaya çalışıyor. Ancak tüm hak arama mücadelesinde karşılarında siyasetle iç içe geçmiş güçlü bir yapıyla karşılaşıyorlar.
Dernek yöneticileri, termal sahipleri tarafında kendinin ve mağdurların haklarını aradıkları için baskıya maruz kaldıklarını, haklarında dava açıldığını, ölümle, aileleriyle tehdit edildiklerini bildiriyorlar. Dernek olarak mağdurların haklarını aramak için açtıkları davalarda termal sahiplerinin hâkim değiştirerek mahkemelere müdahil olduklarını, hâkim ve avukatların tehdit edildiğini dile getiriyorlar.
Yıllardır süren mağduriyetlere rağmen ilk kez Ocak 2019’da TBMM’de alt komisyon kuruldu. TBMM’de yaklaşık üç ay önce ikinci kez dernek yöneticilerinin de katılımıyla toplanan Devre Mülk ve Devre Tatil Sektöründe Yaşanan Mağduriyetleri Araştırma Komisyonu, devremülk mağdurlarına çözüm arayacak. Ancak çalışma salgın nedeniyle sekteye uğramış durumda. 2 milyon mağdurun gözü kulağı bu çalışmadan çıkacak sonuçta.
“Gücümüz, maddi durumumuz yok” diyen devremülk mağdurları “Kefen paramızı, son kuruşumuza kadar devremülk vurguncuları çaldı” diyor.
Tapu verilip belgelere ulaşıldığında satılan mülkün kuru dört duvar olduğu, diğer tüm tesislerin yapımcı şirket veya gizli ortağı firmaların mülkünde olduğu ortaya çıkıyor. Tesislerinden memnun olmayan devreciler aranarak başka tesislere yönlendirilmesi konusunda reklam yapılarak yeni hayali satışlar yapılarak mağduriyetler katlanıyor.
Tüm termal tesislerde satış sözleşmeleri, satış vaadi şeklinde ve noterden yapılmayan ve hiçbir geçerliliği olmayan sözleşmelerle yapılıyor. Yok hükmünde sözleşmelerle, her kese ve her vadeye göre taksitlendirmeyle aynı mekânın birden fazla kişiye satılması mümkün.
Yasa gereği 15 günden süresi az olmaması gereken devre mülkler müşterek tapu uydurmasıyla haftalık, 3 günlük vb. her keseye uygun hale getirilen satışlarla devre mülklerdeki temsil hakkı normalde 24 kişi olması gerekirken bu şekildeki, satışlarla 50 kişinin bile üstüne çıkabiliyor.
Yasal olarak geçersiz olan sözleşmelerle, birbirinden habersiz bir mekân aynı tarihlerde birden çok kimseye mükerrer olarak satışı yapılıyor. Parasını ödeyen ama tapusu verilmeyen veya başkalarına mükerrer satış yapılarak mülksüzleşen mağdurlar bulunuyor.
Senetlerde devre mülk karşılığı verildiği şerhi bulunmaması nedeniyle icra dairelerine açılan davalar kaybediliyor. Aynı devre için iki defa ödeme yapan ama yine de tapusu olmayan on binlerce aileden söz ediliyor.
Konu ile ilgili ilgili ve yetkililerle konuştuk.
TBM Başkanı Avukat Güllü:
Tüketici Başvuru Merkezi (TBM) Genel Başkanı Avukat İbrahim Güllü, şu değerlendirmede bulunarak gereken düzenlemelere dikkat çekti:
“Firmaların kapatılması ya da isim değiştirmesi sebebiyle tüketicinin paralarını alamaması yüzünden mağduriyet her geçen gün atmaktadır. Firmalar, para iadesi yapmamak için kasalarını boşaltıyor, adını değiştiriyor, başka bir isimle devam ediyor. Bir süre sonra bu ismi de değiştiriyor. Bu durumda tüketici parasını tahsil edemiyor. Firmalar kanuni boşluklardan yararlanmakta. Kötü niyetli satıcıların bu hileleri engellenmeli ve tüketicinin bu mağduriyetinin önüne geçilmelidir. Kesin çözüm için mahkemelerin şirketler arasındaki bağı tespit edip, bunlara ayrı tüzel kişiler gibi davranmayıp hepsini bir kefede değerlendirmesi lazım.”
Avukat Burak Çoğalan, “Bütün bu hukuk konularının ortak noktası, termal tesislerin yarım-eksik bırakılması, tamamlanmaması, yönetiminin doğru idare edilememiş olması, üyelere doğru ve düzgün bilgi aktarımının yapılamaması gibi çeşitli nedenler sıralanmaktadır” dedi.
Çoğalan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Belediyenin, Çevre ve Şehircilik, Sağlık ve Kültür bakanlıklarının, devremülkler bazında kapsadığı konular var. Hepsi kendi alanına bakıyor. Söz konusu devremülk olunca kat mülkiyeti kanunu üzerinden kurulu otelcilik mahiyetinde olduğu için, Kültür Bakanlığı ‘kat mülkiyeti’ diyor denetlemiyor, belediye ‘devremülk’ diyor denetlemiyor, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ‘otel’ diyor denetlemiyor ve hepsi topu birbirine atıyor.”
Termal Mağdurları Platformu dönem sözcüsü Sema Yıldız’ın konuya ilişkin açıklaması ise şöyle:
“Türkiye’de son dönemde gündeme oturan Çiftlik Bank mağdurları gibi bir de devre mülk mağdurları vardır. Kimi dişinden tırnağından ayırdığı parayı, kimi tazminatını, kimi zor günler için ayırdığı parayı, kimi çocuklarının ihtiyaçlarından kısıtlayarak yatırdığı para ile devremülklerden hisse almışlardır. Ankara’da bu sayı, yaklaşık 40 bin kişiyi bulmaktadır. Termal kaplıca firmaları tarafından yaklaşık 10.000-20.000 lira para karşılığında satışı yapılan ve hemen kullanıma hazır veya çok kısa sürede inşaatı bitecekmiş gibi gösterilen devremülkler şu an ya temeli atılmış inşaat ya da boş bir araziden ibarettir.”
Kızılcahamam Akasya Vadisi Termal Tesisleri Dayanışma Ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Bankacı Berrin Özdenkoş ise tepkisini şöyle dile getirdi.
“Genel kurulda şirketler tarafından alınan kararlar gereği yıldat ücreti adı altında binlerce lira devrecilerden alınmaktadır. Yıldatını ödemeyenler binalara alınmamaktadır. İcra tehdidi ile yıldatlar zorla toplanmaktadır. Harcamalar denetimden uzak yapılmaktadır. Yönetimler adına bankalardan alınan çekler devrecileri borçlandırma için kullanılmaktadır. Böylece apartman yönetimlerinin 2,5-3 milyon TL borcu devrecilerin sırtına kalmaktadır. Otelcilik faaliyeti de yürüten bu şirketler devrecilerin dairelerini gerekirse saatlik kiraya vermekte ve kira bedelini şirket hesabına geçirmemektedir. Böylece devreciler satıştan kullanıma kadar soygun sarmalına dahil edilerek soyulmaktadır.”
Jeotermal Devre Mülk Sahipleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı İlahiyatçı Tevfik Seyrek, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Sözleşme yapıyorlar, bir kere sözleşme olur. İsteğe göre iki kere olur, 5 defa sözleşme olmaz. İnsanları hayali vaatlerle kandırdılar. İnsanlara geçersiz sözleşmeler imzalattırıyorlar. Kandırıldık, insanlar mahkemelere düştü. Yasal kazanç değil bu, illegal kazanç. Çünkü yasalar doğrultusunda alım satım yapılmıyor. Vatandaşın emeklilik paralarını oraya katan sözlerle kandırarak, aldatarak nitelikli dolandırıcılık yapmanın bir manası yok. Bunun hukukta özü nitelikli dolandırıcılıktır.”