Ubıhçanın izinde bir ana dil belgeseli: “Bir rüya gördüm anlatsam anlamazsınız”

Kafkas halklarından biri olan Ubıhların konuştuğu Ubıhça dilini ve ana dilinin kaybolmaması için dili son konuşan kişi olan Tevfik Esenç’in hayatı boyunca verdiği mücadeleyi konu alan ‘Bir Rüya Gördüm Anlatsam Anlamazsınız’ belgeseli, ulusal ve uluslararası festivallerde beyazperdeye taşınmaya devam ediyor. Yönetmenliğini Tevfik Esenç’in torunu Burcu Esenç ve Cantekin Cantez’in üstlendiği belgesel, yaklaşık 15 bin kilometrelik bir yolculuğun hikâyesini anlatıyor

HABER MERKEZİ – Kuzey Kafkas halklarından konuştuğu Ubıhların dilini ve Ubıh Tevfik Esenç’in ana dilinin kaybolmaması için hayatı boyunca verdiği mücadelenin öyküsünü konu alan ‘Bir Rüya Gördüm Anlatsam Anlamazsınız’ belgeseli, gösterildiği ulusal ve uluslararası festivallerde büyük beğeni toplamaya devam ediyor. 1992 yılında hayatını kaybeden Tevfik Esenç’in öyküsünün izini süren belgeselin çekimleri Paris, Oslo, İstanbul, Manyas ve Kafkasya’da yapıldı. Sivil Düşün AB Programı ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle bağımsız olarak çekilen belgeselin çekimleri 3 yılda tamamlandı. Türkiye’deki ilk gösterimi Ankara Film Festivali’nde yapılan ve yaklaşık 150 bin kilometrelik bir yolculuğun hikâyesi olan belgeselin yönetmenliğini; Tevfik Esenç’in torunu, belgesel yapımcısı Burcu Esenç ile Cantekin Cantez üstleniyor.
Burcu Esenç: “Dedemin izlerinin peşinden, kendi köklerimin izini sürdüm”
Dedesi Tevfik Esenç’in hayata gözlerini yumması ile birlikte binlerce yıllık kadim bir tarihe sahip olan Ubıh halkının da anadilini kaybettiğine dikkat çeken yönetmen Burcu Esenç, belgesel ile ilgili bilgi vererek bu fikrin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı:
“Oğluma anadilinde bir isim vermek istedim ancak Ubıh dilinde erkek ismi hatırlayan hiç kimse kalmadığını fark ettim. Bunun üzerine dedemin izlerinin peşinden bir yolculuğa çıktım. Dedem, dünya üzerinde Ubıh dilini konuşan son insanlardan biri ve bir anadil savaşçısıydı. ‘Bir rüya gördüm, anlatsam da anlamazsınız’ demişti çünkü rüyası Ubıhça idi ve dünya üzerinde hiç kimse onun dilini konuşamıyordu. Onun vefatı bir hikâyenin sonu ama benim için yepyeni bir hikâyenin başlangıcı oldu ve sonunu bilmediğim bir yolculuğa çıktım. Bu yolculuk belgeselci olarak bana çok farklı bir serüven yaşattı. Ama asıl önemlisi bir Ubıh olarak kendi köklerimin izini sürdüm.”
Cantekin Cantez: “Esenç ile ilgili çok önemli belgelere ve kişisel sırlara ulaştık”
Yönetmen Cantekin Cantez ise Paris’ten Kafkasya’ya uzanan yolculukları boyunca belgeseli şekillendiren birçok yeni bilgiye ulaştıklarını dile getirerek, “Bu yolculuk sırasında başta Paris, College De France ve Sorbonne Üniversite’si arşivlerinde Tevfik Esenç ve Ubıh halkı ile ilgili çok özel ve daha önce gün yüzüne çıkmamış x ray filmlerine, belgelere, mektuplara, ses kayıtlarına ve birçok kişisel sırlara eriştik. Esenç’in gitmek istediği ama sağlığı elvermediği için gidemediği köyü Vardan’a gittiğimizde, orada hiç Ubıh kalmadığını gördük. Özellikle bu bölgede izin alamadığımız için çok sınırlı çekim yapabildik. Ancak yol boyunca topladığımız bilgilerle çok zengin bir içerik oluşturduk. Diğer yandan belgeselimiz 1864 Çerkes Sürgünü’ne de değiniyor ve bu yanıyla sürgünün kuşaklar boyunca yarattığı travmayı da gözler önüne seriyor” dedi.