Ünlü yazar Ahmet Ümit: Bir Ankara romanı yazacağım

“Ankara’dan müthiş bir
politik gerilim romanı çıkar”

HABER VE FOTOĞRAFLAR / NAZ AKMAN (ANKARA) – Türk halkına polisiyeyi sevdiren ve pek çok öyküsünden esinlenilerek dizi ve fimlere konu olan şair yazar Ahmet Ümit, Liman Kitap Kahve’de düzenlenen imza günüyle Başkentli hayranlarıyla buluştu. Hayranlarının kitaplarını imzaladıktan sonra sorularımızı yanıtlayan Ümit, yeni romanının Ankara hakkında olacağını açıkladı.
Romanlarıyla çok satanlar listesine girmeyi başaran Türk edebiyatının önemli kalemlerinden Ahmet Ümit, Ankara’da gerçekleştirilen imza gününde okurlarıyla bir araya geldi. Özellikle “Beyoğlu Rapsodisi”, “İstanbul Hatırası”, “Beyoğlu’nun En Güzel Abisi”, “Kar Kokusu” ve “Şeytan Ayrıntıda Gizlidir” romanlarıyla tanınan Ahmet Ümit, sürükleyici polisiye yazarı olarak biliniyor. Liman Kitap Kahve’de imza gününe katılan Ümit, gazetemizin sorularını yanıtlamayı da ihmal etmedi. Ümit, yeni çıkacak olan kitabı, edebiyat ve güncel konulara ilişkin açıklamalarda da bulundu.
“Polisiye yazarken ruhumu tatile çıkarıyorum”
“Polisiye yazarken ruhumu tatile çıkarıyorum” sözleriyle polisiye türünde roman yazmaktan hoşnut olduğunu dile getiren Ümit, “Gündelik hayat çok sıkıcı, bu yüzden polisiye yazıyorum. Cinayetlerin peşinden koşuyorum, kurban oluyorum, katil oluyorum, kahraman oluyorum. Edebiyatla birlikte başka bir evrene geçiyorum. Yaşadığımız hayattan biraz uzaklaşmış oluyorum. Polisiye yazarken ruhumu tatile çıkartıyorum. Geri döndüğümde hayata yeniden katlanabilecek gücü buluyorum” dedi.
İyi bir okur olduğunu ve polisiye yazma sürecinden söz eden Ümit, şöyle konuştu:
“Okur karakterle özdeşleşleşmeli”
“Bulmaca kuruyorsunuz. Burada bir matematik var. Sayıların yerini insanlar oluşturuyor, işlemlerin yerini olaylar alıyor. Bunu önce tasarlıyorsunuz. Bazı tezli romanlarda da üzerinde çalışmalar yapıyorum. Patasana’da Hitit tarihi, Elvada Güzel Vatanım’da ittihat ve terakki, İstanbul Hatırası’nda İstanbul’un tarihi var. Kırlangıç Çığılığı ise kurgusal ama güncel bir sorun. Çocuk tacizcilerini öldüren bir serikatil, Suriyeli göçmenler, organ mafyası konularını içeriyor. Benim asıl anlatmak istediğim şey, gündelik sorunlardan yola çıkarak insanı anlatmak. Okur karakterlerle özdeşleşleşmeli, içindeki kişilik özellikleri ortaya çıkmalı. Kötü yanları varsa onlarla hesaplaşır ve o kötülükten uzaklaşır, iyi yanları varsa güçlendirir. Bir yandan da o kitabı okurken eğleniyorsunuz, hoşça vakit geçiriyorsunuz. Sizi başka yerlere götürüyor.
Kendimin okuyabileceği romanlar yazıyorum. Bir roman beni heyecanlandırıyorsa bütün okurları heyecanlandırıyor. Çünkü ben iyi bir okurum. Bugün 5 saat okurlarımın getirdiği kitapları imzaladım, insanlara gülümsedim, onlar da bana gülümsedi. Çok yoruldum evet ama bu kadar insan beni beklerken, yemek yemeğe bile hakkım yoktu.”
“Başkomiser Nevzat, aslında tümüyle bir rastlantı sonucu oluştu”
İnsanı anlatabilmek için polisiye yazdığını söyleyen Ümit, eserlerinizdeki Başkomiser Nevzat karakterine ilişkin ise, “En iyi eserlerde mutlaka cinayet olmasına gerek yok. Fakat dünya edebiyatına baktığınızda Dostoyevski, Shakespeare gibi… İyi eserlerin çoğunda cinayet var, cinayetten yola çıkılıyor. Bunun nedeni yazarların cinayeti anlatmayı sevmesi değil, insanı anlatmak için çok iyi bir malzeme olması. İnsanı anlatmak için cinayeti anlatıyoruz.  Başkomiser Nevzat, aslında tümüyle bir rastlantı sonucu oluştu. Bir gazeteye hafta sonları yazacağım tefrika için oluşturduğum karakterdi. Çok beğenilince sinemacılar, buradan yola çıkarak diziler yapmak istedi. Arka Sokaklar ve birkaç diziye esin kaynağı oldu. Nevzat, ete kemiğe bürünsün diye Kavim romanını yazdım. Nevzat karakteri, benim kafamda bir polis nasıl olmalıdır? sorusunun cevabı. Aynı zamanda emniyet teşkilatına da önerim; halkın polisini yaratmak istiyorlarsa Başkomiser Nevzat gibi adamlar yetiştirsin. Kanunların yanında yer alan ama aynı zamanda vicdanı olan bir polis Başkomiser Nevzat, ben de seviyorum, iyi adam” dedi.
Son romanında neden seri katili seçtiğini ve çocuk tacizcileriyle birebir konuştuğunu ifade eden Ümit, şöyle konuştu:
“Seri katil seçmemimin nedeni, ‘çocuk tacizcilerini öldüren bir seri katil mi daha korkunç? Yoksa olup bitenlere ses çıkartmayıp ‘bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın’ diyen insanlar mı?’ asıl kıyaslama buydu. İnsanlık için hangisi daha tehlikeli? Bu soru etrafında insan vicdanlımıdır, empati duygusu varmıdır, acımasız vahşi bir mahlukmudur? Seri katili seçiyor olmam romanımda bana böyle bir tartışma fırsatı tanıyor.
Çocuk tacizcilerini öldürmek çözüm değil. Belki kimyasal hadım olabilir. Bunu kabul ederim. Ben o damlarla da konuştum. ‘Kendime engel olamıyorum’ diyorlar. Hatta kendilerine ‘kimyasal hadım yapın’ diyenler de var. Ama birini öldürme meselesi bambaşka, idam yanlış. Cinsel eğitim verilmeli. Cinselliğin üstünü kapatarak, utanarak yaşayamazsınız. Anlatalım ki sapıklar ortaya çıkmasın.”
Yetişkinlere aşk masalı
Yetişkinler için fantastik bir aşk romanı yazdığını söyleyen Ümit, yeni kitaplarına ilişkin tüyolar verdi. Ümit yaklaşık 1 yılın ardından çıkacak olan kitabının içeriği hakkında, “Şimdi bir masal yazıyorum. Büyükler için aşk masalı. Bu kitapta, aşkın ne olduğu ve kadın özgürlüğü meselesini ele aldım. Türkiye’de kadın cinayetleri çok fazla. Çünkü erkekler sevmeyi bilmiyor. Kadının kendi özgürlüğünü yaşamasına izin vermiyorlar. Onlar için aşk dedikleri şey, kendi yarattıkları evren içerisinde kadının hapis olması. Bunu anlatan çok güzel bir fantastik masal kitabı. Daha sonra polisiye olarak da Bergama Berlin var. Berlinde başlayıp, Bergama’da devam eden sağlam bir polisiye gelecek” dedi.
“Ankara tam olarak Cumhuriyet’i ifade ediyor”
Başkentlilere, Ankara’yı anlatan bir roman yazacağını müjdeleyen Ümit, “Ankara’dan müthiş bir politik gerilim romanı çıkar. Taşlar yerine otursun 15 Temmuz’u yazacağım. Şahane olur. Ankara tam olarak Cumhuriyet’i ifade ediyor. Cumhuriyet ile beraber var olan bir şehir. Cumhuriyet olmasaydı Ankara olmayacaktı” diye konuştu.
Başkentte özellikle Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni beğendiğini söyleyen Ümit genç yazarlar hakkında da “Yazar olmasaydım, besteci ya da ressam olurdum. Her şekilde sanatın içinde olmak isterdim. Başka türlüsünü ruhum kaldıramazdı. Gençler çok iyi yazıyorlar. Bayrağı sağlam ve temiz insanlara teslim edeceğiz. Çok yetenekli bir yazar kuşağı geliyor. Hepsini okuyorum, başarılılar” dedi.