Tuna Ailesi’nin 37 yıllık sanat galericiliği serüveni

Fatma Tuna: Dünyada pek çok
evde Galeri Z’den eserler var

Ankara’nın en eski kadın sanat galericilerinden Fatma Tuna’nın sahibi olduğu Galeri Z’nin varisi ve Klasik Sanatların Eğitim Koordinatörü Güran Tuna, 37 yaşına girmeye hazırlanan galeriye yönelik yeni planları hakkında bilgi verdi. Tuna’nın sanata kadın elinin değmesi felsefesiyle çıktığı bu yolun devam ettiricisi ise oğlu Güran Tuna. Tuna ailesi ile Ankara’da galericilik üzerine söyleştik

NAZ AKMAN – Ankara’da 1983 yılında Cinnah Caddesi’nde açılan ve en eski kadın sanat galericileri arasında yer alan Fatma Tuna’nın sahibi olduğu Galeri Z, önümüzdeki günlerde 37’inci yaşına girecek. Halı, kilim, çini ve hediyelik eşya gibi pek çok çeşidi bünyesinde bulunduran Galeri Z, çoğu ressamın ilk sergisini açtığı yer. Tuna ailesi ile 37 yıllık sanat yolculuğu üzerine söyleştik.
Tuna’nın Türk sanatını yurt içi ve yurt dışında tanıtmak için açtığı Galeri Z’de, dönemin sanatçıları Lütfü Günay, İsmet Yılmaz, Mehmet Başbuğ, Ali Haydar Pektaş, Saadet Gözde, Hasan Rastgeldi, Söbütay Özer, Semiha Binzet , Ali Rıza Kırkan, İsmet Keten, Habip Aydoğdu, Ziya Taşkent ve Celalettin Uzmen gibi isimlerin eserleri sergilendi.
Tuna, “İlk sergisini ben de açan pek çok sanatçı şimdi Türkiye’nin en iyi sanatçıları arasında”
İlk kez sanat galerilerinde resim kurslarını başlatan Tuna, “Galeriyi açtığım yıllarda, Atakule’nin yerine Amerikan Officer’s Clup vardı ve haliyle yabancı misyon temsilcileri de Cinnah Caddesi ve ara sokaklarında yaşıyordu. Dolayısıyla tüm galeriler bu cadde üzerindeydi. Böyle bir ortamda insanın kendi ülkesini tanıtması kaçınılmazdı. İlk kişisel sergim Cemal Güvenç’ti. İlk sergisini ben de açan pek çok sanatçı şimdi Türkiye’nin en iyi sanatçıları arasında yer alıyor. 1983 yılında sezonun ilk karmasında Cemal Güvenç, Oya Kınıklı, Hasan Pekmezci, Hayati Misman, İhsan Çakıcı, Mustafa Ayvaz, Sabri Akça, Vedat Can, Nuri Abaç ve Ömer Lütfi Çetin yer alıyordu. Pek çok sanatçıyı destekledim, bunlardan en önemlisi belki de Celalettin Uzmen’di. Uzmen, Suluboya Ressamları Derneği kurucularından. Daha önce beş sergi açmış ancak eserleri satılmadığından bir daha sergi açmamaya karar vermiş. Ben de eserlerini gördükten sonra galerimde sergi açması için kendisini zar zor ikna etmiştim. Uzmen’in sergilenen 61 eserinden 45’ini sattık. Bu önemli satıştan sonra kendisi gelecek yıl yeniden sergi açmamız konusunda teklifte bulunmuştu. Türk resminin dünyanın farklı ülkelerindeki insanların evlerine girmesini sağladım, sadece resim değil Türk halısı ve çinisinin de bu evlere girdi. Bu nedenle sloganım da ‘Dünyada pek çok evde Galeri Z’den eserler var’dı” dedi.
“Kaledeki ilk galerici”
Cinnah Caddesi’ndeki galeriyi, Kırkpınar Sokak’a ardından 1997 yılında Ankara Kalesi’ne taşıdıklarını ifade eden Tuna, “Kaleye gelen ilk galerici benim. Geldiğim dönemde şimdi galeri ve sanat merkezi olan bu yerlerde pirinç ve deri esnafı dışında bir şey yoktu. Kale’ye gelmek durumundaydım çünkü o dönemler Cinnah Caddesi’ndeki Officers Clup’ın kapatılması ile birlikte tüm yabancı misyon temsilcileri dağılmış ama Kale’deki Washington Restoran’a hala gidip geliyorlardı. Dolayısıyla galeriyi buraya taşıdım ve eskisi gibi askeri ataşelerle yeniden karşılaşma fırsatımız oldu. Kuruluşumuzdan bu yana amaçladığımız Türk sanatının tanıtılması konusunda önemli adımlar attığımı düşünüyorum pek çok yabancıya gerek geleneksel el sanatlarımız gerekse Türk resmi hakkında bilgi verdim. O dönemler galerimi ziyaret eden Becky Gates’e çini hakkında birtakım bilgiler vermiştim, kendisi de ülkesine döndükten kısa bir süre sonra Pentagon’dan bir mektup göndererek, verdiğim bilgiler için teşekkürünü sunmuştu. Yıllarca sanatçıların elinden tutup, destek verdik. İnsanları resim almaya alıştırdık, bunu yaparken de her yolu denedik. Sanata çok ilgili ancak imkânı olmayan insanlara ödeme konusunda taksit yaptık, daha büyük ve pahalı resimleri alamayanlar için ressamlardan küçük ve uygun fiyatlı eserler üretmelerini rica ettim, tüm bunların nedeni ise her insan orijinal bir esere sahip olabilmesini sağlamaktı” diye konuştu.
Nazım Hikmet’in sayılı eserlerinden birine sahip olmak
Tuna’nın galerisinde ayrıca Nazım Hikmet’in Çankırı Cezaevi’nde kaldığı dönemde koğuş arkadaşı fırıncı İbrahim Efendi’yi çizdiği yağlı boya resmi de yer alıyor. 25 yıl önce Nazım Hikmet’in Türkiye’deki 15 eserinden biri olan İbrahim Efendi’yi alan Tuna, sanatın paha biçilemez olduğunun altını çiziyor.
Resmi ancak kamuya açık bir alanda sergilenmesi şartıyla satabileceğini söyleyen Tuna, “Kalecik’te eşimin akrabalarından biri bana bu resmi getirdi. İbrahim Efendi’nin torunları resmi satmak istemiş ancak müzayedede anlaşamamış ve satmaktan vazgeçmişler. Burada satabilir miyiz dediler, ben de ancak uzun vadede satılabileceğini söyledim. Resmi galeriye koyduk ancak satılmadı, başka bir akrabam aldı. Sonra ben ondan geri aldım. 25 yıldır elimde olan bu eserin ne kadar değerli olduğunun bilincindeyim, çok fazla alıcı çıkıyor fakat tablonun bireysel olarak birileri tarafından alınıp evinde asılmasını istemiyorum. Bu resim Nazım’ın Türkiye’de yaptığı 15 ya da 16 resminden birisi… Eserin hak ettiği değeri görmesini istiyorum. Resim satılık değil fakat bir müze veya kültür merkezinde kamuya açık bir alanda sergilenirse eğer o zaman satışa sunarım. Bu eser bana da müzeme de değer katıyor. Nazım Hikmet’in resminin bende olması bana hem gurur hem de şeref veriyor” dedi.
Galeri Z’nin yeni yüzü; Güran Tuna
Tuna’nın sanata kadın elinin değmesi felsefesiyle çıktığı bu yolun devam ettiricisi oğlu Güran Tuna. Klasik Sanatlar Derneği, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “Klasik Sanatlar” projesinin Ankara eğitim koordinatörlüğünü yürüten Güran Tuna, annesinin birikimine sahip çıkarak, yeni projelerin hayata geçirilmesi için görevi devralıyor.
Klasik Sanatlar projesi kapsamında Ankara’da verilen kurslara Galeri Z’nin ev sahipliği yaptığını ifade eden Tuna, “Projeye Eylül ayında başladık bu kapsamda tezhip, minyatür, desen, keçe, resim, ahşap, ebru, tespih, bakır rölyef, çini ve seramik gibi dersleri galerimizde veriyoruz. Eğitimin sonunda katılımcılara, kendi sanat dalından icazet belgesi, diğer sanat dallarının dersleri ve kültür derslerine katılım sağladıklarına ilişkin belgeler ile Milli Eğitim Bakanlığı, Klasik Sanatlar Derneği ile UNESCO imza ve logolu bir mezuniyet belgesi verilecek. Buradaki amaç klasik sanatlar üniversitesinin kurulması ve üniversite için nitelikli öğretmenlerin yetiştirilmesi. Koordinatörlüğünü yürüttüğüm klasik sanatlar merkezinin fiziksel şartlarının temin edilmesi ve gerekli ortamın yaratılması için elimi taşın altına koymaktan çekinmedim. Sanata olan katkımızı artırmak istiyoruz, farklı organizasyonlara da ev sahipliği yaparak, burayı canlı ve renkli bir kültür sanat merkezine dönüştürme yolunda hızla ilerliyoruz” sözlerine yer verdi.
Tuna, “Kale, Ankara’nın ruhunu hissedebileceğiniz en önemli mekandır”
Ankara Kalesi’nin klasik ve modern sanatların merkezi olma konusunda önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Tuna, galeriye ilişkin hedefleri konusunda da şunları söyledi:
“Modern sanat içinde 37 yılı geride bırakmış ve galericiliğin önemli mekanlarından birisi haline gelen Galeri Z’yi büyük bir sorumluluk olarak görüyorum. Galeri Z’nin bugüne kadar oluşturduğu birikimi ve marka değerini arttırmak için çalışmaya devam edeceğim. Yıllardır annemin çok önem verdiği ve hakim olduğu Türk halıcılığı ticaretini sürdüreceğim. Bünyemizde yeni başlattığımız klasik sanatlar eğitimlerinin devam ettirilmesi için uygun konsept yaratarak, ziyaretçilerimizin sayısını arttırmayı planlıyorum. Kale, Ankara’nın ruhunu hissedebileceğiniz en önemli mekandır. Kalenin sanatla kalkındırılması ve buranın sanatçılar ile sanatseverlerin buluşma noktası haline getirilmesi en büyük hedeflerimizden biri. Dolayısıyla burada yapılacak her türlü sanatsal etkinliğe ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz. Benimde içinde bulunduğum bu kuşak, hızlı ve gelişmeye açık olan bu dünyayı farkında olarak yaşıyoruz. Geçmişinden kopmamış ustalarının ışığında özgün olma çabasında olan ve entelektüel birikim edinen genç sanatçılara destek olmanın önemli olduğu görüşündeyim.”