Üniversite yollarında geçen zorlu bir hayat

Leyla Keskin, hikayesiyle kadınlara ilham verdi

NAZ AKMAN (ANKARA) – Yaklaşık 8 yıl boyunca Altınpark Kadınlar Kültür Eğitim Merkezi’ndeki dikiş nakış, kurdele ve pastacılık gibi pek çok kursa lise mezunu olarak katılan Leyla Keskin, üniversite okuma hayalini 49 yaşında gerçekleştirme fırsatı buldu. 2015 yılında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu’nda Geleneksel El Sanatları Bölümü’nü kazanan Keskin, 52 yaşında okulu birincilikle bitirdi. 3 çocuk annesi Keskin, gerek sağlık sorunları nedeniyle geçirdiği onlarca ameliyat dolayısıyla gerekse annelik vazifelerinden ertelediği üniversite hayalini bu birincilikle taçlandırarak, kursiyer olduğu merkezde öğretmen statüsüyle işe başladı.
Üniversite sınavına gireceği gün okulun bahçesinde düşerek pek çok operasyon geçirmek durumunda kalan Keskin, üniversite yolunda karşılaştığı zorlukları anlattı. “Arkadaşlarım sınava girerken, ben ambulans ile hastaneye kaldırılıyordum. Bir düşme ile ne kadar yara almış olabilirdim ki…” diyen Keskin, vücudunun farklı yerlerinde pek çok hasar ile üst kolunun tamamen kırıldığını ve sekiz saatlik bir ameliyat ile olanları anlamlandırmaya çalıştığını söyledi.
Kırık koluyla el sanatı yaptı
Keskin, “Yaşamın boyunca gittiğim kurslar sayesinde yapabildiğim en güzel şey el sanatlarıyla uğraşabilmekti. Yaptığım işin bir de okulunu okumak istediğim yıl, sınava dakikalar kala düz yolda yürürken düştüm. Bu basit düşme bana sayısız ameliyata ve ellerimi kullanamama neden oldu. Anlaşılan üniversite hayalini bir süre daha ertelemem gerekecekti. Öyle de oldu. Her bölgemdeki ayrı ayrı ağrılara katlanamıyor, morfinle ayakta durmaya çalışıyordum. Fakat ben kırılarak hissizleşen ellerimi yine el işi yaparak tedavi edebildim. Doktorlar uzunca bir süre düzelemeyeceğimi söylemişti. Bir yıl içinde kaydettiğim gelişme adeta mucizeydi” diye konuştu.
Üniversite hayali için pes etmedi
Bir yıllık hastane sürecinin ardından ikinci kez üniversite sınavı için girişimde bulunan Keskin, oğlunun okumakta olduğu Cumhuriyet Üniversitesi’nde eğitim görmeye hak kazandı. Eşi, çocukları ve doktorunun desteği ile hedefine doğru giderken atlattığı tüm engellerin kendisini durdurmasına izin vermediğini söyleyen Keskin, pek çok kadına ilham verdi. Eğitim serüvenine Sivas’a giderek başlayan Keskin, oğlu Burakhan ile birlikte bir öğrenci evinde yaşamaya başladı. Oğlu ile ev arkadaşlığı yapan Keskin, okul arkadaşı olan ve kızı olarak yardımcı olduğu kişinin iki yıl sonra gelini olduğunu da anlattı.
Okul arkadaşı gelini oldu
Keskin, “Öğrencilik yaşamımızda anneliği rafa kaldırarak oğlumla arkadaş gibi geçindim. Bu dönemlerde son sınıfta olan Burakhan’ın pek çok arkadaşıyla birlikte zaman geçirip gerçekten üniversite yaşamının tadını çıkarıyorduk. Hatta benim de okul arkadaşım olan ve sürekli birlikte aynı ortamları paylaştığımız bir genç kız o dönemler meğer oğlum ile berabermiş. Kısa süre sonra ise gelinim oldu. İlk seneyi geride bırakırken sağ kolumdaki kronik acının nedenini öğrenmek için hastaneye gittiğimde boyun fıtığının patladığını öğrendim. Bunun üzerine yeniden operasyonlar geçirerek okula ara vermek zorunda kaldım. Yeniden okula döndüğümde Burakhan okulu bitirmiş, diğer oğlum ise ağabeyi ile aynı okulu ve bölümü kazanmıştı. İki oğlumla birlikte üniversite okuma fırsatı buldum. Bu her annenin başına gelmeyecek türde bir şanstı” ifadelerini kullandı.
52 yaşında üç çocuğunu da okutarak lisans eğitimine başlayan Keskin, sınıf arkadaşlarıyla yaşadığı durumu şöyle anlattı:
Hayalleri olan kadınlara mesaj
“Sınıfa girdiğim ilk gün üzerimde onlarca göz hissettim. Her ne kadar benim gibi ileri yaşlarda üniversite okuyan insanlar olsa da ben bu sınıfta ileri yaş kategorisindeki tek öğrenciydim. Gençler de haliyle bu durumu farklı karşılamıştı. Bir haftanın ardından sınıftaki ve okuldaki pek çok kişinin annesi, ablası, teyzesi veya en yakın dostu olarak benimsenmiştim. Deneyimlerimi, el becerimi herkesle rahatlıkla paylaştım. Verilen ödevlerde elim kırık olmasına rağmen hem kendi el işi çalışmalarımı yaptım hem de diğer okul arkadaşlarımın imdadına yetiştim. Öğrenciler dışında bölümdeki hocalarımızla da yaşım itibariyle arkadaş gibi samimi bir ilişkimiz vardı. Üniversiteyi genç yaşlarda okusaydım belki daha çok keyif alırdım ama benimki ertelenmiş bir hayaldi. Dolayısıyla bunun verdiği hazzı hiçbir şeye değişmem. Ankara’da benim gibi belediyelerin kadın eğitim kültür merkezlerine katılan her kadına eğer varsa hayalleri peşlerinden koşmalarını öneriyorum. Ben bin bir türlü zorluğa rağmen bu yoldan vazgeçmedim, öğrenen taraftaydım öğretici tarafa geçtim. Azmederek, inanarak, pes etmeyerek her kapıyı aralayabiliriz. Tek gereken harekete geçmek.”
Leyla Keskin, Altındağ Belediyesi’nin 3 ayrı kadın eğitim kültür merkezinde Başkentli kadınlara dantel, kanaviçe, filografi, iğne oyası ve sukabağından lamba yapımı dersleri veriyor.
“Annem üniversite stresini bizden daha fazla yaşadı”
Keskin’in birlikte üniversite okuduğu oğullarından Burakhan Keskin de “Annem diğer anneler gibi yemek yapıp evde çocuklarını eşini bekleyen bir kadın olmaktan ziyade her zaman farklı kurslara katılan yeni bilgi beceri edinmek için çabalıyordu. Farklı fikirleri, projeleri amaçları olan bir insan. Biz üniversite sınavına hazırlanırken bile annemin yaşadığı sınav stresini yaşamadık. Hepimizden çok azimli ve çalışkan bir öğrenciydi. Kazadan sonra yaşadığı sıkıntıları hep birlikte destek olarak geride bıraktık. Ağrılarını sancılarını üzülmeyelim diye çoğu zaman bizlerden gizledi. Ama her evladın öncelikli görevi aile bağlarını koruması, sahip çıkması ve her daim desteğini esirgememesi olmalı” diye konuştu.