Vay! vay! vay!

“Hey Allah’ım, aklıma mukayyet ol!” diye dövünüp duruyorum bütün bu olup bitenler karşısında.

Her şey zıvanadan çıktı da, bari aklım yerinde kalsın.

Olup bitenleri anlamakta güçlük çekiyorum.

Bir ülkede “tekil irade”, idari birimlere “mevzuatı boş verin, zihniyetinizi değiştirin” diye öneride bulunuyorsa, o ülkede işler tümüyle şirazesinden çıkmış demektir.

Yetmedi; bir ülkede iki gazeteci haber yaptı diye ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmak isteniyorsa, varın “basın ve ifade özgürlüğü” nün nereye vardığını siz düşünün.

Yetmedi; bu ülkede Cumhuriyeti kuran partinin milletvekili, hem o partinin, hem Cumhuriyetin kurucusu olan büyük Atatürk’ün resmini çöp sepetine atmışsa, o milletvekili halâ kulağından tutulup partiden atılmıyorsa Cumhuriyetimizin geldiği noktayı anlayın artık.

“Mevzuatı boş ver, zihniyete bak!” diyor tekil irade.

Tekil irade böyle buyuruyorsa, varın, “hukuk devleti” kavramının nasıl bir hendeğe düşürüldüğünü siz hesap edin.

Nihayet, Fuat Avni kardeşimiz sosyal medyada yeniden zuhur etti de bazı gelişmelerden haberdar olabildik.

İki zirve arasında soğuk rüzgârların estiği, derin çekişmeler yaşandığı konuşuluyor.

AKP’nin eski sözcüsü, kendi adına açtığı blokta partideki muhafazakâr kanat adına muhalefet yapmaya başlamış.

Ve bir itirafta bulunmuş:

“Olup bitenleri seyrettiğimiz için terör bu noktaya geldi.”

Demek ki bu ülkede bazı şeyleri öğrenebilmemiz için bazılarının koltuktan düşmesini beklemek gerekiyor.

Vanlı Hüseyin bundan böyle eleştiri şarjörünü doldurup doldurup partisinin üzerine boşaltacak demektir.

Muhalefet deseniz, evlere şenlik.

CHP’nin yeni genel sekreteri beyefendi bir insan. Ama bu makamı ne kadar doldurur, verdiği ilk mülakattan anladık ki yeterince “yeterli” olmayacak.

Selin Sayek Böke hanımefendi, fiziği ile göz doldurdu ama, parti sözcülüğü bağlamında biraz yavan kaldı. Gözler Halûk Koç’u aradı.

“Sert muhalefet”e çok nazik bir hanım sözcü tayin edilmiş.

 “Ölümüne demokrasi” meydan okumasının sözcüsü bu kadar light olmamalı diye düşündüm O’nu dinlerken.

MHP’de bildik terane. Muhalifler, Bahçeli barajını aşmaya çalışıyor.

Kendi içinde dağınık bir muhalefetle “mevzuatı boşver” noktasına gelmiş bir devleti toparlamak kolay olmayacak.

Konyalıya dikkat. Derinden gidiyormuş. Hatta, kendi medyasını kuruyormuş.

“Tekil irade”nin bildik hayalini galiba O suya düşürecek.

Memleketim Erzurum’da termometreler patlamış.

Eksi 50’yi gösteriyor.

Doğalgazda indirim yok, beleş kömürden şehrin ufku kararmış. Yoksullukta ilk üçteki yerini koruyor. Vali, yandaş kanalda çocuk kandırır gibi “siz o sıralamalara bakmayın, güzel şeyler olacak” diyor.

Halk “kara zehir” soluyup, “ak sihir” üflüyor yine de.

Ve oran değişmiyor.

Yüzde yetmiş AKP, yüzde 30 diğerleri.

Bize de…

Memleketin genel ahvali, memleketimin özel ahvali için;

“Vay! Vay! Vay!” demek düşüyor.