Türkiye’de yeni filizlenen kılıçlı savaş sanatı

HEMA (Historical European Martial Arts), Tarihî Avrupa Savaş Sanatları’nın kısaltması olan bir spor ve bilim dalı. Dünyada yaklaşık 20 yıllık geçmişi olan bu dal, Türkiye’de birkaç yıldır yapılıyor. İstanbul, Ankara, İzmir ve Eskişehir’de dernekleşen HEMA grupları, tarihî kılıçların keskin olmayan kopyalarıyla, eski dönemlerin tekniklerini ve bilgisini kullanarak bu sporu yapıyor. Yeni olmasına rağmen hızla sempati kazanan bu spor dalını, Avrasya Tarihî Savaş Sanatları Derneği üyeleri 24 Saat Gazetesi’ne anlattı

SULTAN YAVUZ – Avrasya Tarihî Savaş Sanatları Derneği, Tarihî Avrupa Savaş Sanatları anlamına gelen HEMA (Historical European Martial Arts) sporunu Ankara’da yapan bir topluluk. Türkiye’de henüz çok yeni olan bu spor dalı, hızlı bir şekilde yaygınlaşarak alternatif bir spor ve sosyalleşme aracı olarak önem kazanıyor. Farklı kılıç türleriyle, farklı dönemlerin tekniklerinin kullanılmasıyla yapılan HEMA, her ne kadar Avrupa’daki kılıç türlerini ve tekniklerini kapsasa da, Avrasya ön adını alan dernek, gelecekte bu sporu Osmanlı kılıç ve teknikleriyle de harmanlayarak bir sentez yaratmaya çalışacaklarının sinyalini veriyor. Dikkat, konsantrasyon, kararlılık ve beden disiplini sağlayan HEMA, kullanılan malzemeler nedeniyle biraz pahalı bir spor olarak tanımlansa da, arkeoloji ve tarihle de yakından ilgili. İngiltere’deki üniversitelerde kürsüsünün açılması için çalışmalar yapılan HEMA, seyircide hem estetik bir değer hem de geçmişe açılan bir pencere hissi uyandırıyor.
Avrasya Tarihî Savaş Sanatları Derneği’nin kurucularından Attila Satan, dernekleşmeden önce HEMA’yı merak eden birkaç öğrenci ile işe başladıklarını ve zamanla sayılarının arttığını söylüyor. Farklı iş kollarından ve üniversite öğrencilerinden oluşan dernek, hem bir spor dalı hem bir tarih alt dalı hem de bir hobi olan HEMA’yı, bu üç yönüyle de ön plana çıkarmaya çalışıyor. Spor açısından profesyonelleşme yolunda hızla ilerleyen HEMA, gelecek Eylül ayında düzenlenecek Avrupa oyunlarıyla global olarak adını duyurmaya hazırlanıyor.
Daha önce yapılan kılıçlı sporların HEMA çerçevesine oturtulmadığına dikkat çeken Attila Satan, HEMA için şunları söylüyor:
“HEMA’nın bilim kısmı, arkeolojiyle yan yana gidiyor. Antik yazıtlar var, ki bizim de üzerinde çalıştığımız, Antik İtalyanca’dan İngilizce’ye çevrilen Fiore Dei Liberi’nin kılıç kullanımı üzerine hazırladığı el yazmaları var. İnsanlar bunu okuyor ve metnin içindeki resimleri uygulamaya çalışıyor. HEMA, çeviriler, araştırmalar ve yazılanların anlamlarını çıkarmak şeklinde düşünüldüğünde tarihin bir alt dalı. Yani eline sadece bir kılıç alıp karşılaşmak değil, HEMA olabilmesi için tarihte gerçekten bunun kullanıldığının kanıtlanması gerekiyor. Hem kılıç aynı olacak hem de teknik…
HEMA’ya genelde sentetik kılıçlarla başalıyoruz. Çelik, esnek ama keskin olmayan, tarihî örneğine uygun bir silahla çalışırız ki turnuvalarda da aynısı kullanılır. Bizim kullandığımız araçlar, boy, ağırlık ve şekil itibariyle eski dönemdekilerin aynısı. Kılıçları, eldiven ve dizlik gibi koruyucu ekipmanları yurt dışından getirmeniz gerektiği için biraz da pahalı bir spor oluyor.
HEMA’da kılıçlar
Satan, HEMA’da kullanılan bazı kılıçlardan söz ederek, bu konuda da şu bilgileri veriyor:
“İtalyan ve Alman “longsword” dediğiniz çift elli uzun kılıçlar var. 15. yüzyıl şövalye kılıçları olarak geçer. “Rapier” denilen Rönesans dönemi İtalyan ve İspanyol kılıçlar ve “dagger”lar var. Pelerin kullanımı da olabiliyor. Saber ise Türk kılıcından evrimleşmiş Avrupa süvari kılıcıdır. Hepimizin uzmanlaştığı farklı bir dal var. Elinize aldığınız her kılıcın bir karakteri var ve bazen ‘Ben kesmek istiyorum’, bazen ‘Beni güçlü savur’ bazen de ‘Yavaşça hissettir’ der. Benim tarihî kılıçlara dokunma şansım oldu ve Saber 1700’lü yılların ortasında moda olduğu için, piyasada çok fazla antikası mevcut.”
Normalde biriyle maç yaptığınızda ciddiye almadan vurabilirsiniz ama eğer ‘Rakibim bana vurursa ölürüm’ düşüncesiyle hareket ederseniz, farklı bir zihin durumuna geçersiniz. Dikkat, heyecan ve odaklanma gibi… Bu hareketleri, bundan 100 yıl önce I. Dünya Savaşı’nda ya da Viktorya döneminde kullandılar, bu teknikleri kullanarak hayatta kaldılar. İnsan hayâl dünyasında o zamanki bir savaşla özdeşleşebiliyor. Bu da insanlara hoş geliyor.”
Kaba güç değil, teknik önemli
Sayıca fazla olmasa da kadın HEMA’cıların da varlığına dikkat çeken Attila Satan, “Aslında bu sporda kadın ve erkek arasında fark yok, çünkü güce değil tekniğe dayalı, bu nedenle kadınların kazandığı pek çok turnuva da var. Filmelerde görülen sahnelerdeki gibi kaba güç kullanılarak rakibi alt etmek mümkün değil. Ancak belli yaşın altındakileri ya da egoları çok güçlü olan kişileri gruba dâhil etmemek kanaatindeyim. Çok ciddi yaralanmalar olmasa da, sıyrıklar ya da bazen elde kırılma ya da yaralanma olabiliyor” diyor.
Dernek olarak, çoklu yorumlamaya müsait olan HEMA’yı Türkiye’de, Osmanlı zamanında kılıcın nasıl kullanıldığını ortaya çıkarmaya çalışarak ve HEMA’dan öğrendikleri bilimel olma yöntemini uygulayarak yeni bir yapı oluşturmaya çalışan dernek, gelecekte her üniversitede bir HEMA grubu kurmayı hedefliyor.
Gümüş, “Önemli olan kazanmak değil, centilmen bir şekilde icra etmek”
FRP (Fantasy Role Playing) oynayanların HEMA ile ilgilenme ihtimalinin daha yüksek olduğunu kaydeden Umut Gümüş ise oyunlarda ve filmlerde kılıç, balta gibi silahlara âşina olmanın, bu sporu görenler için çekici olduğunu söylüyor. HEMA’yı daha önce internette gören Gümüş, Türkiye’de olduğunu tahmin etmemiş, şans eseri ODTÜ’de antreman yapan kişileri görünce, onlara katılmış.
HEMA ile ilgilenen herhangi birini gördüklerinde, her şekilde destek olduklarını ifade eden Gümüş, HEMA’cılar arasında yardımlaşmanın yaygın olduğunu vurguluyor. Diğer şehirlerdeki HEMA gruplarıyla da çalıştıklarını söyleyen Gümüş, bazı HEMA’cıların “otantiklik nazisi” içinde değerlendirilebileceğini ve bu kişilerin deneysel çalışmaları HEMA’ya dâhil etmediklerini dile getiriyor. Kendisinin deneysel çalışmalara sıcak baktığını kaydeden Gümüş, önemli olanın turnuva kazanmak olmadığı görüşünde.
Gümüş şöyle konuşuyor: “Birinin kazanmasından ziyade, iyi bir şekilde icra edebilmek, centilmence ve şövalyelik ruhuna yakışır şekilde mücadele etmek gerekiyor. Benim yurt dışında gittiğim bir turnuvada kuralları kötüye kullanan biri herkes tarafından ayıplanmıştı. Dolayısıyla sadece bir spor değil, insanların düzgün icra etmeye çalıştıkları bir sanattır HEMA. Küçükken tahta kılıçla oynamayan kaç kişi vardır ki, ben herkesin ilgisini çektiğini görüyorum.”
Salata, “Cesareti ve istediklerimi değiştirmeyi HEMA ile öğrendim”
Ankara’da HEMA’ya ilk başlayanlar arasında yer alan Hacettepe öğrencisi Doğan Salata, o zamanlar bir inşaat firmasında çalıştığı için oradan getirdiği boru ve süngerlerle başladığı kılıç kullanma macerasını zaman içinde geliştirmiş. HEMA’nın kişisel gelişim açısından kendisine çok faydalı olduğunu söyleyen Salata, bu katkıları şu sözlerle anlatıyor:
“Ben tarih okuyordum ama HEMA’ya başladıktan sonra hayattaki konumumu sorguladım ve bölüm değiştirme cesaretini de, istediklermi dönüştürmeyi de HEMA’yla öğrendim. Beşinci yılımda bölüm değiştirdim ve şimdi daha başarılıyım. Hayata ve insanlara bakış açım değişti, sosyal çevre açısındadan bana iyi örnek olacak insanların arasına girdim. Bence HEMA kişisel gelişim için de oldukça yararlı…”
Üç senedir HEMA ile ilgilenen Hacettepe öğrencisi Taha Bahadır Çolak da, internetten ve İstanbul’daki HEMA’cılardan bu sporu öğrendiğini ve ‘kılıç sallamaya’ köyde çocukken başladığını ifade ediyor. Sünger, boru gibi materyalleri kullanarak başladığı HEMA’da, şimdi çelik kılıçla antrenman yaptığını belirten Çolak, “HEMA stres atmak için mükemmel. Bazı hareketleri becerdiğinizi görmek de özgüven kazandırıyor. Belli bir yaşa kadar elinize sadece kalem vermişler, HEMA ile vücudunuzu kullanarak da bir şeyler yapabileceğinizi görüyorsunuz” diyor.
Yılmaztürk, “HEMA içimdeki kahramanı canlandırmanın yolu”
2016 yılında video izleyerek HEMA ile tanışan Mehmet Yılmaztürk, Polonya’da bir kaç gün HEMA kampına katıldığını, daha sonra da Facebook üzerinden bu sporu yapan gruplara ulaştığını belirtiyor. İstanbul’da HEMA’ya daha erken başlayan grupla iletişim kurduklarını ve zaman içinde Ankara’da bu spora ilgi duyanların birbirini bulmaya başladığını kaydeden Yılmaztürk, “2017’de grubun temelleri atıldı. ODTÜ ya da bulduğumuz yerlerde çalışmaları yapıyorduk, zamanla ekipman tedarik ettik, farklı kaynakları okuduk ve dernek hâline geldik” diyor.
HEMA’nın zihinsel olarak gelişim sağladığını ve iyi bir egzersiz aracı olduğunu ifade eden Mehmet Yılmaztürk, HEMA’nın kendisi için ne ifade ettiğini şu şekilde ifade ediyor:
“Çocukluktan beri hepimiz kılıçla oynadığımız hayalimizdeki o kahramanları, HEMA ile tatmin ediyor gibiyiz. Ben FRP de oynuyorum ve HEMA içimdeki kahramanı canlandırmanın yolu. Fantastik çizimler yapıyorum ve aslında bunların tümü birbirini besleyen şeyler… Kostümler de dikkatimi çok çekiyor ve sanırım HEMA’nın estetik yönü beni daha fazla cezbediyor.”